| |||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 |
| Kamİl İman SahİPLERİNİN Zorluk AnInda GÖsterdİklerİ GÜzel TavIrlar Kamil iman sahiplerinin zorluk anındaki tavırlarından önce onların zorluğu nasıl algıladıklarına dikkat çekmekte fayda vardır. Onlar dünyanın ... Kamİl İman SahİPLERİNİN Zorluk AnInda GÖsterdİklerİ GÜzel TavIrlar Kamil iman sahiplerinin zorluk anındaki tavırlarından önce onların zorluğu nasıl algıladıklarına dikkat çekmekte fayda vardır. Onlar dünyanın özel olarak tasarlanmış bir imtihan mekanı olduğunu en derinden kavrayan kimselerdir. Ve onlar, "zorluk" kavramının da "gerçekten iman edenler" ile din konusunda "kalplerinde hastalık bulunanların" ayırt edilmesi için yaratıldığını bilenlerdir. Zorluk ya da darlık anları onların imanlarında samimi olduklarını ispat edebilmeleri açısından önemli bir imkandır. Bu anlamda "zorluk" onlar için genel olarak bilinen anlamından tam aksi bir anlama yani "nimete" dönüşür. Bu sayede karşılarına çıkan her türlü zorluk karşısında tevekküllü bir tavır gösterirler. Ama elbette Allah'a üzerlerine kaldırabileceklerinden fazla zorluk yüklememesi için de dua ederler. Onların bu duası ve Allah'ın icabeti şöyle bildirilir: Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et. (Bakara Suresi, 286)Allah'ın takdiri üzerine bir zorlukla karşılaşırlarsa, bunun "güç yetirebilecekleri" bir deneme olduğunu anlar ve bu olay karşısında Allah'a olan teslimiyetlerini ve tevekküllerini en güzel şekilde ortaya koymaya çalışırlar. Zira onlar zorluk anında gösterdikleri tavır ile refah zamanında gösterdikleri tavrın Allah Katında makbuliyet açısından bir olmadığını bilirler. Allah bu konuda şöyle bir örnek vermiştir: Müminlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cehd edenler (çaba harcayanlar) eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cehd edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. (Nisa Suresi, 95)Görüldüğü gibi Allah zor bir ortamda Kendi rızasını arayanların, çaba harcamayanlardan derece bakımından daha üstün olduklarını belirtmiştir. Çünkü burada örnek gösterilen müminlerin, zor ve sıkıntılı bir ortamda tüm güçleriyle din ahlakına sarılmaları kuşkusuz ki onların imanlarının derecesini göstermektedir. Oysa rahat bir ortamda fedakarlıkta bulunan insanların samimiyetlerinden emin olmak zordur. İnsanları bu şekilde zorluklarla denemek, Allah'ın doğru söyleyenlerle yalancıları birbirlerinden ayırt etmesinin bir yoludur. Allah'ın müminleri zorlukla denemesinin bir başka hikmeti daha vardır. Zorluğu tadan kimseler, nimetlerin kıymetini çok daha iyi anlar ve çok daha şükredici bir tavır gösterirler. Zira zorluk ve acının, insanın ruhunu incelten ve olgunlaştıran bir yönü vardır. Allah bu şekilde insanların dünyada; iyi ile kötünün, bolluk ile darlığın, rahatlık ile zorluğun kıyasını yapmalarını sağlar. İnsanlar ancak bu kıyaslar sayesinde kendilerine verilen maddi ve manevi nimetlerin değerini anlarlar. Daha da önemlisi Allah'a her konuda ne kadar muhtaç olduklarını görür, O'nun karşısındaki acizliklerini kavrarlar. İnsanın dünyada ne tür zorluklarla denenebileceği ise bir ayette şöyle bildirilir: Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (Bakara Suresi, 155)Bu ayeti bilen bir mümin söz konusu zorluklarla henüz karşılaşmadan önce kendisini bu duruma karşı hazırlar ve her ne olursa olsun sabırda, tevekkülde ve teslimiyette kararlılık göstereceğine, Rabbimiz'e sadık kalacağına dair Allah'a söz verir. Bu güzel tavır onun kamil imanının gereğidir. Karşılaştığı şey büyük bir korku, dayanılmaz bir açlık, fakirlik, yaralanma hatta ölüm bile olsa, Allah'tan razı olmaya ve şükredici bir tavır göstermeye kesin kararlıdır. Ve bilir ki tüm bunlar onu Allah'a daha da yakınlaştıracak ve O'nun sonsuz cennetinde ağırlanmasına vesile olacaktır. Bir ayette şöyle bildirilmiştir: Hiç şüphesiz Allah, müminlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat'ta, İncil'de ve Kuran'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Tevbe Suresi, 111)İmani olgunluğa erişmiş mümin bilir ki cennet gibi büyük bir mükafat, sadece "iman ettik" demekle kazanılmaz. Allah bunu Kuran'da şöyle bildirmiştir: İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? Andolsun, onlardan öncekileri sınadık; Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir. (Ankebut Suresi, 2-3)Yine bir başka ayette Allah bu önemli gerçeğe şöyle dikkat çeker: Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki müminlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu. Dikkat edin, şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır. (Bakara Suresi, 214)Tüm bu ayetler göstermektedir ki, gelmiş geçmiş tüm insanlar Allah'ın dünya için yarattığı kanunların bir gereği olarak bu zorluklarla karşılaşmışlardır. Onlar da mallarından ve canlarından eksiltilerek denenmiş, onlar da inkar edenlerin baskı ve zulümleriyle karşılaşmış ve aralarındaki gerçek müminler ile samimiyetsizlerin farkı bu şekilde ortaya çıkmıştır. Bu nedenle mümin Kuran'ı öğrendiği andan itibaren ayetlerde belirtilen tüm bu olaylara karşı bir hazırlık içerisindedir. Ancak bilir ki imtihanın şartlarına uygun olarak karşılaşacağı olaylar, peygamber dönemindeki koşullarla tıpatıp aynı olmayabilir. Günümüzde bu zorluklar farklı koşullar altında karşımıza çıkabilir. Kamil iman sahibinin yaptığı imani hazırlık, karşısına çıkan hiçbir olayı ayırt etmeden hepsinin birer deneme olduğunu bilmesini gerektirir. Karşılaşacağı zorluk korku, açlık, mallarının eksilmesi ve canına gelecek bir zarar olabileceği gibi, günlük hayatta karşılaşacağı bir deneme de olabilir. Örneğin bazen en zor görünen şartlar üst üste gelebilir. İnsan hiç beklenmedik bir zamanda bir yakınını kaybedebilir. Aynı günlerde bir yandan da büyük bir maddi zorlukla karşılaşabilir. Tüm bunların üstüne bir de ağır bir hastalığa yakalanabilir. Hatta bu durumu fırsat bilen şeytan da çeşitli yollardan vesvese vererek kendisine yaklaşmaya çalışabilir. İşte tam da böyle bir dönemde aniden bir mümin kendisinden yardım isteyebilir. Kamil iman sahibi kişinin tavrı her zaman Allah'ın beğendiği ahlaka uygun olur. Tüm sıkıntısına, yorgunluğuna, hastalığına rağmen bu halini karşı tarafa hiçbir şekilde hissettirmez. Ve ona en güzel yüz ifadesiyle, en rahatlatıcı ses tonuyla ve elinden gelen en iyi tavırla yardımcı olmaya çalışır. İşte kamil iman sahibi bir mümin tüm bu sabrı ve bu güzel ahlakı, Allah'a olan sevgisinden, saygısından, korkusundan ve O'na olan teslimiyetinden dolayı göstermektedir. Burada verdiğimiz, bir müminin yaşamı boyunca sayısız kereler karşılaşabileceği örneklerden yalnızca biridir. Ancak anlatılmak istenen şudur: Ne kadar çok zorluk üst üste gelirse gelsin kamil iman sahibi bir insan, tavırlarında ve konuşmalarında güzel ahlakından asla taviz vermez. Başına gelen her türlü zorluk ve sıkıntının Allah'ın izniyle kendisine isabet ettiğini bildiğinden çareyi ve kurtuluşu yine Allah'tan umut eder. Zaten dünyada az bir zaman kalıp gidecektir, esas olan burada her durum ve şartta güzel bir sabır göstererek Allah'ın istediği ve beğendiği ahlakı yaşamak ve O'nu razı etmektir. Sonuçta dünya hayatında herşey gelip geçicidir. Önemli olan, insanın bu gelip geçen olaylarla imtihan olduğunu unutmaması ve bu imtihanın sonucunda da sonsuz hayatın kendisini beklediğini bilmesidir. Çünkü insanların asıl yurdu ahirettir. İnsan dünyada olabilecek en büyük acıyı, zorluğu, sıkıntıyı da yaşasa bütün bunlar mutlaka geçecek, veya ölümle birlikte son bulacaktır. Aynı şey tersi için de geçerlidir. Kişi dünyada büyük bir bolluk ve refah içinde de olsa, bunların hiçbiri ona ait değildir, ölümüyle birlikte hepsi dünyada kalacaktır. Ve belki de dünyada bolluk içinde yaşayan bu insanın sonu cehennem azabı olacaktır. Burada anlatılmak istenen şudur: Bir insanın dünyadaki yaşam şartları bir ölçü değildir, ancak bir denemeden ibarettir. Dünyada birtakım zorluklarla karşılaşmış bir insan ahiret hayatında, cennette sonsuza kadar mutluluk ve sevinç içinde ağırlanabilir. Çünkü dünyada iken her şart ve ortamda Allah'ı dost edinmiş ve O'nun hoşnutluğunu kazanmak için sabretmiştir. Ahirette bu kişilerin söyleyecekleri söz şu olacaktır: Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir. Ki O, bizi Kendi fazlından (ebedi olarak) kalınacak bir yurda yerleştirdi; burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz." (Fatır Suresi 34-35)
| |
| |
| Sponsored Links | ||||
| Yudumla | Mumsema | Derya Gibi | Oya |
![]() |
| Bookmarks |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kuran'da kamil iman sahipleri | ßaran | İman ve İslam | 0 | 05-08-2008 16:55 |
| Kamil iman sahiplerinin güzel yaşantısı | ßaran | İman ve İslam | 0 | 05-08-2008 16:54 |
| Kamil Iman Sahibinin Fedakarlığı | ßaran | İman ve İslam | 0 | 05-08-2008 16:27 |
| Kamil Iman Sahibinin SabrI | ßaran | İman ve İslam | 0 | 05-08-2008 16:26 |
| Kamil iman Nedir? | Arzu | İman ve İslam | 0 | 01-07-2008 18:17 |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:10 . | | | | |