Frmacil

Frmacil

Acil Sorunlara Acil Çözüm





Geri git   Frmacil >
(¯`·.(¯`·.Din Bölümü·´¯).·´¯)
> Frmacil İslamiyet > İslami Kıssa ve Hikayeler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et


Horoz Hırsızı | Dini Hikayeler Yağmuru..(2)
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 24-05-2008   #1
Profil Bilgileri
Özel Üye
 
D.K.F.Q - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63
Rep Puanı : 6555
Rep Derecesi
D.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond repute
D.K.F.Q - MSN üzeri Mesaj gönder
Reklam
www.dantel-orgu.com
Arrow Dini Hikayeler Yağmuru..

Ömer'in Müslüman Oluşu Ömer'in Müslüman Oluşu Bir perşembe gecesi, Habîb-i ekrem 's a v ** Ömer 'r a ' hakkında düâ etdi Düâsı kabûl oldu ...


Ömer'in Müslüman Oluşu




Ömer'in Müslüman Oluşu
Bir perşembe gecesi, Habîb-i ekrem 'sav** Ömer 'ra' hakkında düâ etdi Düâsı kabûl oldu
Buyurdular ki,
- Yâ Rabbî! Şu iki kişiden hangisi sana sevgili ise dîn-i islâmı onun ile azîz eyle Ömer bin Hattâb veyâ Amr bin Hişâm
Ertesi gün, Kureyşin büyükleri Haremde toplandılar
- İşbu Ebû Tâlibin yetîmi Muhammed Mustafâ 'sav' zuhûr edip, âbâ ve ecdâdımızın dînini ibtâl etdi Putlarımız için, fâide ve zarar vermez diye kötüledi Gayretine dokunmuyor mu ki, yâ Ömer, bu denli kudret ve heybetin, izzet ve satvetin var iken, putlara yardım etmeyi, onu öldürmeği düşünmüyor musun, diye tahrîk etdiler
Hazret-i Ömerin câhiliyye damarı kalkdı Sonu kötü olan bir gayretle, kılıncını takındı Resûlullah 'sav' hazretlerini öldürmeğe giderken, Benî Zühreden Nu'aym 'radıyallahü teâlâ anh' hazretlerine rastladı
- Yâ Ömer, nereye gidersin dedikde, cevâb verip,
- Şu Kureyşin büyüklerine ahmak diyen ve putlarımıza bâtıl diyen, Muhammedi katl etmeğe gidiyorum, dedi
Nu'aym 'radıyallahü teâlâ anh' dedi ki,
- Yâ Ömer! Hayret edilecek bir işe yeltenirsin Başa çıkamıyacağın sevdâya düşmüşsün Eğer bu işi başarırsan, Benî Hâşim ve Benî Zühre seni sağ koyacaklarını mı sanıyorsun Yürü var, işine git, deyince,
Ömer 'radıyallahü teâlâ anh' dedi ki,
- Yâ Nu'aym! Yoksa sende mi, Muhammedin dînine girdin Eğer öyle ise, evvelâ seni katl edeyim
Nu'aym hazretleri dedi:
- Muhammedin dînine sâdece ben mi girdim, sanırsın Kız kardeşin ve enişten de girmişlerdir
Ömer, bu haberi işitince, gadabı dahâ fazla olup, nereden ma'lûm onların müslimân oldukları, dedi
Nu'aym dedi:
- Eğer inanmaz isen, kız kardeşinin evine var Bir koyunu kendi elin ile boğazla, pişirsinler Onlar senin boğazladığın koyunu yimezler ise, o zemân bilmiş olasın ki, onlar islâm dînine girmişlerdir
Hazret-i Ömer 'radıyallahü teâlâ anh' o tehevvür ile gidip, kapılarına vardı İçeriden kulağına bir ses geldi Dikkat ile dinledi Anladı ki, okudukları kelâm, hiç insan sözüne benzemez Meğer o vakt Tâhâ sûresi nâzil olup; hazret-i Fahr-i kâinât aleyhi efdalüttehıyyât, muhâcirînden Habbâbı 'radıyallahü anh' onlara göndermişdi Onlara, o sûrenin âyetlerini ta'lîm ediyordu O vakt, bunlar hazret-i Ömerin korkusundan, kapıyı bağlamışlardı Ta'lîm ile meşgûl iken, hazret-i Ömer kapı ardından dinledi Dinledikçe, istidâdlı kalblerine, ezelî olan kelâmın rahmânî nûrları gelmeğe başlayıp, şeytânî küfr zulmeti mahv olmağa başladı Sabr etmeğe mecâli kalmayıp, kapıya eli ile vurdu Kapı bağlanmış idi Dikkat kesildikleri gibi, içeride olanlar, korkularından susdular Habbâbı 'radıyallahü anh' gizlediler Sûre-i kerîmeyi saklayıp, kapıya bakdılar ki, gelen hazret-i Ömerdir 'ra' Kılıncı yanında, heybetle ve satvetle gelmiş ki, yüzlerine bakmaz Kız kardeşi,
- Hoş geldiniz deyip, içeri alıp, oturdular
Gelmelerinden dolayı, yiyecek tedârik edip, koyun getirdiler Hazret-i Ömer 'ra' kalkıp, kendi boğazladı Pişirdiler Hazret-i Ömer, ezelî kelâmın te'sîrinden mest olmuş, ne konuşmağa mecâli ve ne oturmağa sabrı ve karârı var idi Ne hâl ise, taâmı pişirip, ortaya getirdiler Hazret-i Ömer dedi, gelin berâber yiyelim Her biri bir özr behâne edip, yimediler Kendileri de birkaç lokma aldılar Dîn-i islâma girdiklerini tahkîk edip, hayreti de çoğaldı Taâmı [yiyeceği] kaldırdıkdan sonra, süâl buyurdular ki;
- Okuduğunuz ne idi
Onlar okuduklarını inkâr eylediler Korkularından konuşmağa başladılar
Hazret-i Ömer 'radıyallahü teâlâ anh' buyurdular ki,
- Bilmiş olunuz ki, ben Kureyş arasında kılınç bağlayıp, o da'vâ ile geldim ki, varıp, Muhammedi katl edeyim Yolda gelirken, sizin de Muhammedül-emînin dînine girdiğinizi işitdim Geldim ki, evvelâ sizi katl edeyim Sonra Muhammedi katl edeyim Lâkin, kapıya geldim Kulağıma bir ses geldi Dinledikce o kelâmın lezzeti bir hâl verdi ki, o kötü fikr benden gidip, kalbime şevk ve muhabbet dolup, beni tedirgin eyledi Elbette inkâra mecâl vermeyip, getirin okuduğunuzu, dinleyelim, dedi
Kız kardeşi ve eniştesi, bu sözü işitdiklerinde, sevindiler Kalbi islâm tarafına meyl etmişdir diyerek, dediler ki,
- Okuduğumuz, Allahü teâlânın ezelî olan kelâmıdır Hak Sübhânehü ve teâlâ, hazret-i Cebrâîl aleyhisselâm vâsıtası ile, Resûl-i ekrem 'sav' hazretlerine indirmişdir Dinlemek istersen, evvelâ gusl eyle Ondan sonra okuyalım, göresin
Hazret-i Ömer 'ra' kalkıp, huzûr-ı kalb ile, gusl edip, gelip, kıbleye dönüp oturdu Kız kardeşi kalkıp, ta'zîm ve tekrîm ile, sûre-i şerîfi eline alıp, (Bismillahirrahmânirrahîm) (Tâhâ ) diye okumağa başladı Nazm-ı şerîfin fesâhat ve belâgatinden, kalbi çok yumuşadı (Ben o Allahım ki, benden başka ibâdete müstehak ilâh yokdur O hâlde yalnız bana ibâdet et ve beni hâtırlaman için nemâz kıl) meâlindeki Tâhâ sûresinin 14cü âyetine gelince, Kur'ân-ı kerîmin nûru kalbine nûrâniyyet verip, Kur'ânın eseri açığa çıkıp, küfr ve şekâvet zulmeti gitmeğe başladı Dedi ki, beni, iki cihânın fahri, Muhammed Mustafâ 'sav' hazretlerinin huzûruna ulaşdırın O sırada Habbâb bin Erat, perde arasından dışarı çıkıp, dedi ki,
- Yâ Ömer, müjdeler olsun sana ki, Allahü teâlâya, Resûlullah 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' hazretlerinin etdiği düâsı, senin hakkında, kabûl oldu Allahü teâlâya hamd olsun
Sevinerek, önüne düşüp, hazret-i Sultân-ı Enbiyânın olduğu eve götürdü Bütün Eshâb-ı güzîn 'rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma'în** hazret-i Ömerin geldiğini görünce, hazret-i Fahr-i kâinâta haber verdiler
- Bırakın gelsin Başında devlet var ise îmâna gelir, buyurdu Hazret-i Ömer 'radıyallahü teâlâ anh' hazret-i Peygamberin 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' mubârek nûr cemâlini müşâhede ile müşerref oldu
Resûl-i ekrem hazretleri buyurdular ki,
- Yâ Ömer, dahâ küfr ve şekâvetden vazgeçmek yok mu?
Hazret-i Ömer, Peygamberin mubârek cemâline nazar edip, kelâmını duyup, nazarlarına kavuşunca, hemen karârsız kalmayıp, yüksek dergâhlarına yüz sürüp, sonra,
- Yâ Resûlallah, hiç şek ve şübhe kalmadı Hak Peygambersin Bana îmânı arz eyle, dedi
(Eşhedü en lâ ilâhe illallah Ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlüh) deyip, şecere-i îmânı [îmân ağacını] temîz kalbine dikdi Cümle Eshâb-ı güzîn 'rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma'în' tekbîr getirip, sürûr-ı kalb ile, hazret-i Ömer ile kucaklaşıp, boynuna sarıldılar Allahü teâlâ hazretlerine hamd ve senâ eylediler Resûlullah 'sav' buyurdu;
- Su getirdiler Hazret-i Ömer 'radıyallahü teâlâ anh' temizlenip, gusl eyledi Ona Kur'ân ta'lîm buyurdular Kalbini îmân nûru ile doldurdular Nemâzı ve diğer dîni erkânı ta'lîm eyledi Hazret-i Ömer onları gördü ki, mağara gibi gizli bir yerde dururlar
Dedi ki,
- Yâ Resûlallah! Bu ne keyfiyetdir ki, bu mağarada ihtifâ buyurdunuz
Se'âdet ile buyurdular ki,
- Müşriklerin mü'minlere ezâ ve cefâsından dolayı burada dururuz
Hazret-i Ömer 'radıyallahü teâlâ anh' dedi ki,
- Onlar puta gündüz taparlar Önünde âşikâre yer öperler Niçin biz, Hâlıka gizli taparız, yâ Resûlallah Buyurun billahi varalım, biz de Harem-i beyt-i şerîfde nemâzı âşikâre kılalım Görelim, bize kim mâni' olur
Fahr-i âlem 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' kalkıp, Sahâbe-i güzîn 'rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma'în' ile berâber, hazret-i Ömer önlerinde, elinde yalın kılınç, Beyt-i şerîfe doğru yürümeğe başladılar Kureyş müşrikleri önlerinde, hazret-i Ömeri böyle gördüklerinde, sevinip, dediler ki,
- Meğer Ömer bunların hepsini esîr etmişdir, ki getirip karşımızda kırmak ister
Yanlarına geldiklerinde, gördüler ki, hazret-i Ömer bunların herbirine güzel muâmele edip, bunlar ile karışmış güle-güle söyleşip gelirler Ebû Cehl la'în bu hâli gördü Müslimân olduğunu anladı
- Âh! Gördünüz mü? Muhammed Ömeri de, kendi dînine döndürmüş Ben size demedim mi ki, sihrle Muhammed onu aldatır, kendine uydurur Siz dediniz ki, böyle olmaz Eyvâh, gelin görelim, şimdi ne yapalım Ve ona ne söyliyelim Yakınına geldiler Hazret-i Ömer 'ra' kılıncı kaldırıp dedi; (Nazm)
Durun ben geliyorum, bize kıyâma durun,
Genç, ihtiyâr, yaşlı hepsi, efendi köle olsun
Dîn-i islâmı teblîg için, Allah gönderdi,
Bize Peygamber olan Muhammedi 'aleyhisselâm'
Açığa çıkardı, güzel islâm dînini,
Putlar yıkıldı, kalmadı hükmleri
Döndüm Hakka, bunun dînine girdim,
Ey Kureyş! Hepiniz avam ve has böyle bilin!
Kâfirler, bu hâli görüp, içlerinde telâşlanıp, it gibi çağrışdılar Ebû Cehl la'în, yüksek sesle dedi ki,
- Görün Muhammedi ki, Kureyşin büyüklerini müslimân yapmağa başladı Bu işler bize azdır Dedim, gelin onlar çoğalmadan, öldürelim, aldırmadınız Şimdi ejderhâ oldu
Kâfirler, hazret-i Ömerden korkup, hiçbir mü'mine el uzatmağa kâdir olmadılar Her birinin dudağı kuruyup, kaldı Server-i âlem 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' ileri yürüyüp, Hacer-ül esved ile bâb-ı Kâ'be-i şerîf arasında durup, nemâzı o gün âşikâre kıldılar Gerçi kâfirler çok idi Mü'minler az idi Nemâz bitdikden sonra kalkıp, Kâ'beyi ta'vâf etdiler İbni Mes'ûd 'radıyallahü teâlâ anh' buyurdular ki, hazret-i Ömerin 'radıyallahü teâlâ anh' müslimân olması, mü'minlere feth ve nusret ve rahmet oldu O müslimân oluncaya kadar dîn-i islâm âşikâre olmadı Kâ'be-i mu'azzamada, müslimânlardan hiç kimse nemâz kılmamış idi Nakl edilmişdir ki, hazret-i Ömer 'radıyallahü anh' îmâna geldikde, Peygamberimiz 'sav' hazretleri, mubârek elini Ömerin 'radıyallahü anh' göğsüne koyup, üç kerre buyurdular ki,
- Yâ Rab! Bunun sadrında olan gereksiz sıfatı [göğsünde bulunan kötü sıfatı] ve illeti [hastalığı] çıkarıp, onun yerine îmân ve hikmeti ver

 

D.K.F.Q isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Sponsored Links
Yudumla   Mumsema   Derya Gibi   Oya
Alt 24-05-2008   #2
Profil Bilgileri
Özel Üye
 
D.K.F.Q - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63
Rep Puanı : 6555
Rep Derecesi
D.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond repute
D.K.F.Q - MSN üzeri Mesaj gönder
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: Dini Hikayeler Yağmuru..

Sırlı bir olay arkadaşlarYaradan kullarının sesine nasıl cevap veriyorsizle paylaşmak istedim

Olay beğeniyle dinlediğim ve her yönüyle taktir ettiğim Uğur Işılak ağabey in başından geçmişBi programda dinledim

Ozanımız karayolu ile Erzıurum a konsere gidiyormuş

Yolda koyun sürülerine rastlamaya başlamışBirden hayatında şimdiye kadar hiç hissetmediği bir duyguya kapılmışKuzu sevmek istemişBir kaç sürü geçmiş tereddüt içindeDursam mı durmasam mı diye

En sonunda demişKarşıma ilk gelen koyun sürüsünü görünce arabayı durdurup kuzu sevecem diyeVe gördüğü ilk koyun sürüsünde durdurmuş arabayı

Almış bir kuzu seviyormuşDerken çoban gelmişOzan'ın gözlüğünü çıkarmış ve sormuş : -Sen Uğur Işılak değilmisin?Ozan evet deyince sıkıca sarılmışAllah'a şükür diye

Meğerse bu çoban kısa bir süre önce Ozanı televizyonda görmüş,ozanı çok sevmiş ve Allaha dua etmişDemiş ki : - Allah'ım bu adamı bana ölmeden dünya gözü ile bir göster

Evet arkadaşlar Mevlam ın işine bakınKoskoca sanatçıyı İstanbul'dan Erzurum'a çobanın ayağına gönderiyorBelkide o konser sırf çobanın duası kabul edilsin diye bir sebebti

Ozan bir çok sürüde durmamasına rağmen gidiyor O çobanın sürüsünün yanında arabasını durduruyorNe için pekiKuzu sevmek içiHayatında hiç yapmadığı bir şey yapmak içinTesadüf değil Tevafuk

Mevlam neylerse güzel eyler

 

D.K.F.Q isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-05-2008   #3
Profil Bilgileri
Özel Üye
 
D.K.F.Q - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63
Rep Puanı : 6555
Rep Derecesi
D.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond repute
D.K.F.Q - MSN üzeri Mesaj gönder
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: Dini Hikayeler Yağmuru..

Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle, “Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm” demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş: “Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?” Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş
Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü hatırlayın Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz; genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz İnsan hata yapar Hepimiz hata yaparız Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder Harekete geçmeden önce durun ve düşünün Sabırlı olun Anlayış gösterin ve sevin

 

D.K.F.Q isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-05-2008   #4
Profil Bilgileri
Özel Üye
 
D.K.F.Q - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63
Rep Puanı : 6555
Rep Derecesi
D.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond repute
D.K.F.Q - MSN üzeri Mesaj gönder
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: Dini Hikayeler Yağmuru..

SEYTANLARIN TOPLANTISI
> Iblis, butun seytanlarla buyuk bir toplanti duzenlemis Ve onlara demis ki:
> 'Biz Muslumanlari camiye gitmekten alikoyamiyoruzOnlari Kur'an
> okumaktan ve dogru isler yapmaktan da alikoyamiyoruz Ayrica onlari
> surekli Allah'i ve Rasulu Muhammed'i dusunmekten de alikoyamiyoruzOnlarin Allah ile baglantilari cok guclu kiramiyoruz'
> 'Oyle ise birakin onlari camilere gitsinler, birakin birlikteliklerini
> ve dayanismalarini surdursunlerFakat onlarin zamanlarini calin!!!
> Boylelikle onlar Allah'i ve Rasulu Muhammed'i dusunecek baglantilarini guclendirecek zaman bulamasinlar'
> 'Iste sizden istedigim bu' dedi iblis' Gun boyunca Allah'i dusunecek
> baglantilarini gelistirecek zamanlari olmasin onlari surekli mesgul edin'
> Seytanlar
> bagirdi: '
> Bunu nasil yapabiliriz ki?'
> 'Onlarin akillarini surekli kucuk detaylar ile mesgul edin' diye cevapladi
> iblis
> ' Onlari surekli harcamaya tesvik edin , harcasinlar, harcasinlar,
> harcasinlar, sonrada
> borclansinlar , borclansinlar'
> 'Hanimlari uzun saatler evin disinda calismaya tesvik edin, ayni zamanda
> erkekleri de haftada 6-7 gun gunde 10 - 12 saat calismaya tesvik edin
> Boylece onlarin kendilerine ve ailelerine ayiracak hic bos zamanlari
> kalmasin'
> 'Onlari cocuklari ile vakit gecirmekten alikoyun,evde bile islerinin
> baskisini uzerlerinde
> hissetsinler Kafalarini oyle mesgul edin ki onlar onlari Allah ile
> birlikte olmaya cagiran kucuk sesleri bile duyamasinlar'
> 'Onlari surekli muzik dinlemeye tesvik edin evde,iste hatta araba
> surerken bile radyo teyp CD dinlesinler Evlerinde TV, VCD, CD ve Bilgisayar
> surekli acik olsun Hatta restoranlarda alisveris merkezlerinde bile
> surekli muzik calsin Bu
> onlarin akillarini surekli mesgul eder boylece Allah'i ve Rasulu
> Muhammed'i dusunecek hic vakitleri kalmaz'
> Masalarinda, sehpalarinda surekli gazeteler,magazinler olsun bunlardaki
> haberlerle 24 saat
> akillarini mesgul edin Hatta araba surerken zamanlarini
> calmak icin eklam panolarini kullanin'
> 'Onlarin mailbox'larini reklamlar, sacma sapan mektuplar, junk mailer,
> siparis kataloglari ile
> doldurun ki temizlemek icin zaman harcasinlar'
> 'Guzel cekici modellerin resimlerinin magazinlerin
> kapaklarinda TV ekranlarinda surekli gorunmesini saglayin ki erkekler
> gercek guzelligin bu
> olduguna ve de dis guzelligin cok onemli olduguna inansinlar, zamanla
> karilarini begenmez olsunlar'
> 'Hanimlarin cok yorgun olmalarini saglayin oyle ki kocalarina sevgilerini
> gosteremesinler Surekli baslari agrisin Eger kocalarina sevgilerini ve
> ilgilerini
> gosteremezlerse onlar da mutlulugu disarida baska yerlerde aramaya
> baslasinlar'
> Bu da ailelerin daha cabuk dagilmasina sebep olur'
> 'Onlara anlamsiz sacma hikayelerle dolu kitaplar verin ki
> çocuklarina yasamin gercek anlamini ve imani anlatacak yerde onlari
> okusunlar'
> Onlari cok mesgul edin ki disariya cikip dogayi inceleyip Allah'in
> yarattiklarindan ders almalarina engel olunDoganin
> mukemmelligini,yaratilisin ne
> kadar mukemmel oldugunu anlayamasinlar
> Onlari kapali alanlara , oyunlara, konserlere, sinemalara gitmeleri icin
> tesvik edin ki doga ile birlikte olmaya vakit bulamasinlar '
> Onlari surekli mesgul edin 'Eger olur da kendi gibi dusunen
> arkadaslariyla bir araya gelirlerse
> onlari dedikodu etmeye tesvik edin Oyle seyler konusmalarini saglayin ki
> aralarinda
> ihtilaf ciksin ve ayrilirlarken darginliklar olsun'
> "Hayatlarinin o kadar guzel ve mukemmel olmasini saglayin ki Allah'i ve
> O'nun gucunu dusunecek durumda olmasinlar Her seyi kendilerinin elde
> ettigine ve
> de kendi gucleri ile bu mukemmel hayata sahip olduklarina inansinlar
> Sagliklarina ve elde ettikleri
> nimetlere sukretmek ihtiyaci duymasinlar
> Iste buyuk plan bu Seytanlar Muslumanlari her yerde mesgul etmeye,
> telasla kosusturmaya calisiyorlar Oyle ki Allah'i dusunecek hatta>
> ailelerine ayiracak kucucuk zamanlari dahi kalmasin
> Diger Muslumanlar ile Allah'in gucunu Onun Rasulu Muhammed'i konusacak
> zamanlari kalmasin


> Peki sizce seytan bu gorevinde basarili oluyor mu ? Siz karar verin

 

D.K.F.Q isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-05-2008   #5
Profil Bilgileri
Özel Üye
 
D.K.F.Q - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63
Rep Puanı : 6555
Rep Derecesi
D.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond repute
D.K.F.Q - MSN üzeri Mesaj gönder
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: Dini Hikayeler Yağmuru..

Eshab-ı Keyf (Mağara Arkadaşları) Hazreti Isa aleyhisselâmdan sonra încil ehlinin işi karmakarışık, alt üst olmuş, aralarında günahkârlar büyümüş, hükümdarlar azgınlaşmış ve putlara tapar; putlar için kurbanlar keser hale gelmişlerdi Bu yolda en ileri gidenlerden birisi de Rum hükümdarlarından Dekyanus idi Bu hükümdar Rum diyarını dolaşıp putperestliği kabul etmeyen Isa ümmetini katlediyordu

Dekyanus bu gezisi sırasında nihayet Eshâb-ı Kehf'in şehri olan Dekinos'a da indi İner inmez de îman ehlini takip ve toplanmasını emretti, iman ehli bunu duyduklarından dolayı şuraya buraya kaçıp gizlenmişlerdi Şehrin kâfirlerinden tâyin ettiği zabıtası, îman sahiplerini takip ediyor, gizlendikleri yerlerden çıkarıp Dekyanus'a getiriyorlardı O da putlara kurban kesilen mezbaalara sevkedip kendilerini putlara tapmak ile öldürülmek arasında muhayyer bırakıyordu Alçak dünya hayatına rağbet gösterip de bu katliâmdan korkanlar onun dediğini yapıyorlar, ebedî hayatı tercih edenleri ise öldürüp parçalayıp şehrin sûrlarına ve kapılarına asıyorlardı

Bu durumu gören bir kaç genç ki, onlar Rum'un asilzadelerinden bir rivayete göre de hükümdarın yakınlarından idiler Kendileri hür kimselerdi Bunlar bu vaziyetten çok müteessir oldular, bu fitnenin defi için Allahü Teâlâ'ya göz yaşlarıyla yalvararak namaz kılıp dua ediyorlardı Zalim hükümdarın adamları bunları ihbar ettiler Bunun üzerine Dekyanus, onları bir sohbet halinde iken bastırıp huzuruna getirtti ve biraz şeyler söyledikten sonra kendilerini «Ya putlara tapmak veya ölüm»den birini seçmek üzere muhayyer bıraktı O vakit o yiğitler de Allahü Teâlâ'nın kendilerine verdiği rabıta ve metanetle kıyam edip dediler ki:

— Bizim bir ilâhımız vardır ki, O'nun azamet ve kudreti Gökleri ve Yeri kaplar O, Göklerin ve Yerin Rabbidir Biz O'ndan başka birine ilâh demeyiz, asla ibadet etmeyiz Senin davetine uyma ihtimalimiz ebediyyen yoktur Doğrusu biz öyle yaparsak o vakit akıldan uzak, haddini aşmış, yalan söylemiş oluruz Çünkü ondan başka ilâh muhaldir, yalandır Hükmün ne ise yap!

Böylece bu yiğitler müşriklere karşı baş kaldırıp Allah'ın birliğini, tevhidi ilân ettiler Hâsılı bu gençler, Allah'dan başka ilâh tanımayan hakikî mü'min idiler, işleri de Allahü Teâlâ'nın hidayetiyle dinlerini korumak için zalim müşriklerin zorlama ve şiddetlerine karşı baş kaldırmak olmuştu Şirke sapan ve dünya hayatına rağbet gösteren Hıristiyanlara benzemiyorlardı Hükümdarın ve müşriklerin huzurunda böyle kıyam edip olanca rabıta ve kalb metanetiyle söz birliği halinde tevhidi ilân ederek kendileriyle beraber hakkı söylemeyip şirke sapan kavimlerini tahkir ve takbih ederek şöyle söylediler:

— Bak hele, şunlar, şu bizim kavim Allahü Teâlâ'dan başka ilâh kabul ettiler Allahü Teâlâ'nın ilâh olduğuna ve Rab olmasının büyüklüğüne Gökler ve Arz gibi açık deliller var Fakat O'ndan başkasının ilâh olduğuna dair açık bir delil getirseler ya bakalım? Ne mümkün? Delilsiz dâva kabul edilir mi? Veya şunun bunun keyfî tahakküm ve tasallutu delil tutulur mu?

Yiğitlerin böyle kıyam edip gereken cevabı vermeleri üzerine Dekyamıs, onların üzerlerindeki asalet elbiselerinin soyulmasını emredip yanından çıkardı ve kendisi mühim bir iş için Ninova şehrine gitti ve geri dönünceye kadar onlara düşünmek için mühlet verdi; kendisinin dediğine uyarlarsa uyarlar, yoksa diğer müslümanlara yaptığını yapacaktı

Bunun üzerine gençler kavimlerinden de böyle yüz çevirdikten sonra çekilip kendi kendilerine dinlerini muhafaza etmek için karar verip şehrin yakınındaki Benclüs dağında sarp bir mağaraya gizlenmeyi kararlaştırdılar Her biri babasının hanesinden bir şeyler aldı, bazısını sadaka olarak verdiler, kalanını da nafaka edinerek gidip o mağaraya sığındılar Burada gece ve gündüz namaz kılıyorlar, Allahü Teâlâ'ya inleyerek, yalvararak niyaz ediyorlardı Nafakalarına ait işleri Temliha'ya vermişlerdi O, sabahleyin bir miskin kıyafetine girerek şehre giriyor, lâzım olanı alıyor, biraz da havadis öğrenerek arkadaşlarının yanına dönüyordu

Dekyanus şehre geri dönûnceye kadar bu şekilde durdular Zalim gelir gelmez bunları isteyip babalarını getirtti Babaları onların kendilerine isyan ve mallarını da yağma ederek çarşılarda israf ile dağa kaçtıklarını söyleyip özür beyan ettiler Temliha bu fena durumu görünce pek az azık alıp ağlayarak mağaraya vardı ve arkadaşlarına dehşeti haber verdi Hepsi ağlaşarak secdelere kapanıp Allahü Teâlâ'ya yalvardılar, sonra başlarını kaldırıp oturdular, yapacakları iş hakkında konuşmaya başladılar Derken Allahü Teâlâ bunlara bir uyku verdi, yattılar, nafakaları baş uçlarında olduğu halde uyuyup kaldılar

Beri tarafta Dekyanus hiddetinden ne yapacağını düşünüyordu Onları uykuya daldıran Allahü Teâlâ bunun kalbine de mağaranın kapısını kapatmayı getirdi Bunun üzerine Dekyanus mağaranın kapısının ördürülmesini emretti:

— Açlıktan, susuzluktan ölsünler, mağaraları kabirleri olsun! dedi

Adamları da öyle yaptılar Ancak Dekyanus'un hanesinde îmanını gizleyen iki mü'min vardı Birinin adı Pendros, diğerininki ise Runas idi Bunlar Eshâbı Kehf'in isimlerini, neseblerini ve kıssalarını iki kuru levhaya yazıp bir bakır sandığa koyarak yapılan duvarın içine koymayı kararlaştırdılar ve bu şekilde yaptılar

Bu yiğitler öyle bir vaziyette uykuya dalmışlardı ki, görülse uyanık zannedilir, fakat hakikatte ise uykuda idiler Uykuda oldukları halde gözleri açık, sağa ve sola dönüyorlardı Köpekleri Kıtmîr ise mağaranın girişinde kollarını serîvermiş bir vaziyette uyuyordu Üzerlerine çıkıp varılsa muttlak dönülür kaçılır, korkudan donakalırlardı Zira vaziyetleri öyle heybetli, öyle korkunç idi Bu itibarla kendilerine kimsenin muttali olması mümkün değildi Öyle bir rahatlık içinde uyuyorlardı ki Güneş doğduğu zaman mağaralarından sağ tarafına meyillenir, batarken de onları sol taraftan makaslardı Yani üzerlerine gün bile değmez, değse de nihayet batış sırasında soldan biraz kırkar geçerdi Çünkü mağaranın vaziyeti buydu Her tarafı m'ahfuz, ancak kapısı biraz batıya meyilli olarak kuzeye bakıyordu Onlar ise mağaranın bir geniş yerinde sıkıntısız bir şekilde yatıyorlardı

Eshâbı Kehf in o suretle Allah için baş kaldırması ve kavimlerini terkedip mağarada böyle yatmaları, Allahü Teâlâ'nın kudret ve rahmetinden bir delil, bir keramettir

İşte böylece ilâhî bir rahmet olarak bu yiğitlerin o mağarada senelerce uyuyup muhafaza edilmesinden sonra Allahü Teâlâ onları bir delil olarak ba's de etti, ölü diriltir gibi uykudan uyandırdı Eshâbı Kehf uyandıkları vakit aralarında soruşturmaya başladılar ve içlerinden biri:

— Ne kadar durdunuz, ne kadar uyudunuz? diye sordu Kimisi:

— Bir gün, diye cevap verdi Kimi de:

— Bir günden âz, dediler Nitekim kıyamette diriltilecekler de böyle sanacaklardır Bu konuşma esnasında kimi de daha fazla durulduğunu sezerek aralarındaki ihtilâfı kesmek için dediler ki:

— Ne kadar durduğunuzu Rabbiniz en iyi bilir Binaenaleyh ihtilâfı bırakınız da, hemen birinizi şu gümüş paranızla şehre gönderiniz, en temiz yiyecek hangisi baksın ve size ondan bir rızık getirsin, çok dikkat ve nezaketle hareket etsin, sakın sizi kimseye sezdirmesin Zira başınıza binerlerse şüphe yok ki, ya Sizi öldürecekler veya irtidad ettirip milletlerinin dinî putperestliğe döndürecekler O zaman da ebedî kurtuluş bulamazsınız Öîdürülürseniz şehîd olur kurtulursunuz ama, dininizden dönüp küfre girerseniz dünyada ve âhirette ebediyyen felaha eremezsiniz

Hülâs'a böyle konuştular ve bu sözü kabul ettiler de, içlerinden Temliha'yı şehre gönderdiler Fakat Hüdânın takdirine bak ki, o derece sakınmalarına rağmen Allahü Teâlâ, bu suretle kendilerini tanıttırdı Çünkü Yemliha'nın elindeki para, o zamanki insanlara göre hayli eski olduğundan dikkati çekmiş ve yakalanmasına sebep olmuştu Bu şekilde Allahü Teâlâ va'dinin hak ve saatinin şüphesiz olduğunu insanlar muhakkak bilsinler diye, bu duruma muttali kılmıştı Zira mağarada ne kadar durduklarını bilemeyen Eshâb-ı Kehf senelerce yattıkları yerden kabirden kalkar gibi uyanıp kalktıklarını anlamış ve vaktiyle baş kaldırdıkları müşriklere karşı muvaffak olduklarını ve taleb ve ümid ettikleri ilâhî rahmetin bir tecellîsini görmek ve daha önce îman ettikleri şekilde Alah'ın va'dinin hak olduğunu müşahede ile bilmiş oluyorlardı Ve bu suretle gerek kendileri ve gerek diğerleri için Kıyametin şüphesiz olduğuna da bir delil ve misâl olmuş bulunuyorlardı

Eshâb-ı Kehf in uyudukları mağaranın mevkii ile alâkalı olarak muhtelif yerler rivayet edilegelmiştir Ancak bugün ziyaret edilmekte olan Tarsus yakınlarındaki mevkiin onlara ait yer olduğu bilinmektedir

Bu kıssaya ait hususlardan biri de onların üç kişi olup kelbleriyle birlikte dört, veya beş kişi olup kelbleriyle beraber altı, yahut da yedi kişi olup kelbleriyle beraber sekiz olduklarına dair rivayetlerdir ki, doğruya en yakın olanı sonuncusudur Doğrusunu Alahü Teâlâ bilir Adetlerin bilinmesi kıssa noktası nazarından herkese lâzım değildir Onları hakkiyle bilenler pek azdır Çokları bu mevzuuda gaybî taşlamaktan başka bir iş yapmamaktadırlar Şu hâlde Eshâb-ı Kehf kıssasını yalnız Kur'an'ın beyanına dikkat ederek mütalea etmeli, şundan bundan sormaya kalkışmamalıdır

Eshâb-ı Kehf'in mağarada uyuma sürelerinin ise üç yüz dokuz sene olduğu yine Kur'an'ın beyanıdır

 

D.K.F.Q isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-05-2008   #6
Profil Bilgileri
Özel Üye
 
D.K.F.Q - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: FrmAcil.Com
Mesajlar: 4.977
Üye No: 6683
Tecrübe Puanı: 63
Rep Puanı : 6555
Rep Derecesi
D.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond reputeD.K.F.Q has a reputation beyond repute
D.K.F.Q - MSN üzeri Mesaj gönder
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: Dini Hikayeler Yağmuru..

>> > Aşıktı delikanlı Sevgilisinin isminden başka bir şey
>>bilmediğinden mi,
>> >konuşmaya mecali olmadığından mı bilinmez, arkadaşı anlatıyordu
>>onun halini:
>> >
>> >- Gözleri günlerdir uyku görmedi efendim, diyordu, yemiyor,
>>içmiyor, işi
>> >gücü, gecesi gündüzü havası suyu o kız oldu sanki Ne desem kâr
>>etmiyor, son
>> >bir çare diye geldik size Halbuki “sen bir garip çobansın, o
>>padişahın
>> >kızı, davul bile dengi dengine” dedim ya, dinlemiyor efendim, ama
>>herhalde
>> >aşkın gözü kördür diye de
buna diyorlar, değil mi efendim
>> >
>> >İhtiyar adam bu esnada gözlerini dikmiş, iskeletinin üstüne
>>deriden bir zırh
>> >giydirilmişcesine
>>zayıf, çelimsiz, saçı sakalına karışmış, uzaklara dalıp
>> >dalıp giden, gözlerinde aşktan gayrısı kalmayan diğer çobanı
>>süzüyordu
>> >Sonra bir ah çekti, yüzünü nefes almadan konuşmasını sürdüren
>>delikanlıya
>> >çevirip tebessüm etti
>> >
>> >- Kolay evlat kolay, dedi, ç****izseniz çare sizsiniz Ve tane
>>tane
>> >anlatmaya başladı
>> >
>> >İki genç çobanın, çökmek üzere olan bu dağ kulübesinde dertlerine
>>derman
>> >aradıkları ihtiyar adam, aslında padişahın bütün dertlerini
>>paylaştığı, her
>> >meselesini
danıştığı bir bilge idi Yıllar önce padişah kendisini
>>tanıyıp
>> >sevdiğinde bir tek şey istemişti ondan; burada yaşamaya devam
>>edecekti ve
>> >kimsecikler bilmeyecekti kim olduğunu O günden beri de bu
>>kulübede yaşıyor,
>> >gelen geçene ikram edip, gül alıp gül satıyordu Padişahın
>>kızının aşkıyla
>> >eriyip muma dönen genç çoban ve
>>yanındaki kadim dostu nereden bilsindi bu
>> >garip ihtiyarın padişahın gönlüne sultan olduğunu
>> >
>> >Aşık genç, ihtiyar adamın anlattıklarını dinledikten sonra, her
>>şeyin
>> >bittiği anda başlayan son ümide sımsıkı sarılanların o saf ve
>>tertemiz
>> >teslimiyetiyle:
>> >
>> >- Sahiden bu kadar kolay mı efendim, dedi, yani o mağarada elimde

>>tesbih ,
>> >kırk gün Allah dersem sevdiğime kavuşabilir miyim, onunla
>>evlenebilir miyim?
>> >
>> >- Evet , dedi bilge, kırk gün o mağarada gece gündüz Allah
>>diyeceksin, kırk
>> >gün sonra padişahın kızı senindir
>> >
>> >İki dost hemen yola çıktılar, aşık çobanın yüzüne kan, dizlerine
>>derman,
>> >yüreğine yeniden can gelmişti Arkadaşına sarılıp, elinde tespih,
>>gönlünde
>> >aşk, yüzünde ümit çiçeklerinden örülme bir tebessüm, mağaranın
>>yolunu tuttu
>> >Gelir gelmez hiç vakit kaybetmeden diz çöktü,
>>dualar etti, gözlerini
>> >kapattı, kalbini padişahın kızına bağladı, eline tesbihini aldı
>>ve dudakları
>> >kıpırdamaya başladı: Allah, Allah, Allah
>>
>
>> >Günler günleri padişahın kızının hayaliyle tespih taneleri gibi
>> >kovalayadursun, mağaranın yakınındaki köyleri bir söylenti çoktan
>>sarmıştı
>> >Herkes birbirine karşı dağdaki mağarada gece gündüz Allah diyen
>>gençten
>> >bahsediyordu Cami çıkışında ihtiyarlar, çe ş me başında
>>kadınlar, tarlada
>> >işçiler, top oynarken çocuklar, herkes onu konuşuyordu:
>> >
>> >- Şu karşı mağarada bir genç varmış, kendini Allah'a adamış, gece
>>gündüz
>> >durmadan Allah diyormuş, Allah Allah