| |||||||
| Forum Kuralları | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Ebû'l-Haseni'l-Harkânî (k s)hazretleri şöyle anlatır: 'İki kardeş vardı Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, ... Ebû'l-Haseni'l-Harkânî (k s)hazretleri şöyle anlatır: 'İki kardeş vardı Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ'ya ibâdet ederdi Bir akşam, Allah Teâlâ'ya ibâdet kardeş, yaptığı ibâdetten, duyduğu hazdan dolayı kardeşine: 'Bu gece de anneme sen hizmet et, ben ibâdet edeyim, dedi 'Kardeşi kabul etti İbâdet ederken secdede uyuya kaldı ve o anda bir rüya gördü Rüyasında bir ses ona: 'Kardeşini affettik, seni de onun hatırı için bağışladık, deyince genç: 'Ben Allah Teâlâ'ya ibâdet ediyorum Kardeşim ise anneme hizmet ediyor Fakat beni onun yaptığı amel yüzünden bağışlıyorsunuz, dedi Ses ona: ''Evet, senin yaptığın ibâdetlere bizim hiç ihtiyacımız yok Fakat, kardeşinin annene yaptığı hizmetlere annenin ihtiyacı vardı, karşılığını verdi![]()
| |
| |
| Sponsored Links | ||||
| Yudumla | Mumsema | Derya Gibi | Oya |
| | #2 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ZEKERİYYA ALEYHİSSELÂM NEDEN YEMEĞE DÂVET ETMEDİ? Zekeriyya (a s ) son derece cömerti ve kendi el emeği ile maişetini temin ederdi Bir keresinde bir inşaat işinde çalışıyordu Çalışma arasında, ancak kendisine yetecek kadar ekmek getirdiler![]() Zekeriyya (a s ) kendisine verilen ekmeği yerken, yanına başkaları da geldi Zekeriyya (a s ) onları yemeğe dâvet etmedi Onun cömertliğini bildikleri için, gelenler, bu tutuma şaştılar Zekeriyya (a s ) ekmeğini bitirdikten sonra, şu açıklamayı yaptı:'Ben burada gündelikle çalışıyorum Bana düşen işi gereği gibi yapabilmem için, bu ekmeği verdiler Aldığım ekmeği hep beraber yesek, size de bana da yetmeyecek Ve ben, verimli şekilde çalışamayacağım İş sahiplerinin hakkı üzerimde kalacak İşte bunun için sizi yemeğime dâvet etmedim 'Hakperest bir insan, Allah Teâlâ'nın bahşettiği nûr ile, böyle ince düşünür Yemeğe dâvet bir fazilet ise, işinde gereği gibi çalışmak da bir farzdır İşinde zayıflık, farzda noksanlık iken, dâveti terk etmek fazilette noksanlıktır![]() Farzın yanında faziletin hükmü kalmaz Zira, 'Def'-i mazârrat, celb-i nef'a râcihtir
|
| |
| | #3 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ZAYIFLAMA İLACI İmam Şafiî Muhammed b İdris Hazretleri anlatıyor:Eski zamanda pek şişman bir kral varmış Şişko kral zeki hekimlerden birinden kendisini zayıflatacak ilaçlar talep etmiş Doktor onu görünce şöyle demiş:- Allah seni ıslah etsin! Ben ilerisini gören bir doktorum Sana bakınca anladım ki, senin ancak bir aylık ömrün kalmış! İlacın sana bir faydası olmaz ki!Bunun üzerine kral, söylediklerinin doğru olup olmadığını anlamak için hekimi hapsettirir Kral da bu süre içinde halktan gizlenir Fakat içini öyle bir üzüntü sarar ki, bir ay içinde iyiden iyiye zayıflar![]() Bir aylık zaman geçince kral sağ salim ortaya çıkar ve hapisteki hekimi de yanına çağırır Der ki:- Yalanın ortaya çıktı İşte ben ölmedim Bu yalanın sebebiyle seni fena halde cezalandıracağım Hekim ise telaşlanmadan cevap verir:- Allah kralı ıslah etsin! Ben geleceği bilmede Allah'ın en düşük kuluyum Fakat ben anladım ki, senin şişmanlığını gidermenin tek ilacı, ancak keder ve üzüntüdür İşte bu sebepten dolayı, sana söylediğimi söyledim!Bunun üzerine kral onu serbest bırakır ve kendisine iyiliklerde bulunur 'İmam Şafiî bu hikayeyi şu maksatla anlatmış: 'Fazla dert ve tasa, bedeni zayıflatan ve solduran şeylerdendir ' (Tabii ki sıkıntıdan fazla yeme durumu hariç)Yine o şöyle derdi: 'Sana dininden bilgi verecek bir alimin ve beden durumundan bilgi verecek bir doktorun bulunmadığı bir memlekette oturma '
|
| |
| | #4 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | MUKABELE EDİLMEZSE, ZÂLİMİN HASMI BİZZAT HZ ALLAH'TIR! Erzurum'un büyük velîsi İbrahim Hakkı (k s ) hazretlerini çocukken İsmâil Fakîrullah (k s ) hazretlerine teslim ederler İyi bir terbiye alması için çocukluğunun mühim bir devresini Fakîrullah hazretlerinin yanında geçiren İbrahim Hakkı hazretleri, bir gün eline aldığı bir testiyle çeşmeye gider, doldururken oraya gelen bir atlı:-Çekil bakayım önümden be çocuk! diye İbrahim Hakkı hazretlerini azarlayarak atını çeşmeye sürer O da testisini alıp bir kenara çekilmeye uğraşırken atını mahmuzlayan adam, onu bir köşeye sıkıştırır Testisini bırakıp kendisini kurtarmak zorunda kalır İbrahim Hakkı hazretleri![]() ![]() Bu esnada at da üzerine basıp testiyi kırar Ağlayarak hocasının huzuruna gelir ve:-Çeşmeden su alırken atını koşturarak gelen biri, atını üzerime sürdü Can havliyle kendimi kurtarmaya çalışırken testimi de tepeletip kırdı! der Hocası sorar:-Testini kıran atlıya sen bir şey söyledin mi? -Hayır, der, hiçbir şey söylemedim ![]() -Çabuk git ve o adama bir-iki laf söyle, der ![]() İbrahim Hakkı hazretleri gider, çeşmenin başında atını tımar etmeye başlayan adamın yanına varıp bekler Fakat bir türlü terbiyesini bozup da:-Benim testimi niye kırdın zâlim adam?! diyemez ![]() Dönüp geldiğinde hocası Fakîrullah hazretleri sorar: -Ona bir şeyler söyleyebildin mi? -Söyleyemedim efendim; niyetlendim, lâkin bir türlü dilimi çevirip de ağır bir söz sarf edemedim! Hocası bağırır: -Sana diyorum, çabuk git ve o adama bir şeyler söyle, mukabele et! Yoksa sonu felâket! ![]() ![]() İbrahim Hakkı hazretleri bu defa kararlı olarak koşup çeşmenin başına gelir Bir de bakar ki, testisini kıran adamı, kendi atı, attığı çiftelerle çeşmenin havuzuna yuvarlamış, ölüsü yatmaktadır! Koşarak gelip, hocası İsmâil Fakîrullah hazretlerine bu vahim vaziyeti anlatır Hocası bu hâle üzülür:-Vah vah! Bir testiye bir adam! Üzüldüm buna doğrusu! der Huzurundakiler bundan bir şey anlamadıklarını söyleyince, büyük velî şöyle îzah eder: 'O atlı adam, İbrahim Hakkı'ya zulmetti Zulme uğrayan da tek kelimeyle olsun mukabelede bulunmadı, zâlimi Allâh'a havâle etti Allâh Teâlâ'nın da gayretine dokunup zâlimi cezâlandırdı Şayet İbrahim Hakkı da onun zulmüne karşılık verip, ona bir şeyler söyleseydi, ödeşeceklerdi Fakat İbrahim, büsbütün mazlum oldu Bense ödeştirmek için uğraşıyordum, maalesef muvaffak olamadım!'
|
| |
| | #5 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | YOLDAN GÜZEL GEÇMEK Bir kral halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarışma düzenlemeye karar verdi İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi![]() Yarışma günü, insanlar akın ettiler Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel elbiselerini getirmişti: Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde yaptırmıştı, kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri getirmişti Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu![]() Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar kralın yanına döndüklerine hepsi aynı şikayette bulundu: Yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu ![]() Günün sonunda yalnız bir yolcu da bitiş çizgisine yorgun argın ulaştı Üstü başı toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygıyla yönelerek elindeki altın kesesini uzattı:'Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan taş ve moloz yığınını kaldırmak için durmuştum Bu altın kesesini onun altında buldum Bu altınlar size ait olmalı 'Kral gülümseyerek cevap verdi: 'O altınlar sana ait delikanlı ''Hayır, benim değil Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı ''Evet' dedi kral 'Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin Yoldan en güzel geçen kişi sensin Çünkü, yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir '
|
| |
| | #6 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | YOKSUL VE ZENGİN Resül-i Ekrem (s a a) her zamanki gibi meclisinde oturmuş ve dostları da etrafında halka şeklinde, onu bir yüzük taşı gibi ortaya almışlardı Bu arada eski elbiseli fakir bir müslüman kapıdan içeriye girdi İslami adetlere göre herkes her hangi mevkide olursa olsun bir oturuma girince nerede boş yer bulursa hemen oraya oturmalıdır 'Benim canım şurasını istiyor' görüşüyle özel bir yere oturmak gerekmez O adam etrafına bakındı ve boş bir yer buldu; gitti oraya oturdu Tesadüfen ileri gelen zenginlerden birisinin yanına oturmuştu Zengin adam elbisesini toplayarak ondan bir az uzaklaştı Bu hareketleri izleyen Resul-i Ekrem (s a a) ona dönerek:- Fakirliğinden sana bir şey geçer diye mi korktun? - Hayır ya Resülallah ![]() - Servetinden ona bir pay düşer diye mi korktun? - Hayır ya Resülallah ![]() - Elbiselerin kirlenir diye mi korktun? - Hayır ya Resülallah ![]() - O halde niçin yanından uzaklaşıp bir kenara çekildin? - Yanlış bir iş yaptığımı ve hata ettiğimi itiraf ediyorum Şimdi bu hatamın telafisi ve bu günahımın keffaresi olarak servetimin yarısını bu müslüman kardeşime vermeye hazırım dedi Çünkü ona karşı yanlış bir hareket yaptım Beni bağışlayın ya Resülallah![]() - Eski giyimli adam: Fakat ben bunu kabul etmeye hazır değilim ![]() - Cemaat: Niçin? - 'Çünkü bir gün beni de bir gururun sarmasından ve bir müslüman kardeşime, bu gün bu şahsın bana yaptığı gibi, aynı hareketi yapmaktan korkuyorum' der ![]()
|
| |
| | #7 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | YİRMİ SANİYEDE Şeytan hizmetçi kılığına girmiş ve yirmi sene Cüneyd-i Bağdadî Hazretleri'nin yanına gidip gelmişti Bir türlü gönlüne vesvese vermeye, ona istediklerini yaptırmaya muvaffak olamamıştı Birgün:- Ey Üstad! Yoksa siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? dedi ![]() Hazreti Cüneyd: - Sen lanetli İblissin İlk geldiğin andan beri seni tanıyorum, buyurdu![]() Şeytan: - Ey Sultanü'l Muhakkikin! Sizin kadar yüksek dereceye ulaşan başka bir büyük zat tanımıyorum Yirmi senedir size hiçbir isteğimi yaptırmaya muvaffak olamadım, dedi![]() - Defol mel'un! Şimdi de beni kendini beğenme hastalığına düşürerek mahvetmek mi istiyorsun! Yirmi senede yapamadığını yirmi saniyede mi yapacaksın? Yıkıl karşımdan! diye bağırdı ![]() İnsanın en zayıf damarı "Sensin!" denilerek, koltuğunun altına girmektir Nice cahil, günahkar, kendisini alim ve faziletli zannederek bu şekilde İslam'a zarar vermiş, verdirilmiştir Günümüzün de en teklikeli hastalıklarından da birisi budur![]()
|
| |
| | #8 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Yirmibin Altın Hazret-i Ebû Bekr 'r a ' bütün mal ve mülkünü fîsebilillah sadaka verip, bir hırka ile evinde otururken, bir kimse gelip, kapıyı çaldı Hazret-i Ebû Bekr dışarı çıkıp, kapıda duran kimdir diye bakdı![]() - Ne istersin - Yâ Ebâ Bekr! Onikibin akça borcum var Bugün vermemin son günü Muhakkak vermem lâzım Şimdi, lutf ve kerem edip, benim bu borcumu ödeyip, beni kurtar![]() - Görmez misin beni, bütün malımı, giyeceklerimi Allahü teâlâ yoluna verdim Hattâ arkamdaki elbisemi de bir fakîre verdim Şimdi bir hırka giyip, oturuyorum Mal ve giyecek kalmadı Senin borcunu nereden ödeyeyim![]() - Biliyorum ve işitdim ki, sende mal kaldı Senin fadlından ümîd ederim ki, benim bu borcumu ödeyesin![]() Hazret-i Ebû Bekrin yapacak bir şeyi kalmadı Bir yehûdîye vardı Onikibin akçe istedi![]() - İnşâallahü teâlâ yarın öğleden sonra malını vereyim ![]() - Yâ Ebâ Bekr, yarınki gün malımı bulup vermez isen, ne olur ![]() - Eğer yarın öğleden sonra senin malını bulup, vermezsem, kendimi sana köle eyledim Dilersen satıp, parasını al, istersen beni köle gibi kullanırsın![]() Bu sözleşme üzerine o yehûdî çıkarıp, hazret-i Ebû Bekre onikibin akçe verdi Ebû Bekr-i Sıddîk 'radıyallahü anh' da o akçeyi o borçlu fakîre verip,- Borcunu ver, dedi ![]() Kendisi, oturup, Allahü teâlâ hazretlerine tevekkül eyledi Yarın vaktinde ödemeği va'd etdiğim, bu borcu ben nereden alıp, ödeyeceğim, diye düşündü Hiçbir çâre bulamadı Varıp, o yehûdîye köle olayım diye kalbinden geçdi Bu şekilde düşünürken, hazret-i Âişenin evine vardı Selâm verip,- Yâ kızım Âişe Bilmiş ol ki, dün bir yehûdîden onikibin akçe alıp, bir fakîrin borcunu ödedim Bugün öğleden sonra, akçeleri ödemem lâzım Akçeleri bulup, ödemezsem, kendi nefsimi o yehûdîye verdim Şimdi vâcib oldu ki, kendimi o yehûdîye köle eyliyeyim Yâ kızım, âhıret hakkını halâl eyle Sağ ve asân ol Ben gidiyorum![]() Hazret-i Âişenin 'radıyallahü teâlâ anhâ' kalbi mahzûn olup, ağladı İkisi berâber ağladılar Hazret-i Ebû Bekr kızının yanından ağlıya ağlıya çıkdı, gitdi![]() Hazret-i Âişe annemiz ağlarken, mübârek gözünden bir damla yaş indi Yere düşdü Hak Sübhânehü ve teâlâ hazretlerinin kudretinden bir nûrânî cevher halk oldu Hazret-i Âişe bu cevheri görüp, sevindi Babasını çağırdı Hazret-i Ebû Bekr dönüp geldi![]() - Ne dersin yâ kızım! - Allahü teâlâ bana merhamet eyledi Gözümün yaşından bir cevher yaratdı Şimdi var, bu cevheri alıp, pazara götür, satıp, borcunu edâ eyle![]() Ebû Bekr-i Sıddîk da o cevheri alıp, pazara gitdi ![]() Hak Sübhânehü ve teâlâ, Cebrâîl aleyhisselâma emr eyledi ki, "Yâ Cebrâîl, Habîbim ve Resûlüm Muhammed Mustafânın zevcesi Âişenin göz yaşından kudretim ile bir cevher halk eyledim Kulum Ebû Bekr o cevheri, pazara satmağa gidiyor Şimdi çabuk var Cennetde, kudret hazînemden yirmibin altın al Bir nûrdan tabak içine koyup, Ebû Bekrin önüne var O cevheri satın al Bana getir ki, o cevher bana gerekdir Arşıma o cevheri koyayım ki, onun nûru arşımda ışık saçsın Ve de mü'min kullarımın kabri o cevher ile münevver olsun [aydınlansın] "Cebrâîl aleyhisselâm da yetişip, Cennetin hazînesinden yirmibin altını, bir nûrdan tabak içine koydu İnsan sûretinde, hazret-i Ebû Bekrin pazar içinde önüne geldi![]() - Yâ Ebâ Bekr! Elindeki nedir, satar mısın ![]() - Satarım ![]() - Kaça verirsin ![]() - Onikibin akçaya veririm ![]() - Bunun değeri onikibin akça değildir Yirmibin altın vereyim![]() - Eğer o fiyâta alır isen sen bilirsin ![]() - Şimdi aç eteğini ![]() Ebû Bekr hazretleri eteğini açdı Cebrâîl aleyhisselâm eteğine altınları dökdü Hazret-i Ebû Bekr alıp, evlerine geldi Gördü ki, akça aldığı yehûdî kapı önüne gelmiş Çağırıp der ki,- Yâ Ebâ Bekr, gel akçamı ver; yâhud kölemsin; seni hizmetde kullanırım ![]() Ebû Bekr hazretleri, ardından varınca; o yehûdî ayak sesini duyup, arkasına bakdı Gördü ki, gelen Ebû Bekrdir![]() Yehûdîye dedi ki, - Aç eteğini ![]() Açdı O yirmibin altını yehûdînin eteğine dökdü![]() Yehûdî dedi ki, - Bu altın nedir ![]() - Yirmibin altındır Borcuna tut![]() - Senin bana borcun onikibin akçadır ![]() - Bu altın senin akçenin berekâtıdır ![]() Sonra o yehûdî altının birini eline aldı Gördü ki, bir yanında, (Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah) yazılmış Diğer tarafında (Kulhüvallahü ehad sûresi ) yazılmış Kudret kalemi ile yazı yazılmış Yehûdînin kalbine bir hâl gelip, hidâyet-i rabbânî yetişdi Dedi ki,- Yâ Ebâ Bekr! Bildim ki, senin dînin hakdır, gerçek evliyâsın Muhammed aleyhisselâm da hak Peygamberdir![]() Şehâdet kelimesi söyleyip, sadakatle müslimân oldu O altını din aşkına cümle fakîrlere dağıtdı Kendisi ehl-i havâsdan oldu 'radıyallahü anh' Ma'lûmdur ki, Ebû Bekr 'radıyallahü teâlâ anh' hazretlerinin menâkıbı ve keşfi ve kerâmetleri nihâyetsizdir Had ve hudûdu mümkin değildir![]()
|
| |
| | #9 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Yeterki kalbi kırılmasın Bir hükümdarın pek çok cariyeleri vardı İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süsülü birer kristal bardak vermişti Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken padişah:- Herkes elindeki bardağı yere vurup kırsın, demişti Güzel cariyeler hediyelerini sinelerine bastırarak:- Efendimizin bu kadar değerli bir hediyesini nasıl kırabiliriz! dediler Siyah cariye ise padişahın emrini, hiç tereddüt etmeden ve vakit kaybetmeden der'akab yerine getirdi Barfdak yere çarpılmış ve param parça olmuştu Padişah siyah cariyeye hitaben:- Diğer cariyelerim bu kadar kıymetli bardağı kıramadıkları halde sen neden kırdın? dedi Siyah cariyenin verdiği cevap ise çok takdire şayandı:- Bana efendimin kalbi lazım, kadehin ne kıymeti olabilir Yeterk ki onun kalbi kırılmasın!Hükümdar, bu cevabın içerisinde diğerlerine gereken dersi vermiş bulunuyordu ![]() Yüzü güze fakat özü çirkin bir kadın, kocasının kalbini kırmaya devam ettikçe, kalbte açtığı yaraya güzellik olamaz
|
| |
| | #10 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | YERMÜK'TE BİR KOMUTAN Hz Ömer R A 'ın halifelik döneminin başlarında, Suriye'nin fethi sırasında Yermük mevkiinde Bizanslılar ile müslümanlar arasında çok çetin bir savaş olmuştu (Ağustos, 636) Bu savaşta müslümanların komutanı 'Seyfullah' lakabını taşıyan Halid bin Velid R A idi![]() İşte bu savaşın kızıştığı sırada, Bizans ordusunun önde gelen komutanlarından Cerece (Yorgi) öne çıkarak, Halid bin Velid R A 'ı yanına çağırdı Omuz omuza yanaşmış atları üzerinde iki komutan şöyle konuştular:- Halid! Bana doğu söyle Allah'ın, Peygamberiniz'e gökten bir kılıç indirdiğini ve o kılıcı sana verdiğini söylüyorlar Sen de bu kılıcı kime çekersen onu hezimete uğratırmışsın, doğru mu?- Hayır Allah bize Peygamberi'ni gönderdi O da bizi imana davet etti Rasulullah A S iman ettiğim sırada bana şöyle demişti: 'Sen, Allah'ın müşriklere çektiği bir kılıçsın ' Sonra da zafer kazanmam için bana dua etti Böylece bana Seyfullah, yani Allah'ın Kılıcı ismi verildi![]() - Siz bizi neye davet ediyorsunuz? - Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed A S 'ın O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmeye O'nun Allah'tan getirdiği şeyleri kabul etmeye davet ediyoruz![]() - Bugün dininize giren kimse sizinle aynı mükâfata erer mi? - Evet Bu gün sizden İslâm'a giren, belki bizden üstün olacaktır Çünkü bizim Peygamberimiz'den gördüğümüzü siz görmediniz![]() Bu konuşmadan sonra, Yorgi Hz Halid bin Velid R A 'ın yanına geçerek İslâm'a girdi O'nun çadırında guslederek iki rekat namaz kıldı Halid bin Velid R A ile çıkıp atına bindi Bizanslılar'la savaşa girişti![]() Bizanslılar durumu görünce çok şiddetli bir hücuma geçtiler Sonuçta savaşı müslümanlar kazanırken, ancak iki rekat namaz kılabilmiş olan general Yorgi o gün şehid olmuştu![]()
|
| |