Frmacil

Frmacil

Acil Sorunlara Acil Çözüm




Geri git   Frmacil >
(¯`·.(¯`·.Aşk ve Sevgi·´¯).·´¯)
> Aşk Yazıları > Güzel Aşk Sözleri

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et


Son kez tut beni | dikkat edin ..
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 23-03-2008   #1
Profil Bilgileri
Administrator
 
RüzgarGülü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 19
Mesajlar: 17.227
Üye No: 33080
Tecrübe Puanı: 192
Rep Puanı : 9858
Rep Derecesi
RüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond repute
Ruh Hali:
Reklam
www.dantel-orgu.com
Wink şiir gibi güzel sözler

Hayat cesur olmaktır biraz, Hayat tavır koymaktır biraz, Fedakar olmazsan, yürekten yanmazsan Duyguların adı sevda olmaz Bir hüzün olur, düserim aksamın en kuytu yerine düserim ...

Hayat cesur olmaktır biraz,
Hayat tavır koymaktır biraz,
Fedakar olmazsan, yürekten yanmazsan
Duyguların adı sevda olmaz


Bir hüzün olur,
düserim aksamın en kuytu yerine
düserim o bilinmezliklerin tam ortasına
istemem düsünce kimse kaldırmasın beni
kaldırmasın ki
kalkmasını bilebileyim

Yaşadığın zaman da,
Geçersen geçtiğim yollardan
Bir gün
Ya da bir gece vakti
Belki de uykusuz bir gecenin sabahın da
Seni de vururlar bir gün
Seni deseni de
Yüreğinden

Ağlama! Gözlerine yaş değmesin
Gül! Dudaklarından tebessüm eksilmesin
Sev! Kalbinden yerim silinmesin
Unutma ,sen sadece benimsin


 

RüzgarGülü isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Sponsored Links

Google'a ekle
Yudumla   Mumsema   Derya Gibi   Oya
Alt 23-03-2008   #2
Profil Bilgileri
Administrator
 
RüzgarGülü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 19
Mesajlar: 17.227
Üye No: 33080
Tecrübe Puanı: 192
Rep Puanı : 9858
Rep Derecesi
RüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond repute
Ruh Hali:
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: şiir gibi güzel sözler


kör olsun
bakmaya kıyamadığım o kara gözlere
duymaya kıyamadığım o tatlı sözlere
öpmeye kıyamadığım o dudaklara
kör olsun sana bensiz bakan gözler KÖR OLSUN

 

RüzgarGülü isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 23-03-2008   #3
Profil Bilgileri
Administrator
 
RüzgarGülü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 19
Mesajlar: 17.227
Üye No: 33080
Tecrübe Puanı: 192
Rep Puanı : 9858
Rep Derecesi
RüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond repute
Ruh Hali:
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: şiir gibi güzel sözler

Çatlamış sabır taşım
Bir alev her gözyaşım
Ah benim dertli başım
Bir o döner bir de ben
Bu aşkın tek gerçeği
Asla yok geleceği
Yüreğim kan çiçeği
Bir o kanar bir de ben

Yalanlar vardır unutulmayan,
unutulan Insanlar vardır Cevap bekliyen,
Arkadaslık vardır boşa durmayan,
ve SEN varsın BENI unutan

Toprak yağmuru bekler ıslanmak için
Yıldızlar geceyi bekler parlamak için
Güneş sabahı bekler doğmak için
Bende seni beklerim sarılıp öpmek için

Yıldızları kelime, samanyolunu virgül diye koysam
Yinede anlatmakla yazmakla bitmez
Aşkımız olur yazılsa, ağır bir roman
Okuyan kendini şokta bulur biran
benim sana olan sevdam

 

RüzgarGülü isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 23-03-2008   #4
Profil Bilgileri
Yeni Üye
 
rebel_angel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Yaş: 14
Mesajlar: 5
Üye No: 53478
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 57
Rep Derecesi
rebel_angel will become famous soon enough
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: şiir gibi güzel sözler

ya sevglm bndn ayrildi napim bu siiri okudm da aklima geldi

 

rebel_angel isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 23-03-2008   #5
Profil Bilgileri
Administrator
 
RüzgarGülü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 19
Mesajlar: 17.227
Üye No: 33080
Tecrübe Puanı: 192
Rep Puanı : 9858
Rep Derecesi
RüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond reputeRüzgarGülü has a reputation beyond repute
Ruh Hali:
Reklam
www.dantel-orgu.com
Wink --->: şiir gibi güzel sözler

1
Ey özünün sırlarına akıl ermeyen;
Suçumuza, duamıza önem vermeyen;
Günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık;
Umudumu rahmetine bağlamışım ben

2
Büyükse de isyanım, kötülüklerim,
Yüce Tanrı' dan umut kesmiş değilim;
Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın
Rahmete kavuşur elbet kemiklerim

3
Tanrım bir geçim kapısı açıver bana;
Kimseye minnetsiz yaşamak yeter bana;
Şarap içir, öyle kendimden geçir ki beni
Haberim olmasın gelen dertten başıma

4
Rahmetin var, günah işlemekten korkmam;
Azığım senden, yolda çaresiz kalmam;
Mahşerde lutfunla ak pak olursa yüzüm
Defterim kara yazılmış olsun, aldırmam

5
Derde gama yatkın yüreğime acı;
Bu tutsak cana, garip gönlüme acı;
Bağışla meyhaneye giden ayağımı,
Kızıl kadehi tutan elime acı

6
Akıl bu kadehi övdükçe över;
Alnından sevgiyle öptükçe öper;
Zaman Usta' ysa bu canım nesneyi
Hem yapar hem kırıp bin parça eder

7
Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
Sana düşer azapların, tövbelerin beteri
Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri

8
Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen

9
Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;
Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim;
Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,
Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim

10
Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?

11
İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel;
Ama Tanrı kanar mı bunlara?

12
Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle

13
Felek ne cömert ne aşağılık insanlara!
Han hamam, dolap değirmen, hep onlara
Kendini satmıyan adama ekmek yok:
Sen gel de yuf çekme böylesi dünyaya!

14
Bilgenin yüreğinde her dilek,
Anka kuşu gibi gizli gerek
Damla nasıl inci olur denizde:
Sedefler içinde gizlenerek

15
Ovada her kızıl lalenin teni
Bir padişahın kanıyla beslendi
Yerden biten şu mor menekşe yok mu?
Bir güzelin yanağındaki bendi

16
Mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler,
Bin bir derde düşer, canlarından bezerler
Öyleyken, ne tuhaftır, yine de övünür,
Onlar gibi olmıyana adam demezler

17
Gül verme istersen, diken yeter bize
Işık da vermezsen, ateş yeter bize
Hırka, tekke, post most olasa da olur,
Kilise çanları bile yeter bize

18
Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
Ne yapacağımı da yazmışın önceden
Demek günah işleten de sensin bana:
Öyleyse nedir o cennet cehennem?

19
İnsan bastığı toprağı hor görmemeli:
Kim bilir hangi güzeldir, hangi sevgili
Duvara koyduğun kerpiç yok mu, kerpiç?
Ya bir Şah kafasıdır, ya bir vezir eli!

20
Hak er geç cimrilerin hakkından gelir;
Cehennem ateşleri onlar içindir
Ne der, dili inciler saçan Muhammet:
Cömert gavur cimri müslümandan yeğdir

21
Varlığın sırları saklı, benden;
Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben
Bizimki perde arkasında dedi-kodu:
Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben

22
Bir geldi mi derin ölüm uykusu,
Biter bu dünyanın dedi-kodusu
Ölenden bir haber bekler insanlar:
Ne söylesin? Bilmez ki ne olduğunu!

23
Yel eser, umutlar savrulur gider;
Sensiz, bensiz kalır bağlar bahçeler;
Altın gümüş nen varsa harcamaya bak!
Ölür gidersin, düşmanın gelir yer

24
Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz:
İki başımız var, bir tek bedenimiz
Ne kadar dönersem döneyim çevrende:
Er geç baş başa verecek değil miyiz?

25
Dünyada akla değer veren yok madam,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alsın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem!

26
Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde:
Senden ayığız bu sarhoş halimizde
Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
İnsaf be sultanım, kötülük hangimizde?

27
Bu dünyadan başka bir dünya yok, arama;
Senden benden başka düşünen yok, arama!
Vaz geç ötelerden, yorma kendini:
O var sandığın şey yok mu, o yok arama!

28
Şu serviyle süsen neden dillere destan?
Neden hep onlara benzetilir hür insan?
Birinin on dili var, boşboğazlık etmez,
Ötekinin yüz eli var el açmaz, ondan!

29
Benim halimden haber sorarsan,
Bir çift sözüm var sana, yürekten:
Sevginle gireceğim toprağa,
Sevginle çıkacağım topraktan

30
Şu dünyada üç beş günlük ömrün var,
Nedir bu dükkanlar, bu konaklar?
Ev mi dayanır, bu sel yatağına?
Bu rüzgarlı yerde mum mu yanar?

31
Dün geldi: Nedir aradığın? dedi bana:
Bensem, ne bakarsın o yana bu yana?
Kendine gel de düşün, içine iyi bak:
Ben senim, sen ben; aranıp durma boşuna!

32
Sabah doldu göklere mavi mavi;
Doldur, ışık döker gibi, kaseyi!
Acı olmasına acıdır şarap:
Ama gerçek acıdır demezler mi?

33
Adam olduysan hesap ver kendine:
Getirdiğin ne? Götüreceğin ne?
Şarap içersem ölürüm diyorsun:
İçsen de öleceksin, içmesen de!

34
Camiye gittim, ama Allah bilir niye:
Ne namaz kılmaya, ne dua etmeye
Eskiden bir kilim aşırmıştım camiden:
O eskidi gittim yenisini yürütmeye

35
Kimi dinde imanda buldu yolu
Kimi akıl, bilim yolunu tuttu
Derken ses geldi karanlıklardan:
Gafiller! Doğru yol ne odur, ne bu!

36
Her gece aklım dalar gider engine
Ağlarım, inciler dolar eteğime
Sevdalıyım, şarap dayanmıyor bana:
Kafam baş aşağı çevrik bir tas mı ne!

37
Dünya ne verdi sana? Hep dert, hep dert!
Güzel canın da bir gün elbet
Toprağında yeşillikler bitmeden
Uzan yeşilliğe, gününü gün et

38
Şarap sen benim günüm güneşimsin!
Öyle bir dolsun ki seninle içim
Bir bildik görünce beni sokakta:
Ne o şarap nereye böyle? desin

39
Ben ne camiye yararım, ne hayvana!
Bir başka hamur benimki, başka maya
Yoksul gavur, çirkin ------ gibiyim:
Ne din umrumda, ne cennet, ne dünya!

40
Bir kuş gördüm yüce Tus kalesinde,
Keykavus'un kafa tası pençesinde
Sorup duruyor kafaya: Hani? Nerde?

41
Şu testi de benim gibi biriydi;
O da bir güzele vurgun, dertliydi
Kim bilir, belki boynundaki kulp da
Bir sevgilinin bem beyaz eliydi

42
İnciyi isteyen dalgıç olacak;
Varı yoğu dosta verip dalacak
Canı avucunda, nefesi göğsünde:
Ayağı baş olacak, başı ayak

43
Girme şu alçakların hizmetine:
Konma sinek gibi pislik üstüne
İki günde bir somun ye, ne olur!
Yüreğinin kanını iç de boyun eğme

44
Bir taş bulamazsın ki Doğu ovalarında
Küfretmesin bana da, benim zamanıma da
Yüz adım yürü bak, bir dertli insan görürsün:
Bunalmış, otura kalmış yolun kenarında

45
Güneş attı göğe sabah kemendini:
Aydınlık padişahı atına bindi
İçin! için! diye bağırdı dört yana
Canım sabah şarabının müezzini

46
Bu kadeh bir bedendir, cana gebe!
Bir yasemindir, erguvana gebe!
Hayır; yanlış; ne odur şarap ne bu:
Bir sudur, bir su ki yangına gebe!

47
Gökte bir öküz varmış, adı Pervin;
Bir öküz de altındaymış yerin
Sen asıl iki öküz arasında
Tepişmesine bak şu eşeklerin!

48
Ne bilginler geldi, neler buldular!
Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar
Hangisi yarıp geçti bu karanlığı?
Birer masal söyleyip uyuya kaldılar

49
Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka!
Bir ışık daha var, ışıklardan başka
Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye:
Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka

50
Bir damla şarap ver Çin senin olsun;
Bir yudumu bütün dinlerden üstün
Söyle, ne var dünyada şaraptan hoş?
O acıya tatlılar feda olsun

51
Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
Kuklacı Felek usta, kuklalar da biz
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer ikişer;
Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz

52
Dünya üç beş bilgisizin elinde;
Onlarca her bilgi kendilerinde
Üzülme; eşek eşeği beğenir:
Hayır var sana kötü demelerinde

53
Dedim: artık bilgiden yana eksiğim yok;
Şu dünyanın sırrına ermişim az çok
Derken aklım geldi başıma, bir de baktım:
Ömrüm gelip geçmiş, hiç bir şey bildiğim yok

54
Cennette huriler varmış, kara gözlü;
İçkinin de ordaymış en güzeli
Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz:
Bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili

55
Sen sofusun, hep dinden dem vurursun;
Bana da sapık, dinsiz der durursun
Peki, ben ne görünüyorsam oyum:
Ya sen? Ne görünüyorsan o musun?

56
Varlık yokluk derdini aklından sil;
Bırak öteleri de kendini bil
Doldur şarabı, geniş bir nefes al:
Kaç nefes alacağın belli değil

57
Bir elde kadeh, bir elde Kuran;
Bir helaldir işimiz, bir haram
Şu yarım yamalak dünyada
Ne tam kafiriz, ne tam müslüman!

58
Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş!
Bırak onu bunu da gönlünü tut hoş!
Şu durmadan kurulup dağılan evrende
Bir nefestir alacağın, o da boştur boş!

59
Leyla isteyen kişi Mecnun olmalı;
Kendinden de, dünyasından da geçmeli
Sevenlerin sofrasına çağrılınca
Ben körüm, ben dilsizim demeli

60
Öldürmek de, yaşatmak da senin işin;
Bu dünyayı gönlünce düzenleyen sensin
Ben kötüyüm diyelim, kimde kabahat?
Beni böyle yaratan sen değil misin?

61
Ben kadehten çekmem artık elimi;
Tutmam senin senin kitabını, minberini
Sen kuru bir sofrasın, ben yaş bir sapık:
Cehennemde sen mi iyi yanarsın, ben mi?

62
Eşi dostu verdik birer birer toprağa;
Kiminden bir taş bile kalmadı ortada
Sen, yorgun katır, hala bu kalleş çöldesin:
Sırtında bunca yük, yürü bakalım hala

63
Gözüm, kör değilsen, bunca mezarı gör;
Dünyayı saran yalan dolanları gör;
Kırallar, padişahlar çürüyüp gitmiş:
Ela gözlerine kurt dolanları gör!

64
Felek doğruyu eğriyi tartaydı,
Her işine güzel demek kolaydı
Böyle özü doğruluk olaydı?

65
Duman değil mi dünya mutfağında payın?
Öyleyse ha olmuşsun ha olmamışsın
Senin zorunsa sermayeden yememek:
Bekle, bekle de başkası yesin yarın

66
Bayram geldi; işimiz iştir bu aralık;
Horoz kanı gibi şarap bollaşır artık
Gel gelelim eşekler de boş gezer şimdi:
Oruç gemi ağızlarından çıkar, yazık!

67
Hep arar dururdum, dünyaya geleli,
Alın yazısı, cenneti, cehennemi
Hocam kesti attı, sağlam bilgisiyle:
Alın yazısı, cennet cehennem sende, dedi

68
Yarım somunun var mı? Bir ufak da evin?
Kimselerin kulu kölesi değil misin?
Kimsenin sırtından geçindiğin de yok ya?
Keyfine bak: en hoş dünyası olan sensin

69
Bahar geldi; başka şey istemem kafamda;
Hele akla hiç yer vermem bahar soframda;
Şarap, seninleyim bu mevsim, koru beni:
Söğüt ağacı, sen de ser gölgeni altıma

70
Tanrı, cennette şarap içeceksin, der;
Aynı tanrı nasıl şarabı haram eder?
Hamza bir Arab' ın devesini öldürmüş:
Şarabı yalnız ona haram etmiş peygamber

71
Nerde yüreği tertemiz uyanık insan?
Nerde güzel düşünceler ardında koşan?
Herkes kendi kafasının kulu kölesi:
Hangi Tanrının kulu, nerde o kahraman?

72
Kim için bu yerler gökler? Bizim için
Biz görüş cevheriyiz akıl gözünün
Evren bir yüzük gibiyse çepeçevre
İnsan, taşında bir nakış o yüzüğün

73
Yüce varlık bize bir beden verince
Sevmesini öğretti her şeyden önce
Sonra şu delik deşik yüreğimize
Mana incileri sakladı binlerce

74
Niceleri geldi, neler istediler;
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler;
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler

75
Vakit geldi, dünya yeşiller giyecek;
Ağaçlara Musa'nın eli değecek,
Kuru tohumlara İsa'nın nefesi;
Gözler açıp buluta çevrilecek

76
Gerçek eren içinde kir tutmayandır;
Varlığını korkusuzca hiçe sayandır;
Bu topraklar üstünde en temiz kişi
Sağlığında toprak kesilmiş olandır

77
Ey can, sana aklı niçin vermiş veren?
Kendini bil, yolunu bul yitip gitmeden
Baykuş gibi ne gezersin viranelikte,
Yerin akdoğan gibi sultanın emrindeyken?

78
Onlar ki kurtulamaz ikiyüzlülükten
Canı ayırmaya kalkarlar bedenden;
Horoz gibi tepemde testere olsa
Aklımın kafasını keser atarım ben

79
Bir yanarım Tanrı özlemiyle Musa gibi;
Bir ölürüm murada ermeden Yahya gibi;
Yarı gökte kalırım hep bir iğne yüzünden
Hep bir başka derdin terzisiyim İsa gibi

80
Dert çekme boşuna, hep gül de yaşa;
Zulüm yolunda hakkı bul da yaşa;
Sonu yokluk madem bu dünyamızın
Yok bil kendini, özgür ol da yaşa

81
Ramazan ayı bu yıl da geldi yine;
Vurdu bukağıyı aklın bileğine;
Tanrım bu halka bir gaflet ver de bari
Ramazanı Şevval sansınlar bu sene

82
Ey doğru yolun yolcusu, çaresiz kalma;
Çıkma kendinden dışarı, serseri olma;
Kendi içine sefer et erenler gibi:
Sen görenlerdensin, dünya seyrine dalma

83
Duru sudan daha temizdir benim sevgim;
Sevgiyle bu oynayış da hakkımdır benim;
Halden hale girer başkalarında sevgi:
Neyse hep odur benim sevgim ve sevgilim

84
Dünya padişahın, kayserin, hakanın olsun;
Cehennem kötünün, cennet iyinin olsun;
Tesbih meleklerin olsun, temizlik Rızvan' ın:
Sevgili bizim olsun, canı canımız olsun

85
Ey güzel, sen ki bana derdi derman edensin;
Şimdi: Çekil önümden, diye ferman edersin;
Senin yüzün canımın kıblesi olmuş bir kez;
Ne yapsın, kıble mi değiştirsin bu can dersin?

86
Şarap iç adın silinip gitmeden dünyadan;
Şarap kasveti, karanlığı giderir candan;
Güzellerin saçını çözüp dağıtmaya bak
Neylesin, netsin bu can, kıble mi değiştirsin?

87
Bizim şarap içmemiz ne keyfimizden,
Ne dine, edebe aykırı gitmemizden;
Bir an geçmek istiyoruz kendimizden:
İçip içip sarhoş olmamız bu yüzden

88
Biliyorum varlığın, yokluğun dış yüzünü;
Yükselmenin de alçalmanın da içyüzünü;
Ne çıkar öte yanını da bilsem feleğin:
Bezmişim bilgiden, atmışım her türlüsünü

89
Baharlar yazlar gider, kara kış gelir;
Varlığın yaprakları dürülür bir bir;
Şarap iç, gam yeme; bak ne demiş bilge:
Dünya dertleri zehir, şarap panzehir

90
Gülün yüzünde çiy tanesi nevruzun ne hoş;
Yeşillikte canı aydınlatan yüzün ne hoş;
Geçmiş gitmiş gün üstüne ne söylesen boş:
Bırak dünü, hoş et gönlünü, bak bugün ne hoş

91
Bilgisizliğimi sundum durdum aleme;
Bir yoksulluk karanlığı çöktü gönlüme;
Utandım günahımdam, müslümanlığımdan:
Bundan böyle zünnar takacağım belime

92
Bir su, bir damla suymuşuz, bele düşmüşüz;
Şehvet ateşiyle dışarı savrulmuşuz;
Yarın yel savuracak toprağımızı:
İçelim, hoş geçsin üç nefeslik ömrümüz

93
Bahtımın kökü yeşerip dal budak da verse
Eğretidir bu ömür diye giydiğin elbise;
Mıhlar gevşek bir gölgeliktir beden çadır,
Pek dayanma sakın ne kadar sağlam da görünse

94
Ben de geçtim gittim bu zulüm yurdundan,
Elimde yelden başka bir şey kalmadan;
Ama var mı, ölümüme sevinip de
Ecelin şaşmaz tuzağından kurtulan?

95
Orucumu yiyorsam ramazanda
Mübarek aydan habersizim sanma:
Çileden gece oluyor da gündüzüm
Sahura kalıkıyorum gün ortasında

96
Yılan gibi taşa girsen de, Saki,
Sızar ecelin suyu bulur seni;
Bu dünya toprak, Saki, türkü söyle;
Bu soluk bir yel, şarap ver, Saki

97
Gönül Bijen' i kuyu gibi gam zindanında;
Akıl Sührab'ı ölmüş derdinin sayvanında;
Dünya Siyavuş'unun öcünü almak için
Gam, Rüstem'in Turan gibi gönlünü talanda

98
Ey yanağı ağustos gülünü bastıran;
Ey yüzü Çin güzellerini kıskandıran;
Bakışı Babilşahını büyüde yenip
Elinde at, fil, ruh, ferz, baydak bırakmayan

99
Elimde olsa dünyayı küçümserdim;
İyisine de kötüsüne de yuf çekerdim;
Daha doğrusu bu aşağılık yere
Ne gelirdim, ne yaşardım, ne ölürdüm

100
Şarap iç, bire birdir derde tasaya;
Ne bu dünya kalır, ne öteki dünya
Ne serin ateştir o, ne can dolu su:
Çabuk ol, bulup içemezsin mezarda

101
Felek, delik deşik ediyorsun yüreğimi;
Yırtıyorsun ikide bir sevinç gömleğimi,
Esen yelleri ateş ediyorsun bana;
Çamura çeviriyorsun içeceğimi

102
Haram, acı, kötü derler canım şaraba:
Oysa ne hoş şey, hele bir güzel sunarsa;
İçin bakın; hem doğrusunu isterseniz,
Haram dedikleri her şey hoş galiba!

103
Dedim ben artık kızıl şarabı içmem;
Üzümün kanıymış bu, ben kan dökmek istemem
Gün görmüş aklım şaşırdı: Sahi mi? dedi;
Yok canım, şaka, ben nasıl içmem!

104
Sen bu dünyanın sırlarına eremezsin;
Erenlerin dilini de söktüremezsin;
İyisi mi iç şarabı, cennet et bu dünyayı:
Öbür cennete ya girer, ya giremezsin

105
Bulut geldi; lalede bir renk bir renk!
Şimdi kızıl şarap içmemiz gerek
Şu seyrettiğin serin yeşillikler
Yarın senin toprağında bitecek

106
İki batman şarap, bir buğday ekmeği;
Bir koyun budu, bir de ay yüzlü sevgili;
Daha ne istenir bilmem şu dünyada:
Padişah daha iyisini bulabilir mi?

107
Dünyaları değişmem kızıl şaraba;
Ay da ondan sönük; çoban yıldızı da
Şarap satanların aklına şaşarım:
Ondan iyi ne var alınacak dünyada?

108
İnsan son nefese hazır gerekmiş:
Nasıl ölürse öyle dirilecekmiş
Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz:
Böylece dirilirsek işimiz iş

109
Biz de çocuktuk, bir şeyler öğrendik;
Bildiklerimizle övündük, eğlendik
Şu oldu, bu oldu da ne oldu sonra?
Bir bulut gibi geldik, yel gibi geçtik

110
Hayyam bilgelik çadırları dokudu;
Sonra dert potasında yandı kül oldu
Bir pula satıldı kader çarşısında,
Ölüm celladı geldi, boynunu vurdu

112
Dostum, gel yarına kanmayalım biz;
Günümüzü gün edelim ikimiz
Yarın çekip gettik mi şu konaktan
Yedi bin yıl önce gidenlerleyiz

113
Ömrümüzden bir gün daha geldi geçti;
Derede akan su, ovada esen yel gibi
İki gün var ki dünyada, bence ha var ha yok:
Daha gelmemiş gün bir, geçmiş gün iki

114
Tanrı, her an sevdiğinin kapısında ol;
Bu dünyadan o dünyadan bana ne!
Gönlüm ter gibi çıkıp bedenimden
Karıştı varlığın denizlerine

115
Gönül, her an sevdiğinin kapısında ol;
Her istediğini onda ara, onda bul
Aşk tavlasında hileye kaçma kalleşçe:
Koy canını ortaya, soyulursan soyul

116
Sarhoş oldum mu aklım azalır;
Ayıldım mı sevincim dağılır
Ne sarhoş, ne ayık bir hal var ya?
En güzeli öyle yaşamaktır

117
Sevgili, sırlarına eren gönül nerde?
Sözlerinin tekini duyan kulak nerde?
Gece gündüz serilirsin de karşımıza:
Yüzünü bir kez gören mutlu göz nerde?

118
Dert içinde sevinci bul da yaşa;
Haksız düzende haklı ol da yaşa;
Sonu nasıl olsa yokluk dünyanın,
Varından yoğundan kurtul da yaşa

119
Açılmaz kapıları açmanız mı gerek?
Dünyada insanca yaşamanız mı gerek?
Bırak öyleyse iki dünyayı birden:
Ey ölü canlılar, canlar uyanık gerek!

120
Dün özledim de seni coştum birden bire;
Çıktım senin yerin dedikleri göklere
Bir ses yükseldi ta yukarıda, yıldızlardan:
Gafil, dedi; bizde sandığın Tanrı sende!

121
Bir testici gördüm, çamur içindeydi:
Ayağı çarkında, elinde bir testi;
Testinin başında bir yoksulun ayağı
Kulpunda bir padişahın kellesi

122
Bir testi aldım çarşıdan ucuza;
Gizli gizli neler anlattı bana;
Bir şahdım, dedi; altın kupam vardı;
Şimdi neyim? Testi oldum şaraba

123
Bilmem, ne sayar durursun bir, iki;
Ha bir olmuş, ha yüz bin fark etmez ki
Çal sazını, sonun bir avuç toprak,
Şarap ver, bir esip gitmedir bizimki

124
Kambur Felek, sen ne konaklar yıka geldin;
Kin beslersin bize, zulüm eski adetin
Şu kara toprağın göğsünü bir yarsalar,
Ne inciler yatar içinde bilir misin?

125
Yoksul, dertli gönlüm arar sevgilisini;
Aklı gelmez başına, yer kendi kendini
Bana sevgi şarabını sundukları gün
Kana boyamışlar varlık kadehimi

126
Ha Belh' te ölmüşsün, ha Bağdat' ta hepsi bir;
Kadeh doldu mu, acı da olsa içilir
Keyfine bak; çok aylar doğmuş batmış sensiz;
Sensiz daha çok ayların ondördü gelir

127
Gönlümün dilediği gül yüzüne bakmak;
Elimin özlediği kadehi kavramak
Her zerrem nasibini almalı dünyadan
Yarın güle kavuşturmadan beni toprak

128
Behram' ın şarap içtiği orman köşkünde
Bir tilki yavrulamış, bir ceylan keyfinde
Ömrünce yaban eşeği avlamış Behram:
Mezar da Behram' ı avlamış günün birinde

129
Ben bıyıkları süpürge etmişim meyhanede:
Hayırmış, şermiş bırakmışım ikisini de
İki dünyayı karpuz gibi önüme koysalar
Ne birine metelik veririm, ne ötekine

130
Padişah ol, yokluk halkasına gir de;
Yıkan, kirin pasın kalmasın gönülde
Meyhaneye ermeğe gelince biri
Kendini bil de ne yaparsan yap de

131
Toprakla karışıp bulanmamış bir can
Sana konuk geldi bir temiz dünyadan
Otur, bir kadeh şarap iç kendisiyle,
Sana iyi geceler deyip kaçmadan

132
Ne yazık, pişmiş ekmek çiğlerin elinde;
Ne yazık, çeşmeler cimrilerin elinde
O canım Türk güzeli kömür gözleriyle,
Çaylakların, uğruların, eğrilerin elinde

133
Dünyaya geldiler, coşup taştılar;
Güldüler, eğlendiler, anlaştılar;
Bir kadehte sızıverdiler bir gün
Ölüm uykusunda kucaklaştılar

134
Bilir misin, yüceler yücesi Tanrı,
Şarap ne zaman çoşturur içenleri?
Pazar, pazartesi, salı, çarşamba, perşembe,
bir de cuma, cumartesi günleri

135
Yaşamak elindeyken bugüne bugün,
Ne diye bırakır, yarını düşünürsün?
Geçmiş, gelecek, kuru sevda bütün bunlar;
Kadrini bilmeğe bak avucundaki ömrün

136
Toprak olup gitmişlere sorarsan
Ha gavur olmuşsun ha müslüman
Kimler bu dünyada eğlenmemişse
Ötekinde yalnız onlar pişman

137
Ey garip kuş! Bu yıldızlar darı sana;
Elest günü canı sen verdin insana
Dünyayı gören büyülü bir kadeh varmış:
O kadeh sende, başka yerde arama

138
Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi
Herkesle uzaktan hoş beş edip geçmeli
Can gözünü açınca görüyor ki insan
En büyük düşmanıymış en çok güvendiği

139
Feleği döndürebilir misin muradınca?
Ne çıkar gök yedi kat değil sekiz katsa?
Er geç toprağa karışıp gidecek gövdeni
Ha ovada kurt yemiş, ha mezarda karınca

140
Bak, gül yeşiller, sevinçler içinde;
Arar bulamazsın gelecek perşembe
İç şarabını, gül kokla, yeşil topla:
Toprak oluvermeden gül de yeşil de

141
İnsan çeker çeker de sonra hür olur;
İnci sedef zindanlarda yuğrulur
Paran pulun yoksa bugün, sağlık olsun:
Bugün boş duran kadeh yarın doludur

142
Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti;
Canım bahar geçti çoktan, kış şimdi
Hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
Nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?

143
Her gün biri çıkar, başlar ben, ben demeğe,
Altınları gümüşleriyle övünmeğe
Tam işleri dilediği düzene girer:
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye

144
Can verinceyedek bu çorak yerde
Dertten başka ne geçer ki eline?
Ne mutlu çabuk gidene dünyadan;
Hele bu dünyaya hiç gelmeyene!

145
Yerleri yapmış, gökleri kurmuşsun ama,
Sensin bunca gönülleri yakıp yıkan da
Ne kızıl dudakları, ne altın saçları
Almışın süprüntüler gibi kara toprağa

146
Dostum, olan olmuş, vahlanma boşuna;
Dünyayı kara zindan etme başına
Yaşamana bak, elinden tek gelen bu:
Olacakları danışan var mı sana?

147
Sevgilim, ömrü derdim gibi bitmeyesi,
Bu sabah bütün cömertliği üstündeydi
Bir göz atıverdi bana geçip giderken:
İyilik et denize at mı demek istedi?

148
Gül de şarab da bilene güzel gelir;
Sarhoş olmayan için sarhoşluk nedir?
Cebi boş gönlü dolu olmayan kişi
Her şeyden geçmenin tadını ne bilir?

149
Yapma diyorsun; yapmamak elimde mi?
Sen al demişin; nasıl çekerim elimi?
Hem yap hem yapma demek seninki bana
İnsaf: Kadeh devrilir de dolu kalır mı?

150
Bu dünya iki kapılı bir han,
Girdi mi dertlere düşer insan
Tanınmadan yaşamak en iyisi:
Elinde olsa da hiç doğmasan

151
Kim görmüş o cenneti, cehennemi?
Kim gitmiş de getirmiş haberini?
Kimselerin bilmediği bir dünya
Özlenmeye, korkulmaya değer mi?

152
Ne mutlu adı sanı bilinmeyene;
İpeklere, kürklere bürünmeyene;
Anka gibi iki dünyadan da geçip
Bu viranede baykuşa dönmeyene

153
Yok olmamış varlık var mı bir tek?
Herşey bir gün, dağılıp gidecek
Öyleyse vara yoğa ne bakarsın?
En iyisi yoku var, varı yok bilmek

154
Sevgili, bir başka güzelsin bugün;
Ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün
Güzeller bayram günleri süslenir:
Seninse bayramları süsler yüzün

155
Öldük, dünyayı şaşkın bırakıp gittik;
Yüzlerce incimiz vardı delinmedik
Sersemliği yüzünden bilgisizlerin
Renk renk düşünceler kaldı söylenmedik

156
Kendimden geçtikçe gelirim kendime,
Alçalırım çıktıkça yüksek yerlere
En garibi, içmeden sarhoşum da ben,
Ayılırım her kadehi devirdikçe

157
Ben içerim, ama sarhoşluk etmem:
Kadehten başka şeye el uzatmam
Şaraba taparmışım, evet, taparım:
Ama senin gibi kendime tapmam

158
Şeyh fahişeye demiş ki: - Utanmaz kadın;
Her gün sarhoşsun, onun bunun kucağındasın
Doğru, demiş fahişe, ben öyleyim; ya sen?
Sen bakalım şu göründüğün adam mısın?

159
Dün gece usul boylu sevgilim ve ben,
Bir kıyıda gül rengi şarap içerken;
Sedefli bir kabuk açıldı karşımızda;
Sabah müjdecisi çıkıverdi içinden

160
Dinle dinsizliğin arası bir tek soluk;
Düşle gerçeğin arası bir tek soluk
Aldığın her soluğun değerini bil
Bütün yaşamak macerası bir tek soluk

161
Bir put demiş ki kendine tapana:
Bilir misin niçin taparsın bana?
Sen kendi güzelliğine vurgunsun:
Ben ayna tutar gibiyim sana

162
Biz aşka tapanlarız, müslüman değil;
Cılız karıncalarız, Süleyman değil;
Biz eskiler giyen benzi soluklarız:
Pazarda sırma satan bezirgan değil

163
Nerdesin? Sana baş kaldırmışım işte;
Karanlık içindeyim, ışığın nerde?
Cenneti ibadetle kazanacaksam
Senin ne cömertliğin kalır bu işde?

164
Gerçek erenlere güzel çirkin, hepsi bir;
Sevenler için cennet, cehennem, hepsi bir;
Kendini veren ha ipekli giymiş, ha çul;
Yastığı ha pamuk olmuş ha diken, hepsi bir

165
Yıllar günler gibi geçti gider;
Nerde o eski dertler, sevinçler?
Belaya aldırmaz aklı olan:
Bu da her şey gibi geçer, der

166
Dünyayı allar pullar boyarlar gözünü;
Aklı olan hor görür süsünü püsünü
Kimler geldi gitti, kimler gelip gidecek:
Al gitmeden alacağını, doyur gönlünü

167
Şarap mimarıdır yıkık gönüllerin
Süzülmüş, tertemiz canı üzümlerin
Neden şer demişler bu hayırlı suya?
Siz bana bu şerden üç dört kase verin

168
Aşk bir beladır, ama Tanrıdan gelme;
Halk neden karşı kor Tanrı emrine?
Bize herşeyi yaptıran kendi madem,
Kulu sorguya çekmenin alemi ne?

169
Dert de neymiş? O mu bizi ağlatacak?
O mu sevinç bayrağımızı yırtacak?
Gelin, atalım şunu gönül yurdundan:
Yoksa içimizde fitne çıkartacak

170
Sensiz camide, namazda işim ne?
Seninle buluşma yerim meyhane
Benim sevmem de böyle, yüce Tanrı:
İstersen kaldır at cehennemine

171
Hep bir çember, dolanıp durduğumuz!
Ne önümüz belli, ne sonumuz
Kim varsa bilen, çıksın söylesin:
Nerden geldik? Nereye gidiyoruz?

172
Bizi bizden alan şaraba gönül verdik;
Coşup taştık; yerden kopup göklere erdik
Tenden bedenden soyunuverdik sonunda
Topraktan gelmiştik, yine toprağa girdik

173
Tepemizde dönüp duran gökler
Büyücünün fanusu gibidirler:
Güneş bu fanus içinde lamba,
Biz de gelip geçen görüntüler

174
Bir rint gördüm, binmiş dünya denen kır ata;
Aldırmıyor dine, islama, şeriata;
Ne hak dinliyor, ne hakikat, ne marifet:
Gelmiş mi böylesi kahraman kainata?

175
Kimi gizlenir, kimselere görünmezsin;
Kimi renk renk dünyalarda görünür yüzün
Kendi kendinle sevişmek bu seninki:
Çünkü seyreden sen, seyredilen de sensin

176
Yüzümde pırıl pırıl sevinç gördüğün gün,
Nice konakları yıkılmıştır gönlümün
Dalgıçsan dal gözlerimin denizine, bak:
Dibinde mahzun bir deniz kızı görürsün