| |||||||
| Forum Kuralları | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz Abbasi halifelerinin beşincisi Harun Reşid, sarayının bahçesindeki bir gül fidanını çok beğenir Yaprağı, kokusu, görünüşüyle dikkatini çeken gülü özel bakıma alması ... Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz Abbasi halifelerinin beşincisi Harun Reşid, sarayının bahçesindeki bir gül fidanını çok beğenir Yaprağı, kokusu, görünüşüyle dikkatini çeken gülü özel bakıma alması için bahçıvana emir verir Bahçıvan üzerine titremeye başlar gülün Ne var ki, sakınan göze çöp batar derler ya Aynen öyle olur Bir sabah bahçıvan gelip bakar ki, gülün dalına konan bir bülbül, ne kadar yaprak varsa hepsini gagalayarak yere düşürmüş Tek yaprak bırakmamış gülün başında![]() ![]() Korku içinde koşar halifeye: - Sultanım der, üzerine titrediğimiz gülün yapraklarını bir bülbül gagalayarak yere dökmüş, tek yaprak bırakmamış gülün başında ![]() ![]() Harun Reşid, telaş etmeden cevap verir: - Üzülme efendi üzülme, der Bülbülün yaptığı yanına kalmaz! Rahat bir nefes alan bahçıvan işine döner Bir gün bakar ki, bir yılan yaprakları düşüren bülbülü yakalamış, yutmak üzere, otların arasında kayıp gidiyor Heyecanla yine halifeye gelir: - Sultanım der, bülbülü bir yılan yakalamış, yutarken gördüm Sultan yine telaşsız: - Merak etme efendi der, yılanın yaptığı da yanına kalmaz! Bahçıvan yine işine döner ![]() ![]() Bir ara bahçede çalışırken otların arasında yılanı görür Hemen elindeki küreğiyle darbe üstüne darbe indirerek yılanı orada öldürür Sevinçle geldiği halifeye durumu anlatır: - Sultanım der, bülbülü yakalayan yılanı ben de bahçede otlar arasında yakalayıp küreğimle öldürdüm Harun Reşid yine sakin: - Bekle efendi bekle der, senin de yaptığın yanına kalmaz! Nitekim çok geçmez bahçıvan hatalar yapar Yakalayıp halifenin huzuruna çıkarırlar Cezalandırılmasını isterler Halife emrini verir -Atın bunu zindana! Hemen yaka paça zindana doğru götürürken geriye dönen bahçıvan şunları söyler: -Sultanım der, bülbülün yaptığı yanına kalmaz dediniz, onu yılan yuttu Yılanın yaptığı yanına kalmaz, dediniz, onu da ben öldürdüm Şimdi benim yaptığım da yanıma kalmıyor, sen zindana attırıyorsun ![]() Herkesin yaptığı yanına kalmıyor da seninki mi yanına kalacak? Demek sana da bir yapan çıkacak![]() ![]() Öyle ise gel sen bana yapma ki bir başkası da sana yapmasın!![]() Harun Reşid, doğru söyledin bahçıvan, diyerek: - Bırakın bahçıvanı, çiçekleri sulamaya devam etsin! ![]() Derler ki: - Sultanımız, yaptığı yanına kalır! ![]() - Hayır der, kimsenin yaptığı yanına kalmaz En ağır şekliyle ahirette ödemeye tehir edilir Ama gafil insanlar bunun farkına varamaz da, yaptığı yanına kaldı sanırlar!![]() Evet,Kimsenin yaptığı yanına kalmaz Bunda hiç şüpheniz olmasın Yanına kaldı sanılanlar daha ağırıyla ahirette ödemeye tehir edilirler Ne var ki, gafil insanlar bunun farkına varamaz da yaptığı yanına kaldı sanırlar![]()
| |
| |
| Sponsored Links | ||||
| Yudumla | Mumsema | Derya Gibi | Oya |
| | #2 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ALIN TERİ İmam Kazım (a s) kendi tarlasında çalışmakla meşguldü Fazla faaliyet İmamdın bütün vücundan terler akıtmıştı bu arada Ali ibni Ebi Hamza-i Bata ini geldi imamın yanına, ve o manzarayı görünce: - Kurban olayım, niçin bu işi başkalarına bırak mıyorsun? diye sordu - Niçin başkalarına bırakayım? Halbuki benden daha üstün kişiler bile, daima bu gibi işlerle meşgul olmuşlardır - Allah'ın elçisi, Emirülmü'minin ve bütün ecdadım Esasen tarlada çalışmak ve ziraatla meşgul olmak Peygamberlerin, peygamber vasilerinin ve Allah'ın seçkin kullarının başta gelen, en önemli adetlerinden biridir (1)
|
| |
| | #3 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ALLAH'IN BERATI Rufaî tarikatına mensup müridlerden biri bir gün kendisine çok güvenerek cezbe halindeyken şöyle dua etti: - Ya Rabbi Cehennemden azat olduğuma dair bu aciz kuluna bir belge gönder Aradan çok geçmedi, gök yüzünden beyaz bir kâğıt geldi Alıp baktılar ki, kâğıtta hiçbir yazı yok Kâğıdın geldiğini görerek sevinen o mürid, içinde bir yazı olmadığını görünce çok üzüldü, mükedder bir vaziyette durumu şeyhine anlatmak üzere kâğıdı Ahmed Rufai Hazretlerine götürdü Ahmet Rufaî Hazretleri kâğıdı eline alıp bakınca kendinden geçti ve şükür secdesine vararak: - Ey bari Hûda, sana hamd ü senalar olsun Bu zayıf kulunun müridlerinden bir kimseye böyle bir berat göndermek şerefine eriştirdin, dedi Müridler: - Efendim dediler Biz orada bir yazı görmüyoruz, siz ise bu şahsın cehennemden azat olduğunu nasıl anlıyorsunuz? dediler O: - Ey benim müridlerim ve sadık dostlarım, kudret eli siyah yazmaz, siz buradaki yazıyı göremiyorsunuz, bu kâğıdın üzerindeki yazı nurdan kalemle yazılmıştır, buyurdu (2)
|
| |
| | #4 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | "ALLAH’TAN KORK, MÜHRÜMÜ BOZMA!" Geçmiş ümmetlerde gurbete çalışmaya giden üç arkadaş, bir ara yoğun bir yağmura mâruz kalınca yol kenarındaki bir mağaraya sığınırlar Ne var ki, karşı dağdan, düşen yıldırım sebebiyle kopup yuvarlanan bir taş gelir, içinde bulundukları mağaranın kapısına sıkışıp kalır İçeride bulunan üç arkadaş korkup düşünmeye başlarlar Nasıl çıkacaklar kapanmış olan mağaradan? Biri der ki: Bu belâdan kurtulmamızın bir çâresi olabilir O da, Rabbimizin rızâsı için yapmış olduğumuz iyilikler Gelin bunları şefaatçı yapıp buradan kurtulmayı Rabbimizden dileyelim Bu sebeple biri der ki: – Ey Rabbim! Ben yanında işçi çalıştıran biriydim Bir gün, çalışan işçim akşam yevmiyesini almaya gelmedi Ben de onun parasını onun adına ayırıp çalıştırdım Seneler sonra gelince parasını kazancıyla birlikte verdim Şaşırdı, almak istemedi Sonra ciddi olduğumu anlayınca yevmiyesini kazancıyla alıp sevinerek gitti Bunu sadece senin rızân için yaptım Eğer senin yanında makbul oldu ise, bunun hürmetine şu kayayı, çıkacağımız yerden uzaklaştır! Bu dua üzerine kaya yerinden kımıldar, ama çıkılacak kadar yer açılmaz İkincisi de şöyle der – Ey Rabbim! Ben annesine çok hizmet eden biriyim Bir gece annem su istemiş, ben de koşup dışarıdan su getirmiştim, baktım annem uyumaktadır Karşısında uyanıncaya kadar bekledim Gece yarısı uyandığında beni karşısında bekler halde görünce çok memnun olup duâ etmişti Bunun hürmetine bu belâdan bizi kurtar Kaya biraz daha kımıldar, ama yine kurtulmaya yeterli değildir Üçüncü olarak da son arkadaşları şöyle duâ eder: – Ey Rabbim! Memleketimizde kıtlık olmuş, bir çok âile açlık belâsına mâruz kalmıştı Benim durumum ise iyi idi Bir gün komşum kızı yanıma gelip açlıktan ölüm tehlikesi geçirmekte olan âilesi için benden yiyecek birşeyler istemiş, ben de ona kendisini bana teslim etmesi halinde istediğini verebileceğimi söylemiştim Başka çâresinin kalmadığını anlayan kızcağız, nihayet isteğime râzı olmuş, birlikte tenha yere gittiğimizde birden şu ikazda bulunmuştu: – Ey elinde imkân olan adam! Allah’dan kork, benim iffet mührümü nikâhsız bozmaktan hicap duy! Bu mühür, ancak nikâhla bozulur, başka değil! Bu beklenmedik ikazdan korkup titremeye başladım Kendimi mâsum bir kızın namus mührünü bozan iffetsiz durumuna düşürmekten utandım ve dedim ki: – Haydi gel, istediğin kadar yiyecek al, mührünü muhafaza ederek iffetinle yaşa Böylece ona istediğini verdim ve mührünü bozmadım Bunu senin rızân için yaptım Eğer kabul edildi ise, şu kayayı kapımızdan uzaklaştır da çıkıp kurtulalım Bir de baktılar ki, sıkışmış kaya paldır küldür yuvarlanıp gitti, kurtulup dışarı çıktılar Evet, işte iffetsizlerin yersizliğini söylemek istedikleri kızlık işaretinin hadisteki adı mühürdür ![]() Kaynak: Yeni Aile İlmihali, Ahmed Şahin, Cihan Yayınları
|
| |
| | #5 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | AMEŞ VE KARISI İmam-ı Azam Ebu Hanife rh a 'in arkadaşlarından, o dönemin hadis ve kıraat âlimlerinden Süleyman A'meş, bir gece evinde eşiyle tartışmış ve hanımını biraz incitmişti Buna rağmen tartışmadan hemen sonra hanımıyla tekrar konuşmak istemiş, ama hanımı kocasına kırgın olduğu için, adamın sözlerini cevapsız bırakmıştı Adam öfkeyle: -Niçin bana cevap vermi yorsun? diye hanımını bağırıp, azarladı Fakat bir cevap alamadı A'meş'in kızı babasına: -Bu gece olmasa da, yarın sabah konuşur seninle, dediyse de adamın öfkesi dinmedi: -Eğer bu gece benimle konuşmazsa, benden kesin boş olsun, dedi Kızcağız da annesini konuşması için ikna etmeye çalıştı Ama annesi inat etti, konuşmamakta direndi Karısının konuşmamakta kararlı olduğunu gören A'meş'in ise az önce öfkeyle ettiği yeminin ciddiyeti aklına geldi, söylediğine pişman oldu Eşiyle boş olmaktan kurtulmak için care düşünmeye başladı Gecenin bir yarısında giyinip evden cıktı Doğru Ebu Hanife Hazretlerinin evine gitti Ebu Hanife onu içeri alıp derdini sordu A'meş karısıyla olan hadiseyi anlattı, dert yandı: -Bu kadın bu tavrıyla benden kurtulup kaçmak istiyor Beni sıkıntıya sokmasından korkuyorum Kendisi çocukların annesidir Onu boş olmaktan kurtarıp beni rahatlatacak bir care var mı? diye sordu Ebu Hanife: -Üzme kendini Allah'ın izniyle bir care bulunur, dedi Ebu Hanife, A'meş'in oturduğu yerdeki mescidin müezzinine haber gönderip yanına çağırdı Bu gece sabah ezanını henüz vakti girmeden okumasını tenbihledi A'meş de evine dönüp, ezanı beklemeye başladı Daha sabah olmadan okunan ezanı duyan A'meş'in hanımı, sabah oldu da boşanması gerçekleşti zannederek konuştu: -Oh be! dedi Senden kurtuldum, kötü huylu herif! A'meş ise kıs kıs gülerek cevap verdi: -Henüz sabah olmadı Sen de konuşup yeminimi bozdun Bize çare gösterenden Allah razı olsun Yusuf Yavuz Semerkand dergisinden alınmıştır
|
| |
| | #6 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | AMR B AS'IN HİDAYETİ Amr b As r a anlatıyor: Hendek savaşından Mekke'ye döndüğümüzde, Kureyş'ten benim gibi düşünen bazı kimseleri bir araya getirdim Onlar beni dinlerlerdi Onlara: - Biliyorsunuz, Muhammed gittikçe kuvvetleniyor, hem de korkunç bir şekilde güçlenmektedir Ben bu konuda birşey düşünüyorum Acaba siz ne dersiniz? diye sordum 'Görüşün nedir?' dediler Ben de: - Beraberce gidelim Habeş Kralı Necaşi'ye sığınalım, onun yanında olalım Eğer Muhammed bizim kavmimize galip gelirse, biz Necaşi'nin yanında kalırız Onun elinin altında olmamız, Muhammed'in elinin altında olmaktan daha iyidir Eğer bizimkiler galip gelirse, zaten bizi biliyorlar Onlardan bize sadece iyilik gelebilir, dedim Arkadaşlarım bunun tek yol olduğunu söylediler Bunun üzerine ben: 'O halde, Necaşi'ye vereceğimiz hediyeleri hazırlayınız ' dedim Necaşi'nin hoşuna gidecek hediyelerin başında tabaklanmış deri vardı Biz de ona çokça deri topladık Sonra Mekke'den yola çıkıp, Necaşi'ye vardık Biz orada iken, Amr b Ümeyye de geldi Hz Peygamber, Amr'ı Necaşi'ye Cafer ve arkadaşları için göndermişti Amr, Necaşi'nin yanına girdi, sonra da çıktı Arkadaşlarıma dedim ki: - Bu zat Amr b Ümeyye'dir Eğer Necaşi'nin yanına girip de onu bana teslim etmesini istesem, o da onu bana verse de onun boynunu vursam, Kureyşliler bunu bir mükâfat gibi kabul ederler Çünkü böylece Muhammed'in elçisini öldürmüş olurum Bu fikirle Necaşi'nin huzuruna girdim Daha önce yaptığım gibi secde ettim O da: - Dostum Amr'a merhaba, dedi Bana memleketinden bir hediye getirdin mi? - Evet ey kral! Sana birçok deri getirdim Sonra derileri Necaşi'ye takdim ettim, hoşuna gitti Dedim ki: - Ey kral! Ben yanından çıkan bir kişi gördüm O, bize düşman bir kişinin elçisidir Onu bana ver ki öldüreyim Çünkü o bizim ileri gelenlerimizden birçok genci öldürdü Necaşi müthiş öfkelendi Sonra eliyle burnuma vurdu Zannettim ki burnum kırıldı Eğer yer açılsaydı korkudan girerdim Dedim ki: - Ey kral! Eğer hoşuna gitmeyeceğini bilseydim, bunu senden istemezdim Necaşi: - Kendisine, Musa'ya gelen en büyük Namus'un (Cebrail'in) geldiği bir kişinin elçisini sana vermemi nasıl isteyebilirsin? - Ey kral! Gerçekten böyle midir? - Behey azaba uğrayasıca, beni dinle de ona tabi ol! Çünkü o, Allah'a yemin ediyorum, Hak üzeredir ve kendisine karşı gelenlere, tıpkı Hz Musa'nın Firavun ordusuna galip geldiği gibi galip gelecektir - O halde, onun namı hesabına İslâm üzerine benimle biat eder misin? dedim Necaşi evet dedi ve elini uzattı İslâm üzerine Necaşi'ye biat ettim Sonra arkadaşlarımın yanına vardım Müslüman olduğumu gizledim Daha sonra Hz Peygamber'e gitmek üzere yola çıktım Yolda Halid b Velid'e rastladım Bu hadise Mekke'nin fethinin biraz öncesindeydi O da Mekke'den geliyordu Ona: - Ey Eba Süleyman, nereye gidiyorsun? dedim - Andolsun, iş açığa çıkmış ve başarıya ulaşmıştır Kesinlikle o kişi peygamberdir Gideceğim ve müslüman olacağım Sen daha ne zamana kadar inat edeceksin? dedi Ben de ona: - Andolsun ki ben de müslüman olmak için geldim, dedim Halid'le beraber Medine'ye, Peygamber s a v 'e vardık Halid benden önce müslüman oldu, biat etti Sonra ben: - Ey Allah'ın Rasulü! Ben geçmiş günahlarımın affedilmesi üzerine -ki gelecektekileri de bilmiyorum- seninle biat ediyorum, dedim Hz Peygamber s a v : - Ey Amr! Biat et ki, İslâm, İslâm'dan önceki bütün günahları silip süpürür Hicretten önceki herşeyi hicretin sildiği gibi, dedi Rasulullah s a v 'e biat ettikten sonra geri döndüm
|
| |
| | #7 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Ana Hakkı ve Alkama'nın Sonu Hazreti Peygamberimiz (s a s ) eshabıyla oturmuş sohbet ediyordu Bir kadın sahabe Resulullah'ın huzuruna telaşla girerek:- Ya Resûlellah! Şu anda kocam ölüm dçşeğinde, belki biraz sonra ölmüş olacak ![]() ![]() Yalnız yanında kelime-i şehadet getirdiğimi anladığı ve kendiside getirmeye çalıştığı halde şehadet kelimesi getiremiyor Kocamın imansız gitmesinden korkuyorum Bu hususta bir yardımınızı bekliyorum, dedi![]() Hazreti Peygamberimiz: - Kocan sağlığında ne gibi kötü harekette bulunurdu? diye sordu Kadın hiçbir kötü amelinin olmadığını, namazını kılıp her türlü ibadetini noksansız yerine getirmeye çalıştığını söyledi ![]() Bu sefer Peygamberimiz: - Kocanızın dünyada kimi var? diye sordu ![]() Kadın ihtiyar bir annesi olduğunu söyleyince Peygamberimz (s a s ) kadının kocası Alkama'nın anasın huzura çağırdı Hazreti Alkama'nın anası, Hazreti Peygamberimizin huzuruna çıktı Peygamberimiz:- Oğlun sana karşı nasıl hareket ederdi? Oğlundan memnunmusun? diyr sordu ![]() Alkamanın anası: - Ya Resulullah, oğlum evleninceye kadar çok iyi muamele ederdi Evlendikten sonra hanımını dinledi, bana hor bakmaya başladı Hatta son zamanda evini bile ayırdı Ben de üzüldüm, onun bu hareketine, dedi![]() Peygamberimiz (s a s ) yaşlı kadına; oğlunun ölüm döşeğinde olduğunu, hakkını helâl etmediği takdirde cehennem azabı çekeceğini söylediyse de kadın:- Hakkımı helâl etmem ey Allah'ın Resûlü, dedi ![]() Alkama ise evde yatıyor, hâlâ şehadet kelimesi getiremiyordu Hazreti Peygamberimi, kadının annelik şefkatini harekete geçirmek için, orada bulunanlara: - Bana biraz odun hazırlayın, diye emir verdi ![]() Kadın hayretle : - Odunu ne yapacaksın ya Resûlellah! diye sormaktan kendini alamadı ![]() Çünkü o da şüphelenmişti ![]() Peygamber Efendimiz : - Oğlunu yakacağım ![]() ![]() Zira yarın cehennemde yanacağına cezasını burada çeksin, daha iyi buyurunca, kadın dayanamadı,- Oğlumun gözümün önünde yanmasına razı olamam ya Resûlellah ! Ona hakkımı helal ediyorum, dedi ![]() Murat hasıl olmuştu ![]() ![]() Hazreti Peygamberimiz, Bilâl-ı Habeşi Hazretlerini göndererek :- Git bakalım, Alkama ne haldedir? buyurdular ![]() - Bilâl-i Habeşi Alkam'nın yanına varıp şehadet kelimesei telkin ettiğinde, Alkama'nın dili açılmıştı : - Lâ ilâhe illallâh, Muhammedün Resûlüllah, deyip ruhunu Allah'a teslim etti ![]()
|
| |
| | #8 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ANNENİN HİZMETE İHTİYACI VAR Ebû'l-Haseni'l-Harkânî (k s) hazretleri şöyle anlatır: İki kardeş vardı Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ'ya ibâdet ederdi Bir akşam, Allah Teâlâ'ya ibâdet kardeş, yaptığı ibâdetten, duyduğu hazdan dolayı kardeşine: - Bu gece de anneme sen hizmet et, ben ibâdet edeyim, dedi - Kardeşi kabul etti İbâdet ederken secdede uyuya kaldı ve o anda bir rüya gördü Rüyasında bir ses ona: - Kardeşini affettik, seni de onun hatırı için bağışladık, deyince genç: - Ben Allah Teâlâ'ya ibâdet ediyorum Kardeşim ise anneme hizmet ediyor Fakat beni onun yaptığı amel yüzünden bağışlıyorsunuz, dedi Ses ona: - Evet, senin yaptığın ibâdetlere bizim hiç ihtiyacımız yok Fakat, kardeşinin annene yaptığı hizmetlere annenin ihtiyacı vardı, karşılığını verdi
|
| |
| | #9 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | 'ARKADAŞINI AL, BERABERCE CENNETE GİRİN' Hz Enes (r a ) anlatıyor: Resûlüllah (s a v ) ile beraber bulunuyorduk Bir ara azı dişleri görülecek şekilde gülümsedi Sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular: -Ümmetimden iki kişi Allâh'ın huzuruna gelirler Birisi, -Yâ Rab, benim bunda hakkım var; hakkımı bundan al, bana ver, der Allah Teâlâ da ötekine, - Hakkını ver, buyurur Adam, -Yâ Rab, bende sevap nâmına bir şey kalmadı, der Cenâb-ı Hakk, -Baksana, bu adamın sevabı kalmadı, ne dersin? buyurur Adamcağız, - O halde benim günahlarımdan alsın, der Resûlüllah (s a v ) Efendimiz bunu anlatırken gözleri yaşardı ve, 'O gün büyük bir gündür İnsan; günâhının alınmasını ister' dedi Bunun üzerine Allah Teâlâ hak sahibine, -Başını kaldır ve cennete bak, buyurur Adamcağız, - Yâ Rab, inci ile işlenmiş, gümüşten ve altından köşkler görüyorum Bunlar hangi peygamber, hangi sıddîk veya hangi şehitler içindir? der Allah Teâlâ, -Bunlar, bana ücretini verenler içindir, buyurur Adamcağız, -Bunların hakkını kim ödeyebilir? der Hz Allah,-Sen istersen bunlara sahip olabilirsin, buyurur Adam, -Nasıl olur, yâ Rab? deyince, Cenâb-ı Hakk, -Hakkını bu adama bağışlamakla, buyurur Adam, -O halde ben bunu affettim, der Allahü zû'l-Celâl hazretleri de, -Arkadaşını al, beraberce cennete girin, buyurur Sonra Resûlüllah (s a v ) Efendimiz, 'Allah'tan korkun, Allah'tan korkun ve siz de kendi aranızı düzeltin Bakınız, bizzat Hazret-i Allah mü'minlerin arasını buluyor' buyurmuşlardır![]()
|
| |
| | #10 |
| Özel Üye ![]() Üyelik tarihi: Dec 2007 Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63 Rep Puanı : 6555 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Aynen Senin Gibi Olmak İsterim Bir gün Azizan Hazretlerine, hatırı sayılır bir zat misafir geliyor Fakat evde hazır yemek yok![]() ![]() Azizan Hazretleri üzülüyorlar Evlerinin kapısına çıkıyorlar O sırada, paça satan bir genç, elinde bir çömlekle geliyor Çömlekte donmuş paça var![]() ![]() Genç: -Bu yemeği sizin ve yakınlarınız için hazırladım Kabul buyurursanız beni mesut edersiniz Diyor Azizan Hazretleri bu nazik anda gelen yemekten son derece hoşnut kalıyorlar ve gence iltifat ediyorlar Gelen yemekle misafir ağırlanıyor Misafir gidince Şeyh Hazretleri paça satan genci çağırtıp: -Senin getirdiğin bu yemek, sıkıntılı bir ânımızda imdada yetişti Sen de şimdi bizden ne muradın varsa iste ki, Allah dileğini verse gerektir Genç: -Aynen senin gibi olmak isterim Diyor Bu çok güç bir şey ![]() ![]() Üzerimizdeki yük senin omuzlarına çökecek olursa ezilirsin! Cevabını veriyor Azizan Hazretleri ![]() ![]() Fakat genç yana yakıla ısrar ediyor: -Benim âlemde tek muradım bu ![]() ![]() Tıpkı tıpkısına senin gibi olmak![]() ![]() Başka hiç bir şey beni teselli edemez Başka emel tanımıyorum! -Peki, diyor, Azizan Hazretleri; öyle olsun! Ve genci elinden tuttuğu gibi halvet odasına çekiyor Orada nazarlarını gence mıhlayıp kalpleriyle kalbine yöneliyorlar Biraz sonra gençte bir değişiklik başlıyor |