| |||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | #1 |
| Receb ekim, Şaban sulama, Ramazan ise harman ayıdır Yürüyenler koşun, konuşanlar susun ve davranın, yatanlar kalkın! Haydi, haydi durmayın! Bu pazar hiçbir ayrımcılık, hiçbir formalite, ... Receb ekim, Şaban sulama, Ramazan ise harman ayıdır Yürüyenler koşun, konuşanlar susun ve davranın, yatanlar kalkın! Haydi, haydi durmayın! Bu pazar hiçbir ayrımcılık, hiçbir formalite, hiçbir belge, hiçbir ücret istenilmeden girilen ve mutlak kârla çıkılan tek pazar, haydi durmayın koşun! Cenab–ı Şaban ayı bir noktada ramazana hazırlık ayı da sayılabilir Sahâbe–i Kiram Hazeratı şaban ayında Kur'an–ı Kerîm'i çok okumaya başlar ve ramazan–ı şerife hazırlıklı çıkmaya çalışırlardı Bu maksatla işlerini ve halk ile münasebetlerini düzene koyarlar, borçları varsa öderler, alacakları varsa alırlar, fakir ve düşkünlere de yardım ederek onların da gönüllerini hoş etmeye önem verirlerdi![]() Abdülkadir–i Geylânî Kuddise Sırruhu Hazretleri şöyle demiştir: "Recep, cefayı terk ayıdır; şaban, amel ve vefa ayıdır; ramazan ise, sadakat ve safa ayıdır Recep tevbe ayıdır; şaban muhabbet ayıdır; ramazan, Hakk'a yakınlık bulma ayıdır Recep, hürmet ayıdır; şaban, hizmet ayıdır; ramazan, nimet ayıdır Recep, ibadet ayıdır; şaban, zahidlik ayıdır; ramazan ise, ziyadesi ile nimetlere ermek ayıdır Recep ayında iyilikler kat kat artar; şaban ayında kötülükler kalkar; ramazan ayında ikramlar gelmeye başlar Recep, önce gidenlerin ayıdır; şaban ortadakilerin ayıdır; ramazan ise, âsilerin ayıdır "Zunnûn–i Mısrî Kuddise Sırruhu şöyle demiştir: "Recep, âfetlerin geri bırakıldığı; şaban, taatların yapıldığı; ramazan da ikramların beklendiği aydır " Bu duruma göre: Bir kimse âfetleri terk etmez, taatta bulunmaz, ikramları da gözetmez ise, o kimse herzecilerdendir Zunnûn–i Mısrî bir başka zamanda şöyle demiştir "Recep, ekim, şaban, sulama; ramazan ise, harman ayıdır " Her ekilen biçilir Her yapılan işin karşılığı görülür Bir kimse ekim zamanını boşa geçirirse, harman zamanında pişmanlık duyar Âhirette kötülük göreceğinden dünyada beslediği ümitler de hiç olur![]() Salih zatlardan bazısı şöyle demiştir: "Sene bir ağaçtır Recep ayı, senenin yapraklanma günleridir Şaban ayı, meyvelenme günleridir Ramazan ayı ise, senenin meyvelerinin toplandığı günlerdir "Şöyle anlatılmıştır: Recep ayı, Allahu Teâlâ'dan gelecek mağfiretlere tahsis edilmiştir Şaban, özel olarak, şefaat ayı kılınmıştır Ramazan ayında iyilikler kat kat verilir Bunun için tahsis edilmiştir Görülüyor ki, Cenâb–ı Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz ve büyüklerimiz, bu aylara ve günlere oldukça fazla önem vermişler, Allahu Teâlâ'ya ibadet ve taatte büyük gayret göstermişler ve bizlere güzel örnek olmuşlardır Bu yüzden ki, bu ayların kadr–ü kıymetini idrak eden ve bu büyük rahmetten istifade etmeye çalışan büyük zatlar bu ayları büyük bir canlılık içerisinde geçirmişlerdir Mümkün mertebe oruç tutmuş, Kur'an okumuş, etraflarındaki insanları da bu güzel hasletlerle donatmaya gayret etmişlerdir İşte asrın kirine–pasına bulaşmış insanlar, kâinatın alkışladığı böylesi mübarek ayları vesile kılarak, bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını aramalılar Böylesi günlere bir daha kavuşamama ihtimalini de hesaba katan bir mü'min nasıl bir devlet ve nimetle karşı karşıya kaldığının farkına varırsa, umulur ki şanına uygun bir şekilde değerlendirir![]() Bilhassa bizim yanımızda bu ay ve günlerin yeri olmalı ve fevkalade önem taşımalıdır Bütün bu günler, bizi ecri ve mükâfatı hudutsuz olan ramazan ayına tam bir safiyet ve temizlik içinde hazırlamalıdır Evet, yine tüllendi şafak, yine açıldı nikab Bağlara sindi cennetasa menevşe kokuları, yüzlerde görüldü tebessüm, pazara rağbet geldi Bire on, bire yüz, bire yedi yüz, bire binlerin verileceği bir pazarın, bir sonsuz hazinenin önüne kuruldu otağ Yürüyenler koşun, konuşanlar susun ve davranın, yatanlar kalkın! Haydi, haydi durmayın! Bu pazar hiçbir ayrımcılık, hiçbir formalite, hiçbir belge, hiçbir ücret istenilmeden girilen ve mutlak kârla çıkılan tek pazar, haydi durmayın koşun! Bu pazar sahibi ne kadar zengin, ne kadar cömert, ne kadar affedici ve bağışlayıcı ki, baksanıza yıllardır dağlarda isyan bayrağını açanlara bile açmış rahmet sinesini Bir dostunun diliyle: "Gelin, gelin! Kim olursanız, ne olursanız olun, yine gelin Bu kapı, bu pazar ümitsizlik kapısı değil!" diye ferman ediyor Evet, bu kapı kazanmanın, tebessümün, kurtuluşun pazarına açılan ilk kapıdır; haydi uğurlar ola Unutmayın, insan bir şeye nasıl başlarsa, öyle bitirir İşte burada bize düşen iş, o pazarı, önümüze açılmış rahmetten bir hazine bilerek, eteklerimizi alabildiğince doldurarak oradan ayrılmak olmalı Zira orada israf yok, orada azalma, bitme korkusu yok Herkes gönlünce, alabildiği kadar almanın, taşımanın bütün yollarını denemeli![]() Gerçek ticaret bu aylarda yapılır Maddî ticaret peşinde koşan tüccarlar malının daha iyi satılacağı ve daha iyi rağbet göreceği mevsimleri beklerler O mevsimler yaklaştığı zaman çok ciddi bir çalışmaya başlarlar Piyasaya arz edecekleri malın her çeşidinden ve her sınıfından en iyisini ve en güzelini ararlar ve hazırlarlar![]() Kazanç ümidi ile icabında çok uzak yerlere giderler Ticaretine olan hırslarından dolayı rahatlarını bırakırlar Çoluk çocuklarından ayrılırlar Her türlü tehlikeyi göze alarak gerektiğinde karadan, denizden ve havadan hareket ederek uzak ülkelere kadar giderler Çünkü kazancının tadını tadan bir kimse yanında sıkıntı ve her çeşit güçlük ona hiçtir![]() Bu dünya peşinde koşan tüccarların yüzde yüz kazanacaklarına dair herhangi bir garantileri de yoktur Belki kazanır, belki de kazanamazlar ve hatta zarar etmesi de her zaman mümkündür Bu durumda olan, maddî ticaret peşinde koşan şu insanların hâline bakalım, ibret alalım Kazanacaklar da sonu ne olacak? Ne olacak; kendisi öbür âleme göçtüğü zaman kazancının hepsi dünyada kalacak Enes b Malik Radıyallahu Anh'dan rivayete göre; Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem:"Ölüyü üç şey takip eder, kabre kadar gider de ikisi tekrar geri döner Biri orada onunla beraber kalır Ölüyü ailesi, malı ve ameli takip eder Neticede ailesi ve malı geriye döner de, kendisiyle beraber sadece ameli kalır "(1) buyurmuştur![]() Hep dünya ticaretiyle meşgul olmayan, bu arada âhiretini unutmayan ve orası için mal biriktiren, mânevî ticaret yapanlar da vardır Âhireti kazanmaya çalışan sadık ve muhlis âhiret tüccarları da mevcuttur![]() Bunlar da bu içerisinde bulunduğumuz mânevî ticaret ve kazancın bol olduğu ve yüzde yüz kârla çıkacağı mübarek günlerin kadr–ü kıymetini bilirler Zamanlarını değerlendirirler Kendilerini bu kârlı kazançtan hiçbir şey alıkoyamaz Böylelerini Yüce Rabbimiz Kur'an–ı Kerîm'de şöyle anlatıyor:"Nice adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alış veriş Allah'ı anmaktan (O'na ibadet etmekten ve emirlerine bağlanmaktan), namazı gereği üzere kılmaktan, zekât vermekten kendilerini alıkoymaz Onlar bir günden (kıyametten) korkarlar ki, o günde kalpler ve gözler korkudan hâlden hâle döner, kıvranır Çünkü Allah, kendilerine yaptıkları işlerin en güzeli ile mükâfat verecek ve fazlından da, onlara daha ziyadesini verecektir Allah dilediği kimseye hesapsız rızık verir " (2)Bire on kazançlı ticaret Bunlar yüzde yüz kazanan tüccarlardır Aldanma, aldatma, zarar etme ve kazanmama diye bir şey olamaz Daima kazanırlar Cenab–ı Hak, hep değerinden fazla veriyor Kulunun bir ameline karşı ihlâs ve niyetine göre, ondan yedi yüze kadar ve hatta "Allah dilediği kimseye (sayısız olarak) kat kat verir, Allah'ın ihsanı çok geniştir, her şeyi hakkıyla bilendir " (3) âyet–i kerîmesi hükmünce, sayısız olarak ihsan ve ikramda bulunur Fazl–u keremi nihayetsiz olan Allah; kendisinden korkan, emirlerine sımsıkı sarılan, muhsin ve muttaki kullarına onlar için hazırladığı ve eni, göklerle yer arası kadar olan uçsuz bucaksız ve nimetleri tükenmeyen cennetleri verecektir Şöyle ki:"Rabbinizin bağışına ve takva sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer arası kadar olan cennete koşun! O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler Allah da güzel davranışta bulunanları sever Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe istiğfar ederler Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir Böyle amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir! (4)Bu üç âyet–i kerîmede İslâm ahlâkının bir hülâsası verilmiştir ![]() 133 âyette, Rabbimizin bağışına, gökler ve yer genişliğinde olan cennetine kavuşmanın, bütün ahlâkî davranışlarımız için temel gaye olduğu; iyiliği, birtakım dünyevî menfaatler kaygısıyla değil de, sırf Allah'a saygı ve sevgi demek olan takva saiki ile ve sadece uhrevî saadet uğruna yapmak gerektiği hatırlatılmıştır![]() 134–135 âyetlerde ise İslâm'da ideal ahlâk tipi olan "muttaki insan"ın temel ahlâkî nitelikleri olarak sayılan her hâlde cömert olmak, öfkeyi yenmek, insanları bağışlamak ve hatasını görerek kabul etmek ve vazgeçmek gibi vasıflar, ancak ihtirasları ve bencil duyguları karşısında hürriyetine kavuşmuş üstün ruhların faziletleridir![]() "Rabbimiz Allah deyip, sonra istikametten ayrılmayanlar ve (dosdoğru) olanlar için ne korku vardır, ne de onlar hüzünleneceklerdir " (5) âyet–i kerîmesine göre ise maddî ve manevî ticaretlerinde pür dikkat kesilenler, doğruluktan, ihlâs ve samimiyetten ayrılmayanlar, içi dışı bir olanlar için hiçbir zaman kaybetmek yoktur Onlar her türlü korku ve kederden emin olarak Rablerinin hıfz–u emânındadırlar![]() Bu bakımdan istikametten ayrılmamak ve bilhassa âhiret hazırlığında ve kazancında en küçük bir kusur ve ihmal yapmamak için, çok ciddi bir çalışmanın içinde bulunmak her mü'minin yapması gereken bir borçtur ![]() "Sizin yanınızda olan tükenir; fakat Allah katındaki bâkidir " (6) âyet–i kerîmesi hükmünce, fâniyi bâkiye tercih etmek, akıl kârı değildir![]() "Kendileriniz için hayırdan ne takdim ederseniz (sizden önce ne gönderirseniz), onu Allah'ın katında daha hayırlı ve ecrini daha büyük olarak bulursunuz Allah'tan (günahlarınızın) affını isteyiniz Şüphesiz, Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir " (7) ayet–i kerîmesi hükmünce de, içerisinde bulunduğumuz büyük mânevî ticaret mevsiminin kıymetini bilelim Bu mevsim; Hâlık–ı Zü'1–Celâl'in ihsanıyla cehennem ateşinden kurtulan, geçmiş günahları bağışlanan kimselerin ticaret mevsimidir ![]() Bu mevsim, iyilikle, ihsanla, itaatle ve ibadetlere devamla Rabbine yakınlık kazanan, büyük hayırlar ve umumî rahmetler sebebi ile kurtuluşa eren kimselerin ticaret mevsimidir ![]() Bu mevsim, güzel niyetlerle sadaka ve zekâtlarını verenlerin, her çeşit orucunu boş sözlerden, kötü işlerden koruyanların, gözünü, kulağını ve dilini haramlardan çekenlerin ticaret mevsimidir ![]() O hâlde bütün gücümüzle bu mevsimde çalışalım Karşılığı kat kat olan salih amellerle meşgul olalım Şunu iyi bilelim ki, yaptığımız her şey yazıcı melekler tarafından zapt olunmaktadır Yazılanların hep iyi şeylerimiz olması hususunda büyük titizlik ve gayret gösterelim![]() "Gerçekten iman edip salih ameller işleyenlere gelince; şüphe yok ki, Allah güzel bir amel işleyenin mükâfatını zayi etmez " (8)Eyvah! diyeceğimiz zaman yakındır Bir de bakın! Sanki daha dün uğurladığımız üç aylar geldi ve yine geçip gidecek Uyumayalım! Ömrümüz de böyle gelip geçiyor Hani dedelerimiz, ninelerimiz! Hani annemiz, babamız! Hani dostlarımız, kardeşlerimiz! Hani geçen sene aramızda bulunan dost ve ahbaplarımız! Nereye gittiler? Niçin aramızda yoklar? Unutmayalım ki, onları sinelerine çeken kara toprak yakında bizi de çekecek![]() ![]() Binaenaleyh bu mübarek üç ayları toparlanmamıza vesile kılarak, Rabbimizin:"Ey iman edenler! Allah Teâlâ'dan korkun (da emirlerini ifa edin) Herkes yarını (kıyamet günü) için önden ne göndermiş olduğuna bir baksın Allah Teâlâ'dan korkun (da yasak edilen şeyleri terk edin) Çünkü Allah Teâlâ, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır " (9) emrine kulak vererek, âhiret için ne hazırlık yaptığımıza bir bakalım Abdullah b Abbas'tan rivayete göre; Peygamberimiz vaaz ettiği bir şahsa şöyle buyurmuştur:"Beş şey gelmeden evvel beş şeyi ganimet bil: 1–İhtiyarlamadan evvel, aciz ve düşkün duruma düşmeden önce gençliğinin kıymetini bil… 2– Hasta olmadan evvel sıhhatinin kıymetini bil… 3– Fakir düşmeden evvel zenginliğinin kıymetini bil… 4– İşin gücün artmadan evvel boş vakitlerinin kıymetini bil… 5– Ölüm gelmeden evvel hayatının kıymetini bil…" (10) Unutmayalım ki, içinde bulunduğumuz bu aylar, bu günler ve bu geceler, her zamankinden daha feyizli, daha bereketli, tevbelerin daha çok kabule şâyân olduğu vakitlerdir ![]() Elhamdülillah! İdrak ettiğimiz şu üç ayları güzelce değerlendirebilmek için: l–Geçmişi iyi bir muhasebe etmeli, tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız Hazret–i Ömer bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:"Hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekiniz Amelleriniz tartılmadan önce, kendi amellerinizi tartınız Hesaba çekilmek üzere, kıyamet günündeki en büyük arz, huzura alınma için gerekli güzel hazırlıklarınızı yapınız O gün huzura alınırsınız Öyle ki, size ait hiçbir sır gizli kalmaz, bütün sırlar meydana çıkar " (11) Nitekim Cenab–ı Hak şöyle buyurur: "(Ey insanlar!) O gün (hesap ve sorgu sual için) huzura alınırsınız (Öyle ki,) size ait hiçbir sır gizli kalmaz, (bütün sırlar meydana çıkar) " (12)Eyvah! diyeceğimiz zaman yakındır Bir de bakın! Sanki daha dün uğurladığımız üç aylar geldi ve yine geçip gidecek Uyumayalım! Ömrümüz de böyle gelip geçiyor Hani dedelerimiz, ninelerimiz! Hani annemiz, babamız! Hani dostlarımız, kardeşlerimiz! Hani geçen sene aramızda bulunan dost ve ahbaplarımız! Nereye gittiler? Niçin aramızda yoklar? Unutmayalım ki, onları sinelerine çeken kara toprak yakında bizi de çekecek![]() ![]() Binaenaleyh bu mübarek üç ayları toparlanmamıza vesile kılarak, Rabbimizin:"Ey iman edenler! Allah Teâlâ'dan korkun (da emirlerini ifa edin) Herkes yarını (kıyamet günü) için önden ne göndermiş olduğuna bir baksın Allah Teâlâ'dan korkun (da yasak edilen şeyleri terk edin) Çünkü Allah Teâlâ, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır " (9) emrine kulak vererek, âhiret için ne hazırlık yaptığımıza bir bakalım Abdullah b Abbas'tan rivayete göre; Peygamberimiz vaaz ettiği bir şahsa şöyle buyurmuştur:"Beş şey gelmeden evvel beş şeyi ganimet bil: 1–İhtiyarlamadan evvel, aciz ve düşkün duruma düşmeden önce gençliğinin kıymetini bil… 2– Hasta olmadan evvel sıhhatinin kıymetini bil… 3– Fakir düşmeden evvel zenginliğinin kıymetini bil… 4– İşin gücün artmadan evvel boş vakitlerinin kıymetini bil… 5– Ölüm gelmeden evvel hayatının kıymetini bil…" (10) Unutmayalım ki, içinde bulunduğumuz bu aylar, bu günler ve bu geceler, her zamankinden daha feyizli, daha bereketli, tevbelerin daha çok kabule şâyân olduğu vakitlerdir ![]() Elhamdülillah! İdrak ettiğimiz şu üç ayları güzelce değerlendirebilmek için: l–Geçmişi iyi bir muhasebe etmeli, tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız Hazret–i Ömer bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:"Hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekiniz Amelleriniz tartılmadan önce, kendi amellerinizi tartınız Hesaba çekilmek üzere, kıyamet günündeki en büyük arz, huzura alınma için gerekli güzel hazırlıklarınızı yapınız O gün huzura alınırsınız Öyle ki, size ait hiçbir sır gizli kalmaz, bütün sırlar meydana çıkar " (11) Nitekim Cenab–ı Hak şöyle buyurur: "(Ey insanlar!) O gün (hesap ve sorgu sual için) huzura alınırsınız (Öyle ki,) size ait hiçbir sır gizli kalmaz, (bütün sırlar meydana çıkar) " (12)
| |
| |
| Sponsored Links | ||||
| Yudumla | Mumsema | Derya Gibi | Oya |
| Saat 22:47. | | | | |