| |||||||
| Forum Kuralları | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Hayat cesur olmaktır biraz, Hayat tavır koymaktır biraz, Fedakar olmazsan, yürekten yanmazsan Duyguların adı sevda olmaz Bir hüzün olur, düserim aksamın en kuytu yerine düserim ... Hayat cesur olmaktır biraz, Hayat tavır koymaktır biraz, Fedakar olmazsan, yürekten yanmazsan Duyguların adı sevda olmaz ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Bir hüzün olur, düserim aksamın en kuytu yerine düserim o bilinmezliklerin tam ortasına istemem düsünce kimse kaldırmasın beni kaldırmasın ki kalkmasını bilebileyim ![]() ![]() ![]() ![]() Yaşadığın zaman da, Geçersen geçtiğim yollardan Bir gün ![]() Ya da bir gece vakti ![]() Belki de uykusuz bir gecenin sabahın da ![]() Seni de vururlar bir gün ![]() Seni de ![]() seni de![]() Yüreğinden ![]() ![]() ![]() ![]() Ağlama! Gözlerine yaş değmesin Gül! Dudaklarından tebessüm eksilmesin Sev! Kalbinden yerim silinmesin Unutma ,sen sadece benimsin ![]() ![]() ![]()
| |
| |
| Sponsored Links | ||||
Google'a ekle | Yudumla | Mumsema | Derya Gibi | Oya |
| | #2 |
| Administrator ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008 Bulunduğu yer: Ankara Yaş: 19
Mesajlar: 17.227
Üye No: 33080
Tecrübe Puanı: 192 Rep Puanı : 9858 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali: | ![]() ![]() ![]() ![]() kör olsun bakmaya kıyamadığım o kara gözlere duymaya kıyamadığım o tatlı sözlere öpmeye kıyamadığım o dudaklara kör olsun sana bensiz bakan gözler KÖR OLSUN ![]() ![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #3 |
| Administrator ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008 Bulunduğu yer: Ankara Yaş: 19
Mesajlar: 17.227
Üye No: 33080
Tecrübe Puanı: 192 Rep Puanı : 9858 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali: | Çatlamış sabır taşım Bir alev her gözyaşım Ah benim dertli başım Bir o döner bir de ben Bu aşkın tek gerçeği Asla yok geleceği Yüreğim kan çiçeği Bir o kanar bir de ben ![]() ![]() ![]() ![]() Yalanlar vardır unutulmayan, unutulan Insanlar vardır Cevap bekliyen, Arkadaslık vardır boşa durmayan, ve SEN varsın BENI unutan ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Toprak yağmuru bekler ıslanmak için Yıldızlar geceyi bekler parlamak için Güneş sabahı bekler doğmak için Bende seni beklerim sarılıp öpmek için ![]() ![]() ![]() ![]() Yıldızları kelime, samanyolunu virgül diye koysam Yinede anlatmakla yazmakla bitmez Aşkımız olur yazılsa, ağır bir roman Okuyan kendini şokta bulur biran ![]() ![]() benim sana olan sevdam ![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #4 |
| Yeni Üye Üyelik tarihi: Mar 2008 Yaş: 14
Mesajlar: 5
Üye No: 53478
Tecrübe Puanı: 1 Rep Puanı : 57 Rep Derecesi ![]() | ya sevglm bndn ayrildi napim bu siiri okudm da aklima geldi
|
| |
| | #5 |
| Administrator ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008 Bulunduğu yer: Ankara Yaş: 19
Mesajlar: 17.227
Üye No: 33080
Tecrübe Puanı: 192 Rep Puanı : 9858 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali: | 1 Ey özünün sırlarına akıl ermeyen; Suçumuza, duamıza önem vermeyen; Günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık; Umudumu rahmetine bağlamışım ben 2 Büyükse de isyanım, kötülüklerim, Yüce Tanrı' dan umut kesmiş değilim; Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın Rahmete kavuşur elbet kemiklerim 3 Tanrım bir geçim kapısı açıver bana; Kimseye minnetsiz yaşamak yeter bana; Şarap içir, öyle kendimden geçir ki beni Haberim olmasın gelen dertten başıma 4 Rahmetin var, günah işlemekten korkmam; Azığım senden, yolda çaresiz kalmam; Mahşerde lutfunla ak pak olursa yüzüm Defterim kara yazılmış olsun, aldırmam 5 Derde gama yatkın yüreğime acı; Bu tutsak cana, garip gönlüme acı; Bağışla meyhaneye giden ayağımı, Kızıl kadehi tutan elime acı 6 Akıl bu kadehi övdükçe över; Alnından sevgiyle öptükçe öper; Zaman Usta' ysa bu canım nesneyi Hem yapar hem kırıp bin parça eder 7 Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri? Sana düşer azapların, tövbelerin beteri Alçakları besler, yoksulları ezer durursun: Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri 8 Her sabah yeni bir gün doğarken, Bir gün de eksilir ömürden; Her şafak bir hırsız gibidir Elinde bir fenerle gelen 9 Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim; Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim; Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler, Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim 10 Yaşamanın sırlarını bileydin Ölümün sırlarını da çözerdin; Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok: Yarın, akılsız, neyi bileceksin? 11 İçin temiz olmadıktan sonra Hacı hoca olmuşsun, kaç para! Hırka, tespih, post, seccade güzel; Ama Tanrı kanar mı bunlara? 12 Var mı dünyada günah işlemeyen söyle: Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle; Bana kötü deyip kötülük edeceksen, Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle 13 Felek ne cömert ne aşağılık insanlara! Han hamam, dolap değirmen, hep onlara Kendini satmıyan adama ekmek yok: Sen gel de yuf çekme böylesi dünyaya! 14 Bilgenin yüreğinde her dilek, Anka kuşu gibi gizli gerek Damla nasıl inci olur denizde: Sedefler içinde gizlenerek 15 Ovada her kızıl lalenin teni Bir padişahın kanıyla beslendi Yerden biten şu mor menekşe yok mu? Bir güzelin yanağındaki bendi 16 Mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler, Bin bir derde düşer, canlarından bezerler Öyleyken, ne tuhaftır, yine de övünür, Onlar gibi olmıyana adam demezler 17 Gül verme istersen, diken yeter bize Işık da vermezsen, ateş yeter bize Hırka, tekke, post most olasa da olur, Kilise çanları bile yeter bize 18 Beni özene bezene yaratan kim? Sen! Ne yapacağımı da yazmışın önceden Demek günah işleten de sensin bana: Öyleyse nedir o cennet cehennem? 19 İnsan bastığı toprağı hor görmemeli: Kim bilir hangi güzeldir, hangi sevgili Duvara koyduğun kerpiç yok mu, kerpiç? Ya bir Şah kafasıdır, ya bir vezir eli! 20 Hak er geç cimrilerin hakkından gelir; Cehennem ateşleri onlar içindir Ne der, dili inciler saçan Muhammet: Cömert gavur cimri müslümandan yeğdir 21 Varlığın sırları saklı, benden; Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben Bizimki perde arkasında dedi-kodu: Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben 22 Bir geldi mi derin ölüm uykusu, Biter bu dünyanın dedi-kodusu Ölenden bir haber bekler insanlar: Ne söylesin? Bilmez ki ne olduğunu! 23 Yel eser, umutlar savrulur gider; Sensiz, bensiz kalır bağlar bahçeler; Altın gümüş nen varsa harcamaya bak! Ölür gidersin, düşmanın gelir yer 24 Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz: İki başımız var, bir tek bedenimiz Ne kadar dönersem döneyim çevrende: Er geç baş başa verecek değil miyiz? 25 Dünyada akla değer veren yok madam, Aklı az olanın parası çok madem, Getir şu şarabı, alsın aklımızı: Belki böyle beğenir bizi el alem! 26 Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde: Senden ayığız bu sarhoş halimizde Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı: İnsaf be sultanım, kötülük hangimizde? 27 Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama; Senden benden başka düşünen yok, arama! Vaz geç ötelerden, yorma kendini: O var sandığın şey yok mu, o yok arama! 28 Şu serviyle süsen neden dillere destan? Neden hep onlara benzetilir hür insan? Birinin on dili var, boşboğazlık etmez, Ötekinin yüz eli var el açmaz, ondan! 29 Benim halimden haber sorarsan, Bir çift sözüm var sana, yürekten: Sevginle gireceğim toprağa, Sevginle çıkacağım topraktan 30 Şu dünyada üç beş günlük ömrün var, Nedir bu dükkanlar, bu konaklar? Ev mi dayanır, bu sel yatağına? Bu rüzgarlı yerde mum mu yanar? 31 Dün geldi: Nedir aradığın? dedi bana: Bensem, ne bakarsın o yana bu yana? Kendine gel de düşün, içine iyi bak: Ben senim, sen ben; aranıp durma boşuna! 32 Sabah doldu göklere mavi mavi; Doldur, ışık döker gibi, kaseyi! Acı olmasına acıdır şarap: Ama gerçek acıdır demezler mi? 33 Adam olduysan hesap ver kendine: Getirdiğin ne? Götüreceğin ne? Şarap içersem ölürüm diyorsun: İçsen de öleceksin, içmesen de! 34 Camiye gittim, ama Allah bilir niye: Ne namaz kılmaya, ne dua etmeye Eskiden bir kilim aşırmıştım camiden: O eskidi gittim yenisini yürütmeye 35 Kimi dinde imanda buldu yolu Kimi akıl, bilim yolunu tuttu Derken ses geldi karanlıklardan: Gafiller! Doğru yol ne odur, ne bu! 36 Her gece aklım dalar gider engine Ağlarım, inciler dolar eteğime Sevdalıyım, şarap dayanmıyor bana: Kafam baş aşağı çevrik bir tas mı ne! 37 Dünya ne verdi sana? Hep dert, hep dert! Güzel canın da bir gün elbet Toprağında yeşillikler bitmeden Uzan yeşilliğe, gününü gün et 38 Şarap sen benim günüm güneşimsin! Öyle bir dolsun ki seninle içim Bir bildik görünce beni sokakta: Ne o şarap nereye böyle? desin 39 Ben ne camiye yararım, ne hayvana! Bir başka hamur benimki, başka maya Yoksul gavur, çirkin ------ gibiyim: Ne din umrumda, ne cennet, ne dünya! 40 Bir kuş gördüm yüce Tus kalesinde, Keykavus'un kafa tası pençesinde Sorup duruyor kafaya: Hani? Nerde? 41 Şu testi de benim gibi biriydi; O da bir güzele vurgun, dertliydi Kim bilir, belki boynundaki kulp da Bir sevgilinin bem beyaz eliydi 42 İnciyi isteyen dalgıç olacak; Varı yoğu dosta verip dalacak Canı avucunda, nefesi göğsünde: Ayağı baş olacak, başı ayak 43 Girme şu alçakların hizmetine: Konma sinek gibi pislik üstüne İki günde bir somun ye, ne olur! Yüreğinin kanını iç de boyun eğme 44 Bir taş bulamazsın ki Doğu ovalarında Küfretmesin bana da, benim zamanıma da Yüz adım yürü bak, bir dertli insan görürsün: Bunalmış, otura kalmış yolun kenarında 45 Güneş attı göğe sabah kemendini: Aydınlık padişahı atına bindi İçin! için! diye bağırdı dört yana Canım sabah şarabının müezzini 46 Bu kadeh bir bedendir, cana gebe! Bir yasemindir, erguvana gebe! Hayır; yanlış; ne odur şarap ne bu: Bir sudur, bir su ki yangına gebe! 47 Gökte bir öküz varmış, adı Pervin; Bir öküz de altındaymış yerin Sen asıl iki öküz arasında Tepişmesine bak şu eşeklerin! 48 Ne bilginler geldi, neler buldular! Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar Hangisi yarıp geçti bu karanlığı? Birer masal söyleyip uyuya kaldılar 49 Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka! Bir ışık daha var, ışıklardan başka Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye: Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka 50 Bir damla şarap ver Çin senin olsun; Bir yudumu bütün dinlerden üstün Söyle, ne var dünyada şaraptan hoş? O acıya tatlılar feda olsun 51 Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz: Kuklacı Felek usta, kuklalar da biz Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer ikişer; Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz 52 Dünya üç beş bilgisizin elinde; Onlarca her bilgi kendilerinde Üzülme; eşek eşeği beğenir: Hayır var sana kötü demelerinde 53 Dedim: artık bilgiden yana eksiğim yok; Şu dünyanın sırrına ermişim az çok Derken aklım geldi başıma, bir de baktım: Ömrüm gelip geçmiş, hiç bir şey bildiğim yok 54 Cennette huriler varmış, kara gözlü; İçkinin de ordaymış en güzeli Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz: Bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili 55 Sen sofusun, hep dinden dem vurursun; Bana da sapık, dinsiz der durursun Peki, ben ne görünüyorsam oyum: Ya sen? Ne görünüyorsan o musun? 56 Varlık yokluk derdini aklından sil; Bırak öteleri de kendini bil Doldur şarabı, geniş bir nefes al: Kaç nefes alacağın belli değil 57 Bir elde kadeh, bir elde Kuran; Bir helaldir işimiz, bir haram Şu yarım yamalak dünyada Ne tam kafiriz, ne tam müslüman! 58 Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş! Bırak onu bunu da gönlünü tut hoş! Şu durmadan kurulup dağılan evrende Bir nefestir alacağın, o da boştur boş! 59 Leyla isteyen kişi Mecnun olmalı; Kendinden de, dünyasından da geçmeli Sevenlerin sofrasına çağrılınca Ben körüm, ben dilsizim demeli 60 Öldürmek de, yaşatmak da senin işin; Bu dünyayı gönlünce düzenleyen sensin Ben kötüyüm diyelim, kimde kabahat? Beni böyle yaratan sen değil misin? 61 Ben kadehten çekmem artık elimi; Tutmam senin senin kitabını, minberini Sen kuru bir sofrasın, ben yaş bir sapık: Cehennemde sen mi iyi yanarsın, ben mi? 62 Eşi dostu verdik birer birer toprağa; Kiminden bir taş bile kalmadı ortada Sen, yorgun katır, hala bu kalleş çöldesin: Sırtında bunca yük, yürü bakalım hala 63 Gözüm, kör değilsen, bunca mezarı gör; Dünyayı saran yalan dolanları gör; Kırallar, padişahlar çürüyüp gitmiş: Ela gözlerine kurt dolanları gör! 64 Felek doğruyu eğriyi tartaydı, Her işine güzel demek kolaydı Böyle özü doğruluk olaydı? 65 Duman değil mi dünya mutfağında payın? Öyleyse ha olmuşsun ha olmamışsın Senin zorunsa sermayeden yememek: Bekle, bekle de başkası yesin yarın 66 Bayram geldi; işimiz iştir bu aralık; Horoz kanı gibi şarap bollaşır artık Gel gelelim eşekler de boş gezer şimdi: Oruç gemi ağızlarından çıkar, yazık! 67 Hep arar dururdum, dünyaya geleli, Alın yazısı, cenneti, cehennemi Hocam kesti attı, sağlam bilgisiyle: Alın yazısı, cennet cehennem sende, dedi 68 Yarım somunun var mı? Bir ufak da evin? Kimselerin kulu kölesi değil misin? Kimsenin sırtından geçindiğin de yok ya? Keyfine bak: en hoş dünyası olan sensin 69 Bahar geldi; başka şey istemem kafamda; Hele akla hiç yer vermem bahar soframda; Şarap, seninleyim bu mevsim, koru beni: Söğüt ağacı, sen de ser gölgeni altıma 70 Tanrı, cennette şarap içeceksin, der; Aynı tanrı nasıl şarabı haram eder? Hamza bir Arab' ın devesini öldürmüş: Şarabı yalnız ona haram etmiş peygamber 71 Nerde yüreği tertemiz uyanık insan? Nerde güzel düşünceler ardında koşan? Herkes kendi kafasının kulu kölesi: Hangi Tanrının kulu, nerde o kahraman? 72 Kim için bu yerler gökler? Bizim için Biz görüş cevheriyiz akıl gözünün Evren bir yüzük gibiyse çepeçevre İnsan, taşında bir nakış o yüzüğün 73 Yüce varlık bize bir beden verince Sevmesini öğretti her şeyden önce Sonra şu delik deşik yüreğimize Mana incileri sakladı binlerce 74 Niceleri geldi, neler istediler; Sonunda dünyayı bırakıp gittiler; Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi? O gidenler de hep senin gibiydiler 75 Vakit geldi, dünya yeşiller giyecek; Ağaçlara Musa'nın eli değecek, Kuru tohumlara İsa'nın nefesi; Gözler açıp buluta çevrilecek 76 Gerçek eren içinde kir tutmayandır; Varlığını korkusuzca hiçe sayandır; Bu topraklar üstünde en temiz kişi Sağlığında toprak kesilmiş olandır 77 Ey can, sana aklı niçin vermiş veren? Kendini bil, yolunu bul yitip gitmeden Baykuş gibi ne gezersin viranelikte, Yerin akdoğan gibi sultanın emrindeyken? 78 Onlar ki kurtulamaz ikiyüzlülükten Canı ayırmaya kalkarlar bedenden; Horoz gibi tepemde testere olsa Aklımın kafasını keser atarım ben 79 Bir yanarım Tanrı özlemiyle Musa gibi; Bir ölürüm murada ermeden Yahya gibi; Yarı gökte kalırım hep bir iğne yüzünden Hep bir başka derdin terzisiyim İsa gibi 80 Dert çekme boşuna, hep gül de yaşa; Zulüm yolunda hakkı bul da yaşa; Sonu yokluk madem bu dünyamızın Yok bil kendini, özgür ol da yaşa 81 Ramazan ayı bu yıl da geldi yine; Vurdu bukağıyı aklın bileğine; Tanrım bu halka bir gaflet ver de bari Ramazanı Şevval sansınlar bu sene 82 Ey doğru yolun yolcusu, çaresiz kalma; Çıkma kendinden dışarı, serseri olma; Kendi içine sefer et erenler gibi: Sen görenlerdensin, dünya seyrine dalma 83 Duru sudan daha temizdir benim sevgim; Sevgiyle bu oynayış da hakkımdır benim; Halden hale girer başkalarında sevgi: Neyse hep odur benim sevgim ve sevgilim 84 Dünya padişahın, kayserin, hakanın olsun; Cehennem kötünün, cennet iyinin olsun; Tesbih meleklerin olsun, temizlik Rızvan' ın: Sevgili bizim olsun, canı canımız olsun 85 Ey güzel, sen ki bana derdi derman edensin; Şimdi: Çekil önümden, diye ferman edersin; Senin yüzün canımın kıblesi olmuş bir kez; Ne yapsın, kıble mi değiştirsin bu can dersin? 86 Şarap iç adın silinip gitmeden dünyadan; Şarap kasveti, karanlığı giderir candan; Güzellerin saçını çözüp dağıtmaya bak Neylesin, netsin bu can, kıble mi değiştirsin? 87 Bizim şarap içmemiz ne keyfimizden, Ne dine, edebe aykırı gitmemizden; Bir an geçmek istiyoruz kendimizden: İçip içip sarhoş olmamız bu yüzden 88 Biliyorum varlığın, yokluğun dış yüzünü; Yükselmenin de alçalmanın da içyüzünü; Ne çıkar öte yanını da bilsem feleğin: Bezmişim bilgiden, atmışım her türlüsünü 89 Baharlar yazlar gider, kara kış gelir; Varlığın yaprakları dürülür bir bir; Şarap iç, gam yeme; bak ne demiş bilge: Dünya dertleri zehir, şarap panzehir 90 Gülün yüzünde çiy tanesi nevruzun ne hoş; Yeşillikte canı aydınlatan yüzün ne hoş; Geçmiş gitmiş gün üstüne ne söylesen boş: Bırak dünü, hoş et gönlünü, bak bugün ne hoş 91 Bilgisizliğimi sundum durdum aleme; Bir yoksulluk karanlığı çöktü gönlüme; Utandım günahımdam, müslümanlığımdan: Bundan böyle zünnar takacağım belime 92 Bir su, bir damla suymuşuz, bele düşmüşüz; Şehvet ateşiyle dışarı savrulmuşuz; Yarın yel savuracak toprağımızı: İçelim, hoş geçsin üç nefeslik ömrümüz 93 Bahtımın kökü yeşerip dal budak da verse Eğretidir bu ömür diye giydiğin elbise; Mıhlar gevşek bir gölgeliktir beden çadır, Pek dayanma sakın ne kadar sağlam da görünse 94 Ben de geçtim gittim bu zulüm yurdundan, Elimde yelden başka bir şey kalmadan; Ama var mı, ölümüme sevinip de Ecelin şaşmaz tuzağından kurtulan? 95 Orucumu yiyorsam ramazanda Mübarek aydan habersizim sanma: Çileden gece oluyor da gündüzüm Sahura kalıkıyorum gün ortasında 96 Yılan gibi taşa girsen de, Saki, Sızar ecelin suyu bulur seni; Bu dünya toprak, Saki, türkü söyle; Bu soluk bir yel, şarap ver, Saki 97 Gönül Bijen' i kuyu gibi gam zindanında; Akıl Sührab'ı ölmüş derdinin sayvanında; Dünya Siyavuş'unun öcünü almak için Gam, Rüstem'in Turan gibi gönlünü talanda 98 Ey yanağı ağustos gülünü bastıran; Ey yüzü Çin güzellerini kıskandıran; Bakışı Babilşahını büyüde yenip Elinde at, fil, ruh, ferz, baydak bırakmayan 99 Elimde olsa dünyayı küçümserdim; İyisine de kötüsüne de yuf çekerdim; Daha doğrusu bu aşağılık yere Ne gelirdim, ne yaşardım, ne ölürdüm 100 Şarap iç, bire birdir derde tasaya; Ne bu dünya kalır, ne öteki dünya Ne serin ateştir o, ne can dolu su: Çabuk ol, bulup içemezsin mezarda ![]() 101 Felek, delik deşik ediyorsun yüreğimi; Yırtıyorsun ikide bir sevinç gömleğimi, Esen yelleri ateş ediyorsun bana; Çamura çeviriyorsun içeceğimi 102 Haram, acı, kötü derler canım şaraba: Oysa ne hoş şey, hele bir güzel sunarsa; İçin bakın; hem doğrusunu isterseniz, Haram dedikleri her şey hoş galiba! 103 Dedim ben artık kızıl şarabı içmem; Üzümün kanıymış bu, ben kan dökmek istemem Gün görmüş aklım şaşırdı: Sahi mi? dedi; Yok canım, şaka, ben nasıl içmem! 104 Sen bu dünyanın sırlarına eremezsin; Erenlerin dilini de söktüremezsin; İyisi mi iç şarabı, cennet et bu dünyayı: Öbür cennete ya girer, ya giremezsin 105 Bulut geldi; lalede bir renk bir renk! Şimdi kızıl şarap içmemiz gerek Şu seyrettiğin serin yeşillikler Yarın senin toprağında bitecek 106 İki batman şarap, bir buğday ekmeği; Bir koyun budu, bir de ay yüzlü sevgili; Daha ne istenir bilmem şu dünyada: Padişah daha iyisini bulabilir mi? 107 Dünyaları değişmem kızıl şaraba; Ay da ondan sönük; çoban yıldızı da Şarap satanların aklına şaşarım: Ondan iyi ne var alınacak dünyada? 108 İnsan son nefese hazır gerekmiş: Nasıl ölürse öyle dirilecekmiş Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz: Böylece dirilirsek işimiz iş 109 Biz de çocuktuk, bir şeyler öğrendik; Bildiklerimizle övündük, eğlendik Şu oldu, bu oldu da ne oldu sonra? Bir bulut gibi geldik, yel gibi geçtik 110 Hayyam bilgelik çadırları dokudu; Sonra dert potasında yandı kül oldu Bir pula satıldı kader çarşısında, Ölüm celladı geldi, boynunu vurdu 112 Dostum, gel yarına kanmayalım biz; Günümüzü gün edelim ikimiz Yarın çekip gettik mi şu konaktan Yedi bin yıl önce gidenlerleyiz 113 Ömrümüzden bir gün daha geldi geçti; Derede akan su, ovada esen yel gibi İki gün var ki dünyada, bence ha var ha yok: Daha gelmemiş gün bir, geçmiş gün iki 114 Tanrı, her an sevdiğinin kapısında ol; Bu dünyadan o dünyadan bana ne! Gönlüm ter gibi çıkıp bedenimden Karıştı varlığın denizlerine 115 Gönül, her an sevdiğinin kapısında ol; Her istediğini onda ara, onda bul Aşk tavlasında hileye kaçma kalleşçe: Koy canını ortaya, soyulursan soyul 116 Sarhoş oldum mu aklım azalır; Ayıldım mı sevincim dağılır Ne sarhoş, ne ayık bir hal var ya? En güzeli öyle yaşamaktır 117 Sevgili, sırlarına eren gönül nerde? Sözlerinin tekini duyan kulak nerde? Gece gündüz serilirsin de karşımıza: Yüzünü bir kez gören mutlu göz nerde? 118 Dert içinde sevinci bul da yaşa; Haksız düzende haklı ol da yaşa; Sonu nasıl olsa yokluk dünyanın, Varından yoğundan kurtul da yaşa 119 Açılmaz kapıları açmanız mı gerek? Dünyada insanca yaşamanız mı gerek? Bırak öyleyse iki dünyayı birden: Ey ölü canlılar, canlar uyanık gerek! 120 Dün özledim de seni coştum birden bire; Çıktım senin yerin dedikleri göklere Bir ses yükseldi ta yukarıda, yıldızlardan: Gafil, dedi; bizde sandığın Tanrı sende! 121 Bir testici gördüm, çamur içindeydi: Ayağı çarkında, elinde bir testi; Testinin başında bir yoksulun ayağı Kulpunda bir padişahın kellesi 122 Bir testi aldım çarşıdan ucuza; Gizli gizli neler anlattı bana; Bir şahdım, dedi; altın kupam vardı; Şimdi neyim? Testi oldum şaraba 123 Bilmem, ne sayar durursun bir, iki; Ha bir olmuş, ha yüz bin fark etmez ki Çal sazını, sonun bir avuç toprak, Şarap ver, bir esip gitmedir bizimki 124 Kambur Felek, sen ne konaklar yıka geldin; Kin beslersin bize, zulüm eski adetin Şu kara toprağın göğsünü bir yarsalar, Ne inciler yatar içinde bilir misin? 125 Yoksul, dertli gönlüm arar sevgilisini; Aklı gelmez başına, yer kendi kendini Bana sevgi şarabını sundukları gün Kana boyamışlar varlık kadehimi 126 Ha Belh' te ölmüşsün, ha Bağdat' ta hepsi bir; Kadeh doldu mu, acı da olsa içilir Keyfine bak; çok aylar doğmuş batmış sensiz; Sensiz daha çok ayların ondördü gelir 127 Gönlümün dilediği gül yüzüne bakmak; Elimin özlediği kadehi kavramak Her zerrem nasibini almalı dünyadan Yarın güle kavuşturmadan beni toprak 128 Behram' ın şarap içtiği orman köşkünde Bir tilki yavrulamış, bir ceylan keyfinde Ömrünce yaban eşeği avlamış Behram: Mezar da Behram' ı avlamış günün birinde 129 Ben bıyıkları süpürge etmişim meyhanede: Hayırmış, şermiş bırakmışım ikisini de İki dünyayı karpuz gibi önüme koysalar Ne birine metelik veririm, ne ötekine 130 Padişah ol, yokluk halkasına gir de; Yıkan, kirin pasın kalmasın gönülde Meyhaneye ermeğe gelince biri Kendini bil de ne yaparsan yap de 131 Toprakla karışıp bulanmamış bir can Sana konuk geldi bir temiz dünyadan Otur, bir kadeh şarap iç kendisiyle, Sana iyi geceler deyip kaçmadan 132 Ne yazık, pişmiş ekmek çiğlerin elinde; Ne yazık, çeşmeler cimrilerin elinde O canım Türk güzeli kömür gözleriyle, Çaylakların, uğruların, eğrilerin elinde 133 Dünyaya geldiler, coşup taştılar; Güldüler, eğlendiler, anlaştılar; Bir kadehte sızıverdiler bir gün Ölüm uykusunda kucaklaştılar 134 Bilir misin, yüceler yücesi Tanrı, Şarap ne zaman çoşturur içenleri? Pazar, pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, bir de cuma, cumartesi günleri 135 Yaşamak elindeyken bugüne bugün, Ne diye bırakır, yarını düşünürsün? Geçmiş, gelecek, kuru sevda bütün bunlar; Kadrini bilmeğe bak avucundaki ömrün 136 Toprak olup gitmişlere sorarsan Ha gavur olmuşsun ha müslüman Kimler bu dünyada eğlenmemişse Ötekinde yalnız onlar pişman ![]() 137 Ey garip kuş! Bu yıldızlar darı sana; Elest günü canı sen verdin insana Dünyayı gören büyülü bir kadeh varmış: O kadeh sende, başka yerde arama 138 Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi Herkesle uzaktan hoş beş edip geçmeli Can gözünü açınca görüyor ki insan En büyük düşmanıymış en çok güvendiği 139 Feleği döndürebilir misin muradınca? Ne çıkar gök yedi kat değil sekiz katsa? Er geç toprağa karışıp gidecek gövdeni Ha ovada kurt yemiş, ha mezarda karınca 140 Bak, gül yeşiller, sevinçler içinde; Arar bulamazsın gelecek perşembe İç şarabını, gül kokla, yeşil topla: Toprak oluvermeden gül de yeşil de ![]() 141 İnsan çeker çeker de sonra hür olur; İnci sedef zindanlarda yuğrulur Paran pulun yoksa bugün, sağlık olsun: Bugün boş duran kadeh yarın doludur 142 Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti; Canım bahar geçti çoktan, kış şimdi Hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş? Nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti? 143 Her gün biri çıkar, başlar ben, ben demeğe, Altınları gümüşleriyle övünmeğe Tam işleri dilediği düzene girer: Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye 144 Can verinceyedek bu çorak yerde Dertten başka ne geçer ki eline? Ne mutlu çabuk gidene dünyadan; Hele bu dünyaya hiç gelmeyene! 145 Yerleri yapmış, gökleri kurmuşsun ama, Sensin bunca gönülleri yakıp yıkan da Ne kızıl dudakları, ne altın saçları Almışın süprüntüler gibi kara toprağa 146 Dostum, olan olmuş, vahlanma boşuna; Dünyayı kara zindan etme başına Yaşamana bak, elinden tek gelen bu: Olacakları danışan var mı sana? 147 Sevgilim, ömrü derdim gibi bitmeyesi, Bu sabah bütün cömertliği üstündeydi Bir göz atıverdi bana geçip giderken: İyilik et denize at mı demek istedi? 148 Gül de şarab da bilene güzel gelir; Sarhoş olmayan için sarhoşluk nedir? Cebi boş gönlü dolu olmayan kişi Her şeyden geçmenin tadını ne bilir? 149 Yapma diyorsun; yapmamak elimde mi? Sen al demişin; nasıl çekerim elimi? Hem yap hem yapma demek seninki bana İnsaf: Kadeh devrilir de dolu kalır mı? 150 Bu dünya iki kapılı bir han, Girdi mi dertlere düşer insan Tanınmadan yaşamak en iyisi: Elinde olsa da hiç doğmasan 151 Kim görmüş o cenneti, cehennemi? Kim gitmiş de getirmiş haberini? Kimselerin bilmediği bir dünya Özlenmeye, korkulmaya değer mi? 152 Ne mutlu adı sanı bilinmeyene; İpeklere, kürklere bürünmeyene; Anka gibi iki dünyadan da geçip Bu viranede baykuşa dönmeyene 153 Yok olmamış varlık var mı bir tek? Herşey bir gün, dağılıp gidecek Öyleyse vara yoğa ne bakarsın? En iyisi yoku var, varı yok bilmek 154 Sevgili, bir başka güzelsin bugün; Ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün Güzeller bayram günleri süslenir: Seninse bayramları süsler yüzün 155 Öldük, dünyayı şaşkın bırakıp gittik; Yüzlerce incimiz vardı delinmedik Sersemliği yüzünden bilgisizlerin Renk renk düşünceler kaldı söylenmedik 156 Kendimden geçtikçe gelirim kendime, Alçalırım çıktıkça yüksek yerlere En garibi, içmeden sarhoşum da ben, Ayılırım her kadehi devirdikçe 157 Ben içerim, ama sarhoşluk etmem: Kadehten başka şeye el uzatmam Şaraba taparmışım, evet, taparım: Ama senin gibi kendime tapmam 158 Şeyh fahişeye demiş ki: - Utanmaz kadın; Her gün sarhoşsun, onun bunun kucağındasın Doğru, demiş fahişe, ben öyleyim; ya sen? Sen bakalım şu göründüğün adam mısın? 159 Dün gece usul boylu sevgilim ve ben, Bir kıyıda gül rengi şarap içerken; Sedefli bir kabuk açıldı karşımızda; Sabah müjdecisi çıkıverdi içinden 160 Dinle dinsizliğin arası bir tek soluk; Düşle gerçeğin arası bir tek soluk Aldığın her soluğun değerini bil Bütün yaşamak macerası bir tek soluk 161 Bir put demiş ki kendine tapana: Bilir misin niçin taparsın bana? Sen kendi güzelliğine vurgunsun: Ben ayna tutar gibiyim sana 162 Biz aşka tapanlarız, müslüman değil; Cılız karıncalarız, Süleyman değil; Biz eskiler giyen benzi soluklarız: Pazarda sırma satan bezirgan değil 163 Nerdesin? Sana baş kaldırmışım işte; Karanlık içindeyim, ışığın nerde? Cenneti ibadetle kazanacaksam Senin ne cömertliğin kalır bu işde? 164 Gerçek erenlere güzel çirkin, hepsi bir; Sevenler için cennet, cehennem, hepsi bir; Kendini veren ha ipekli giymiş, ha çul; Yastığı ha pamuk olmuş ha diken, hepsi bir 165 Yıllar günler gibi geçti gider; Nerde o eski dertler, sevinçler? Belaya aldırmaz aklı olan: Bu da her şey gibi geçer, der 166 Dünyayı allar pullar boyarlar gözünü; Aklı olan hor görür süsünü püsünü Kimler geldi gitti, kimler gelip gidecek: Al gitmeden alacağını, doyur gönlünü 167 Şarap mimarıdır yıkık gönüllerin Süzülmüş, tertemiz canı üzümlerin Neden şer demişler bu hayırlı suya? Siz bana bu şerden üç dört kase verin 168 Aşk bir beladır, ama Tanrıdan gelme; Halk neden karşı kor Tanrı emrine? Bize herşeyi yaptıran kendi madem, Kulu sorguya çekmenin alemi ne? 169 Dert de neymiş? O mu bizi ağlatacak? O mu sevinç bayrağımızı yırtacak? Gelin, atalım şunu gönül yurdundan: Yoksa içimizde fitne çıkartacak 170 Sensiz camide, namazda işim ne? Seninle buluşma yerim meyhane Benim sevmem de böyle, yüce Tanrı: İstersen kaldır at cehennemine 171 Hep bir çember, dolanıp durduğumuz! Ne önümüz belli, ne sonumuz Kim varsa bilen, çıksın söylesin: Nerden geldik? Nereye gidiyoruz? 172 Bizi bizden alan şaraba gönül verdik; Coşup taştık; yerden kopup göklere erdik Tenden bedenden soyunuverdik sonunda Topraktan gelmiştik, yine toprağa girdik 173 Tepemizde dönüp duran gökler Büyücünün fanusu gibidirler: Güneş bu fanus içinde lamba, Biz de gelip geçen görüntüler 174 Bir rint gördüm, binmiş dünya denen kır ata; Aldırmıyor dine, islama, şeriata; Ne hak dinliyor, ne hakikat, ne marifet: Gelmiş mi böylesi kahraman kainata? 175 Kimi gizlenir, kimselere görünmezsin; Kimi renk renk dünyalarda görünür yüzün Kendi kendinle sevişmek bu seninki: Çünkü seyreden sen, seyredilen de sensin 176 Yüzümde pırıl pırıl sevinç gördüğün gün, Nice konakları yıkılmıştır gönlümün Dalgıçsan dal gözlerimin denizine, bak: Dibinde mahzun bir deniz kızı görürsün ![]() |