| |||||||
| Forum Kuralları | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Risk Faktörü : Gebelik başından lohusalık sonuna kadar süren dönem boyunca anne ve / veya bebeği etkileyebilecek normal olmayan her türlü durumun görülme olasılığını arttıran ... Risk Faktörü : Gebelik başından lohusalık sonuna kadar süren dönem boyunca anne ve / veya bebeği etkileyebilecek normal olmayan her türlü durumun görülme olasılığını arttıran faktörlerdir Gebeliğinizde tesbit edilen belli bir risk faktörünün olması, o riskin mutlaka gerçekleşeceği anlamını taşımaz, yanlızca riskin yükseldiğini gösterir Aynı şekilde risk faktörü olmaması da, gebeliğinizin tümüyle sorunsuz geçeceği anlamını taşımaz, ancak gebeliğinizin sorunsuz seyretme olasılığının yüksek olduğunu gösterir Risk faktörlerinin gebelik öncesinde tesbit edilmesi, özceden önlem alınması açısından önemlidir Çünkü risk faktörlerinin büyük bir kısmı kontrol edilebilir olan faktörlerdir (sigara, anemi / kansızlık, kronik hipertansiyon ya da diabet gibi) Önceden tesbit edilemeyen risk faktörleri için ise doktor kontrolü altında olunduğunda henüz risk gerçekleşmeden ön belirtilerinden önlem alınmaya çalışılabilir (daha önceden ölüdoğum yapmış bir anne adayının bebeğinin iyilik durumunun sık olarak değerlendirilmesi ve gerektiği durumlarda müdahale edilmesi gibi) Gebelikte problem yaratabilecek muhtemel risk faktörleri şunlardır ; 1 ) Anne ve baba yaşı ; Anne adayları için ideal gebelik yaşı 18 – 35 iken baba adayları için 18 – 40 dır Bu yaşların üzerindeki gebelikler normal olamaz diye bir kaide yoktur ancak bir çok problemin gelişebilmesi açısından daha büyük bir risk alınmış olur Örneğin bebekte down hastalığı (Trizomi) riski 35 yaşın üzerindeki anne adaylarında çok daha yüksektir Aynı şekilde baba adayının yaşı da arttıkça bir kısım hastalıkların oluşma riski artmaktadır Örneğin yapılan çalışmalar klinik olarak belirgin cücelik ile seyreden akondroplazi hastalığının gelişme olasılığının 40 yaşın üzerindeki baba adayının çocuklarında daha fazla olduğunu göstermiştir 2 ) Akraba evliliği ; Ülkemizde oldukça fazla sayıda olan akraba evlilikleri anomalili bebek meydana getirme açısından oldukça risklidir Özellikle birinci derece akraba evliliklerinde, genel populasyonda görülme riski % 2-3 olan anomalili bebek doğurma olasılığını 3 ) Anne ve baba adayının mesleki durumları ; Özellikle kimyasal maddeler ve radyasyona maruz kalınan işlerde çalışan anne ve baba adaylarının çocuklarında anomali oluşma riski normal populasyona göre daha artmaktadır Yaygın olarak bilinenin aksine anne adayının ağır işte çalışması ya da aşırı yorulmasının düşüklere neden olduğu görüşü artık bu gün pek itibar görmemektedir Ancak çok yoğun tempolu ve yorucu işlerde çalışıyor olmak erken doğum tehdidi yaratabilmektedir 4 ) Sosyo-ekonomik değerler ; Herşeyde olduğu gibi bu konuda da anne ve baba adaylarının daha bilgili ve tecrübeli olmaları risk faktörlerinin gelişimini engeleyebilmek adına önemlidir Bilgili olan adaylar meydana gelen belirtiler konusunda daha alert olurlar ve doktorlarını uyarabilirler Ayrıca ekonomik nedenler de etkili faktörlerdendir Her anne adayının gebeliği ve lohusalığı boyunca mutlak suretle teşekküllü bir şekilde değerlendirilebilmesini sağlayabilecek alt yapının gerçekleşmesi gereklidir Bu durum, devlet kuruluşlarının aşırı yoğunluk karşısında yeterli olamadığı ülkemizde maalesef ekonomik koşullara da bağlı bir hale gelmiştir 5 ) Anne ve baba adaylarının kan grupları ; Anne adayının Rh negatif (-) ve baba adayının Rh pozitif (+) olması halinde Rh kan uyuşmazlığından bahsedilir Bu durum ilk bebekte pek problem yaratmamakla birlikte önlem alınmadığında ikinci bebekte ölümcül tablolarla seyredebilir Bunun dışında anne adayının “O” kan grubundan olması da ABO kangrubu uyuşmazlığı aşısından önem taşımaktadır Bu uyuşmazlıkta bebekte sarılık görülme olasılığı var olmakla birlikte bu sarılık genellikle uygun tedavilerle problem yaratmadan geçiştirilebildiği için bu tip uyuşmazlıklar klinik olarak pek önem arz etmemektedir 6 ) Anne adayının daha önceden geçirdiği ya da gebeliği sırasında halen geçirmekte olduğu jinekolojik ya da başka nedenli hastalıklar ; Bu konuda verilebilecek örenek sayısı oldukça fazla olduğundan kısaca anne adaylarına önereceğimiz şey geçmiş ya da şu anki durumlarıyla ilgili her türlü hastalık, problem ya da rahatsızlıklarını önemli ya da değil diye hiç ayırt etmeden doktorlarına anlatmaları gerektiğidir Çünkü aslında sizin önemsiz olarak gördüğünüz bir belirti ya da problem aslında önemli bir hastalığın küçük bir ön habercisi olabileceği gibi daha önceden geçirdiğiniz bir hastalık da doğum şekline verilecek kararı etkileyebilir Bu nedenle geçmişiniz ya da şu anki durumunuz hakkında doktorunuza vereceğiniz bilgileri kendi fikrinize göre kısıtlama yapmadan ve ayrıntıları ile anlatın 7 ) Daha önceden geçirilmiş jinekolojik ya da başka nedenli operasyonlar ; Bunlar da aynen hastalıklar gibi önemlidir Belki bir göz ya da KBB operasyonu gebeliği etkilememekle birlikte örneğin kalp, karaciğer ya da böbrekler gibi daha sistemik organlara ait ameliyatlar gebeliğin kompanze edilip edilemeyeceği açısından önemlidir Ayrıca karın içinde yapılan ameliyatların (ki jinekolojik operasyonların da bir çoğu bu şekildedir) operasyon ne kadar kurallarına uygun olarak yapılırsa yapılsın ilgili komşu organlarda yapışıklık yaratma riski vardır Doğumun sezeryan ile yapılması planlandığında bu tip önceden geçirilmiş ameliyatların bilimesi önem taşımaktadır 8 ) Anne adayının gebelik öncesi kilosu ve gebelikte kilo alışı ; Anne adayının gebeliğe başlamadan önce çok fazla kilolu olması gebelik sırasında ve sonunda bir kısım problemlere maruz kalma riskini artırabilir Ancak bu problemlerin çok nadir görülebileceğini belirtmekte yarar var Bir insanın klinik anlamda kilolu olup olmadığını anlam için kullandığımız standart bir ölçüm sistemi vardır ki buna vücut kitle indeksi (VKİ) denir VKİ 20 den düşük olanlara zayıf, 30 dan yüksek olanlara ise şişman denilmektedir Vücut kitle indeksinizi hesaplamak için tıklayın 9 ) Anne ya da baba adayının ailelerinde genetik geçiş gösteren ( kalıtsal ) hastalıkların varlığı ; Anne adayı ya da baba adayının kendi akrabaları içinde zeka geriliği, bedensel özür, metabolizma hastalıkları, diabet (şeker hast ), hipertansiyon (tansiyon yüksekliği), anomalik doğumlar, ölü doğumlar, sürekli düşükler, bir kısım psikiatrik hastalıklar gösteren kişiler varsa bu hastalıkların doğacak bebekte görülme riski de teorik olarak var olacaktır Bu hastalıklara maruz kalan kişi anne ya da baba adayına akraba olarak ne kadar yakınsa bebekteki risk de o kadar fazla olacaktır Ayrıca anne ve baba adayının birbiri ile akraba olması bu riski daha da artıracaktır Anne va baba adayları ailelerinde böyle durumlar varsa bunu mutlak suretle doktorlarına bildirmeli ve gerekli durumlarda doktorun da yönlendirilmesi ile genetik danışmanlık hizmeti alınmalıdır 10 ) Anne adayının boyu ; Doğumun sezeryan ya da vajinal yolla olup olamayacağı konusundaki kriterlerden biridir Boyu 150 cm den daha kısa olan anne adaylarının pelvis genişliği de ( leğen kemiği ) büyük ihtimalle,vücutla orantılı olarak dar olacağından normal / vajinal yolla doğum gerçekleşemeyecektir Çok istisnai olarak jinekoloğun muayenesi sonucunda doğumun vajinal yolla gerçekleşebileceği kanaati oluşursa denenebilir Ama bu konudaki genel konsensus 150 cm den daha kısa olan gebelerde doğumun sezeryan ile gerçekleştirilmesi yönündedir 11 ) Anne adayının bağımlılık yapıcı maddeler ( sigara,alkol ya da uyuşturucu madde ) kullanıyor olması ; Bağımlılık yapıcı maddeler kullanan anne adayında kullanılan maddenin niteliğine göre bebekte de bir kısım arazlar ortaya çıkabilme ihtimali yükselmektedir Uyuşturucu maddelerin bebek üzerinde teratojen etkilerinden bahsetmek olasıdır Sigara ve alkol gebelikte başlı başına büyük problemlerdir Gebelikte sigara ve alkolün bebeğe etkileri için tıklayın 12 ) Anne adayının yaşam tarzına bağlı genel özellikler ; Dengeli beslenme, aktif yaşam tarzı, egzersiz, düzenli yaşam, sağlıklı bir uyku düzeni, stabil bir ruhsal durum gibi faktörlerin gebelikte bebek açısından bir risk faktörü olduğu düşünülmemekle birlikte, gebeliğin daha sağlıklı ve huzurlu, daha rahat geçmesi yönünden pozitif katkılar olduğuna inanılmaktadır 13 ) Önceki gebeliklerde görülen hastalıklara ait riskler ; Önceki gebeliklerinde diabet, hipertansiyon (preeklamsi ya da eklamsi) gibi bir kısım hastalıklara maruz kalmış olmak sonraki gebeliklerde görülme riskini artırabilir Bu nedenle önceki gebeliklerinde belli hastalıklara maruz kalan anne adaylarının bu hastalıklarını ve gebeliklerinin seyrini doktorlarına ayrıntıları ile anlatmalarında yarar olacaktır![]()
| |
| |
| Sponsored Links | ||||
Google'a ekle | Yudumla | Mumsema | Derya Gibi | Oya |
| | #2 |
| Administrator ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Bulunduğu yer: Gizliyara Adaları Yaş: 39
Mesajlar: 9.318
Üye No: 4
Tecrübe Puanı: 140 Rep Puanı : 23185 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Gebelikte Kilo Artışı ![]() -------------------------------------------------------------------------------- Gebelik diet yapmak için uygun bir zaman değildir Gebeliğiniz ilerledikçe iştahınız da artacaktır Bu iştah artışı sizin ve bebeğinizin yeterli derecede besin almasını sağlayan doğal bir yoldur Gebe bir kadın aldığı günlük kaloriyi artırmalıdır – bir çok hamile kadın hamilelik öncesinde aldığı kaloriden günlük 300 kalorilik bir artışa ihtiyaç duyar – ve hamileliği süresince de kilo alır Seyrek yapılan yada artan fiziksel aktiviteler sonrasında alınacak kaloride ayarlamalara gidilebilir Boyu kilosuyla orantılı bir kadın için hamilelik süresince alınması gereken ortalama kilo 12 5 olup bu değer önerilen 11 ila 16 kilo arasındadır Fakat boyu kilosuyla orantılı olmayan daha zayıf olan kadınlar için önerilen kilo artışı 18 kg dir Şişman kadınlar için önerilen kilo artışı 7 ila 11 kg dir Şişman kadınlar hamileleik süresince ne diyet yapmalı ne de kilo kaybetmeye çalışmalıdır Bununla birlikte hamilelik dönemi şişman bir bayan için yemek alışkanlıklarını değiştirmesi için ideal bir dönemdir Gebelikte alınacak kilonun ayrıntısı aşağıdaki gibidir: Bebek 3 3 kg ila 3 8 kg Göğüslerin büyümesi 1 3 kg Plasenta 0 4 kg ila 0 9 kg Kan ve vücut sıvısı artışı 1 8 kg ila 3 6 kg Amniyotik sıvı 0 9 kg ila 1 3 kg Uterus ağırlığında artış 0 9 kg ila 1 3 kg Annedeki yağ deposu 2 2 kg ila 3 5 kg Toplam artış 10 8 kg ila 15 7 kg Annedeki kilo artışı hamilelik süresince anne ve bebek arasında ayrı bir şekilde paylaşılır Annede yağ , hamileliğin erken dönemlerinde depolanır ve gebeliğin ortalarında besin depolanması en yüksek seviyeye ulaşır Bu erken depolanma işleminin hamileliğin son 10 haftasında hızla büyüyecek olan bebek için gerekli olabilecek enerjiyi sağlamak için yapıldığı düşünülmektedir Hamileliğin son döneminde bebeğin hızlı gelişimiiçin ihtiyaç duyulacak enerji ve anne adayının artan metabolik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gebeliğin ortalarında plasental büyümede ve organların ağırlıklarında hızlı bir artış yanında kan yapımında da hızlanma görülür Hamileliğin erken döneminde depolanan ve hamilelik süresince kullanılmayan yağ deposu emzirme için gerekli olan enerji ihtiyacını karşılamak için kullanılır Özellikle hamilelik öncesinde sağlıklı olmayan kadınlarda görülmekle birlikte hamilelik döneminde yeterli besin alamayan anne adaylarının bebeklerinin düşük doğum ağırlıklı olma şansının daha fazla olduğu araştırmalar ile gösterilmiştir Bu risk annenin yaşam tarzıyla da ilgilidir, mesela hamilelik döneminde sigara içmek gebeliğin sonucunu etkileyecektir Bununla birlikte fazla kilo almak da iyi değildir Şişman kadınlar gebelik süresince problemler yaşayabilirler Kolların ve uylukların üst kısımlarında biriken yağ dokusunun doğum sonrasında geri dönüşü çok zordur Sağlıklı beslenme fazla kilo almadan gerekli besin ve kaloriyi almak için iyi bir yoldur Patates cipsleri , soda , ve çikolatalar yerine meyva, yoğurt ve şekersiz tahıl yemek gerekli besinleri almak için bir yoldur İdeal olarak gebeliğin ilk 3 ayında –birinci trimestri dönemi – 1 3 kg ila 3 6 kg ve bundan 1 hafta sonra da 400-450 gr alınmalıdır En hızlı kilo artışı son 3 ay içerisinde olur Bebek doğduktan 1 yada 2 hafta sonra yaklaşık olarak 8 – 9 kilo kaybetmelisiniz Eğer gebelik süresince aşırı kilo almadıysanız hamilelik öncesi kilonuza 4 – 6 ay içinde geri döneceksiniz Nadiren de olsa bazı kadınlarda gebeliğin son haftalarında sıvı birikimi görülür Bu sıvı birikimi bir haftada aşırı kilo almaya ve ayaklarda ve yüzde ödem oluşmasına sebep olabilir Aynı zamanda bu sıvı birikimi pre-eklamsi ( gebelikte şiddetli tansiyon yüksekliği ile seyreden riskli bir hastalık) adlı hastalığın işareti olabilir İşte bu nedenlerden doktorunuz her hafta sizi muayene ederek kilo artışınızı ve sağlığınızı kontrol edecektir
|
| |
| | #3 |
| Administrator ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Bulunduğu yer: Gizliyara Adaları Yaş: 39
Mesajlar: 9.318
Üye No: 4
Tecrübe Puanı: 140 Rep Puanı : 23185 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Jinekolojik Kanserler ![]() -------------------------------------------------------------------------------- Kanser dünyada ölüme en fazla yol açan ikinci hastalık olma özelliğini korurken jinekolojik kanserlerde de artış gözleniyor Rahim ağzı, rahim, yumurtalık, vajen, vulva ve tüplerde görülen kanserlerinden oluşan jinekolojik kanserlerden korunmak için yılda bir kere kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması ve test yaptırılması öneriliyor Jinekolojik kanserlerde ortak bir neden bulunmuyor Kanser tiplerine göre risk faktörlerinin değiştiği belirtiliyor Rahim ağzı kanseri: Sigara kullanımı, cinsel yolla bulaşan hastalıklar özellikle insan papillom virüs enfeksiyonu (HPV), erken yaşta cinsel ilişki, kocası çok eşli kadınlar, düşük sosyo ekonomik durum risk faktörü kabul ediliyor Rahim kanseri: Şişmanlık, diyabet öyküsü, geç menopoz yaşı, kısırlık, progesteron olmaksızın tek başına östrojen kullanımı riski artırıyor Yumurtalık kanseri: Belirgin bir neden saptanamamıştır Ancak yaş, ailesel faktörler yüksek hayvansal yağ içeren diyet, pudra kullanımı gibi çevresel ve genetik faktörlerin yumurtalık kanserinde etkili olduğu düşünülüyor Örneğin yaşam boyu bir kadının yumurtalık kanserine yakalanma riski yüzde 1 4 iken, birinci derece akrabası yumurtalık kanseri olanda yüzde 5, iki adet birinci derece akrabasında olan kadınlarda yüzde 7'ye kadar yükselmektedir Belirtiler neler? Jinekolojik kanserlerin belirtileri tutulan organa göre farklılık gösteriyor Rahim ağzı kanserinin belirtisi cinsel ilişki sonrası lekelenme tarzında vajinal kanama, adet miktarında ya da süresinde artış, kahverengi vajinal akıntı olarak ortaya çıkıyor İleri evrelerde bel ve kasık ağrısı, idrar yapmada güçlük ya da bacak ödemi görülebilir Rahim kanseri erken bulgu veren bir kanserdir, menopoz öncesi ya da menopoz döneminde anormal kanamalarla belirti verir Yumurtalık kanseri ise neyazık ki geç bulgu verir ve bulguları spesifik değildir Karın şişliği, ağrı, hazımsızlık, karın çevresinde artış, anormal vajinal kanama en sık görülen belirtilerdir Geç bulgu vermesi nedeniyle yumurtalık kanseri olgularının yüzde 70'i evre 3 ve 4'de tanı konur Vulva kanserinin en sık bulguları ise kronik kaşıntı, vulvada ele gelen kitle, ağrı, kanama ve ülserlerdir Jinekolojik kanserlerin ölüme yol açma riski Jinekolojik kanserlerin ölüme yol açma oranları hastalığın evresine, histolojik tipi ve derecesine, hastanın genel durumuna yaşına ve yapılan cerrahiye bağlı olarak değişiklik gösteriyor En kötü yaşam süresine sahip olan kanserin, geç bulgu vermesi nedeniyle yumurtalık kanseri olduğu vurgulanıyor Tanı sonrası ortalama yaşam süresi yüzde 35'dir Rahim kanseri ise daha erken belirti verdiği için yaşam süresi yumurtalık kanserine göre daha iyidir Tüm evreler için yaşam süresi oranları şu şekildedir: Evre I yüzde 75, evre II yüzde 60, evre yüzde 30 ve evre 4 için yüzde 10'dur Pap smear yöntemi ile erken tanısı artan rahim ağzı kanserinde ortalama yaşam süresi yüzde 80 civarındadır Evre I yüzde 90, evre 2 yüzde 65, evre 4 için ise yüzde 15'dir Tanıda kullanılan yöntemler Jinekolojik kanserlerin erken tanısı için geliştirilen yöntemler sayesinde tedavideki başarı oranı da artıyor Jinekoloji kanserlerden rahim ağzı kanserini son yıllarda erken tanının en çok arttığı kanser türü olarak değerlendiriliyor Bu kanserde Pap smear testi denilen rahim ağzından dökülen hücrelerin sitolojik incelemeleriyle yapılan tarama yöntemi ile gelecekte kanserleşme potansiyeli olan hücresel değişiklikler erken dönemde tanınmaktadır Bu lezyonların yok edilmesiyle rahim ağzı kanserinde ölüm oranında belirgin bir azalma tespit edilmiştir Öyle ki, tek bir negatif Pap smear testi, rahim ağzı kanseri riskini yüzde 45 oranında azaltıyor Yaşam boyu dokuz negatif Pap smear testi ise bu riski yüzde 99 oranında azaltmaktadır Rahim ağzı kanseri için en etkin tarama yöntemi olan Pap smear testi 18 yaşın üzerinde cinsel aktivitesi olan her kadına yılda bir kez önerilmektedir Rahim ve yumurtalık kanserinde erken tanı Jinekolojik kanserlerde kullanılan tarama yöntemleri rahim kanserinde çok etkili değil Rahim kanseri genellikle erken belirti verdiği için tanısı rahatlıkla konulabiliyor Ancak Riski yüksek olan şişman, diyabetik, östrojen tedavisi gören kişilerde tarama yapılabiliyor![]() Tarama için vajinal sonografi, endometrial biyopsi ve ofis histeroskopi kullanılabildiğini belirtiliyor Vajinal sonografiyle ölçülen rahim içi tabakasının kalınlığı 4 milimetrenin altındaysa rahim kanseri riski çok düşüktür Tüm jinekolojik kanserler arasında en ölümcül olan yumurtalık kanseri için etkin bir erken tanı ve tarama yöntemi neyazık ki yoktur Yıllık rutin muayene erken tanı için yeterli değildir İlk kez 1980'li yıllarda tanımlanan Ca-125 tümör belirteci adlı yüzey antijeniyle yumurtalık kanserinin yüzde 80'i saptanabiliyor Ancak menopoz öncesi döneminde Ca-125 değerleri gebelik, rahim iç dokusunun rahim dışındaki bölgelerde bulunması olarak tarif edilen endometriozis, iyi huylu yumurtalık kistleri gibi bir çok nedene bağlı olarak yükselebilir Ayrıca erken dönemdeki yumurtalık kanserlerinin yüzde 50'sinde Ca-125 normal olarak bulunmaktadır Transvajinal sonografi ve Doppler ultrason ile Ca-125'in birlikte kullanımı taramanın niteliğini artırsa da rutin inceleme için yeterli değildir Jinekolojik kanserlerde tedavi Jinekolojik kanserlerin tedavilerindeki başarı hastalığın evrelerine göre farklılık gösteriyor Etkin tedavinin genellikle cerrahi olduğuna dikkat çekiliyor Yumurtalık kanserinin tüm evrelerinde cerrahi uygulanır Genellikle bu olgular geç dönemde bulgu verdikleri için hasta ileri evrede başvururlar Hastalara tam cerrahi evreleme yapılmalı ve tümör kitlesi minimum seviyeye indirilmelidir Cerrahi evreleme sadece rahim ve yumurtalıkların alınması değil kanserin tüm karın içinde yaygınlığının araştırılması ve yayıldığı belirlenen bölgelerin temizlenmesi anlamına gelir Böylece hasta ileride alacağı kemoterapiden maksimum fayda görür Genellikle yumurtalık kanserinin ilk sonrası kemoterapi takiben ve "ikinci bakış ameliyatı" denilen tekrar bir operasyon yapılır Bu ameliyatın sonucunda gerekirse tekrar kemoterapi verilir Rahim ağzı kanserinin erken evrelerinde cerrahi uygulanırken ileri evrelerde radyasyon terapisi temel tedavi seçeneğini oluşturur Rahim kanserinde ise yine cerrahi ilk tedavi seçeneğidir Sonrasında radyoterapi ve gerekirse kemoterapide uygulanabilir Jinekolojik kanserli olgularda tedavi ve izlem multidisipliner yapılmalıdır Hastalıkların nükslerinde birden fazla tedavi kombine olarak kullanılabilir Korunmak için öneriler Jinekolojik kanserlerin nedenleri çok farklı olduğu için korunmada da birçok faktörü dikkate almak gerekiyor Rahim ağzı kanserinden korunmak için cinsel yolla bulaşan hastalıklardan özellikle insan papillom virüs (HPV) enfeksiyonundan korunma ön plana çıkıyor Üreme çağında doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda, rahim ve yumurtalık kanserlerin görülmesinde belirgin oranlarda azaldığı bilinmektedir Sigara kullanımı da rahim ağzı kanser riskini artırdığından sigaranın bırakılmasını önerilmektedir Rahim ağzı kanseri: Rahim ağzı kanserinin erken tanısı ve tedavisi mümkün olduğundan mutlaka her yıl belirgin bir yakınma olmasa da Pap smear testi yapılmalıdır Son yıllarda HPV enfeksiyonları için aşı çalışmaları sürdürülüyor Ancak henüz rutin kullanıma girmiş değil Rahim kanseri: Aşırı kilo alımının engellenmesi, karşılıksız östrojen alınmaması ve kanserleşme potansiyeli olan rahim hastalıklarının uygun tedavi edilmesi gerekiyor Yumurtalık kanseri: Doğum kontrol haplarının kullanılması ve ailede yumurtalık kanseri varlığında koruyucu girişimler önerilebilir Yani yumurtalık alınabilir Ancak bu her zaman yumurtalık kanserini ortadan kaldırmayabilir Jinekolojik kanserlerden korunma en iyi rutin yıllık muayenelerin ihmal edilmeden yaptırılması ile gerçekleşir
|
| |
| | #4 |
| Administrator ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Bulunduğu yer: Gizliyara Adaları Yaş: 39
Mesajlar: 9.318
Üye No: 4
Tecrübe Puanı: 140 Rep Puanı : 23185 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Menopoz ve Hormon Replasman Tedavisi ![]() -------------------------------------------------------------------------------- Menopoz döneminde doğurganlık çağı bitmekte ve overler fonksiyon bakımından saf dışı olmakta, kadın için doğurganlığın ortadan kalktığı yeni bir çağ başlamaktadır Genelde olayın ortaya çıkmasının nedeninin overin yaşlanması olduğu kabul edilmektedir Sonuçta kadın östrojen metabolizmasında azalma görüldüğünden, bu sürede görülen belirtilere "östrojen yetersizliği sendromu" da denilmektedir Genellikle bu devre 40 ile 60 yaş arasında arasındadır Menopoza girme yaşı toplumdan topluma değişiklik göstermektedir Gelişmiş toplumlarda çeşitli çevresel etkilerin bu yaşı etkilediği kabul edilmektedir Ülkemizde bu yaş 46 5-47 civarındadır Kadınların yaşamının 1/4- 1/3'lük kısmı menopozda geçmektedir Ortalama yaşam süresi tüm dünyada uzamış olduğundan bu dönemde koruyucu hekimliğede çok iş düşmektedir Kadınlarda 40 yaştan sonra her 5 yılda bir tam fizik muayne, yıllık meme ve jinekolojik muayne , pap-smear testi, gerekirse cinsel yolla bulaşan hastalıkların taraması yapılmalıdır 40'lı yaşlarda bir TSH ölçümü yapılmalı ve 60 yaştan sonra 2 yılda bir tekrarlanmalıdır 50'li yaşlardan sonra gaitada gizli kan bakılmalıdır Yine 40'lı yaşlarda mamaografik tetkike başlanması önerilmektedir TANI: Menopoz tanısı ağırlıklı olarak klinik açıdan konulmaktadır Menopoza yakın dönemde adet kanamalarının karakteri değişik şekillerde olabilir: Hastanın adeti tamamen kesilebilir Adet kanamasının hem süresi hemde miktarı kademeli olarak azalır En sık rastlanan tiptir Bazı kadınlarda kanama miktarı artar ve düzensiz olabilir Hastanın düzenli kanamaları olabilir 40 yaşından sonraki kadınlarda östrojen azlığı sonucu ortaya çıkan belitiler görülmeye başlar Hastanın şikayetleri tedavi edilmeye hekimi zorluyorsa premenopoz tanısı konulmuş olur Bu dönemde bakılacak hormon tetkiklerinin hiç bir güvenilirliği yoktur Kan düzeyi ölçümleri değişiklik gösterebilir SEMPTOM VE BULGULAR: Kadınları yaklaşık %70 - 80'inde östrojen yetmezliği semptom ve bulguları ortaya çıkmaktadır Östrojen yetmezliğine bağlı ortaya çıkan semptom ve bulguları ortaya çıkış dönemlerine göre 2 gruba ayırabiliriz Erken bulgular ![]() *Vazomotor: Ateş basması, terleme, çarpıntı, bulantı, baş ağrısı, baş dönmesi *Psişik : Huzursuzluk, anksiyete, depresyon, uykusuzluk, iştah azalması, mental kapasite, hafıza ve konsantrasyon kaybı, değişken ruh hali, cinsel isteksizlik *Hedef Dokularda Östrojen Eksikliği: Vajinal kuruluk, cinsel temasta ağrı, atrofik vajinit, üretral sendrom, ciltte kuruluk, incelme, saç kuruluğu ve dökülmesi, tırnaklarda kırılma v s Geç Bulgular *Osteoporoz (kemik erimesi): Osteoporozda diğer risk faktörleri ise şunlardır İleri yaş, menopoz, kötü beslenme, kısa boy, doğum yapmamış olmak, düşük oral kalsiyum alımı, yüksek protein alımı, gün ışığından yeterli düzeyde yararlanamama, sigara , alkol kullanımı, hareketsizlik, endokrin bozukluklar, kortizon kullanımı, kronik böbrek yetmezliği, bağırsaklardan emilim problemi *Kardiovasküler Hastalıklar: Menopoz öncesi kadınlarda kalp hastalığı riski erkeklere oranla 5 kat daha azdır, fakat bu oran menopoz sonrası birebir olmakta ve kadınların kalp hastalığı riski belirgin olarak artmaktadır TEDAVİ: Menopozun bu kadar kötü bir dönem olmasına rağmen günümüzde tedavi edilebiliyor olması çok önemlidir Menopozdaki temel problem östrojen kaybı olduğuna göre öncelikle onun yerine konması gerekmektedir Hastanın öncelikle risk profili değerlendirilir ve hasta konu hakkında bilgilendirilir ve Hormon Replasman Tedavisi önerilir Tedavi hastanın şikayetlerine uygun olarak düzenlenmelidir 40-50'li yaşlarda, genç, premenopoz ve düzensiz adetleri olan hastalarda doğum kontrol yönteminide düşünmek gerekir ve bu dönemde en uygun tedavi düşük doz doğum kontrol ilaçlarıdır Hormon Replasman Tedavisinin öncelikle kime verilip kime verilmeyeceğine karar vermek gerekir Birinci derece akrabasında premenopozal meme kanseri öyküsü olan, kalp hastalığı ve osteoporoz riski az olan hastada HRT'nin faydası minimaldir Açıklanmamış düzensiz vajinal kanaması olaanlar ve gebelikte kesinlikle verilmez Meme, rahim kanseri, venöz tromboz, karaciğer hastalığı kontraendikasyonlardır HRT için hipertansiyon, sigara, şişmanlık, miğren baş ağrıları, endometriozis ve miyomlar, fibrokistik meme hastalığı kontraendikasyon değildir Bu hastalarda tedavi verilebilir HRT başlanan hastalar ilk 3 ayda tedaviye devamı değerlendirmek için kontrole çağrılır, herşey normalse sonraki viziti 6 ay sonra, daha sonra yıllık kontroller önerilir SONUÇ: Günümüzde menopoz ve tedavisi oldukça güncel ve tartışmaların sürdüğü bir konudur Hormon Replasman Tedavisi yaşam süresini ve kalitesini artırmaktadır Fakat günümüzda ve ülkemizde HRT alan kadınlar %1 civarındadır, bu oran gelişmiş ülkelerde %20 civarındadır HRT kullanımında en önemli sorun kanser riski konusunda halkta ve pek çok hekimde yerleşmiş olan yanlış kanılardır Ülkemizde de eğitim düzeyi ilerde yükseldiğinde bu yanlış kanının değişeceğini ummaktayız
|
| |
| | #5 |
| Administrator ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Bulunduğu yer: Gizliyara Adaları Yaş: 39
Mesajlar: 9.318
Üye No: 4
Tecrübe Puanı: 140 Rep Puanı : 23185 Rep Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | PRENATAL (Doğum öncesi) TESTLER ![]() -------------------------------------------------------------------------------- Gebelikte ortaya çıkabilecek bazı problemleri teşhis edebilmek için yapılan prenatal testlerden önemlileri aşağıda sıralanmıştır Bunlardan bazıları tüm gebe kadınlarda rutin olarak istenmektedir Rutin dışındaki diğer testler,sizin ve ailenizin tıbbi öyküsü doğrultusunda gerekli görülürse doktorunuz tarafından istenecektir Akılda tutulması gereken şey ; sonucu normal çıkmasa da,testler her zaman bir problem olduğunu göstermez Böyle durumlarda genel olarak ek testlere ihtiyaç duyulur veya anormal sonuç veren test yenilenir Eğer gerçekten bir problem tesbit edilirse bunun ne anlama geldiği ve tedavi edilebilme olanaklarını doktorunuzla ya da ilgili yetkililerle görüşünüz Tüm bu tıbbi girişimlerde, testlerin kendisi ya da tedavi yöntemleri ile ilgili bazı mutlak riskler de söz konusudur Uygulamalardan önce bu riskleri de doktorunuzla konuşunuz Rh ( Rhesus ) testi ![]() ![]() Bu test Rh pozitif (+) ya da Rh negatif ( - ) kana sahip olduğunuzu gösterir Kadınların % 8 – 15 kadarı Rh negatif kan grubundandır Rh negatif kana sahip olmak gebelik açısından bir problem demek anlamına gelmez Rh negatif kana sahip olmak eğer baba Rh (+) ise bebeğin de Rh (+) olabilme ihtimalinden dolayı kaygı uyandırır Gebeliğiniz boyunca bebeğiniz ve sizin kanınız birbiriyle karışacaktır Sizin Rh (-) kanınız ile bebeğinizin Rh (+) kanı karşılaştığında vücudunuz Rh (+) kan hücrelerini yabancı bir düşman olarak görerek ona karşı antikor denilen koruyucu hücreler üretecektir Bu antikorlar ortak kan dolaşımınız sayesinde tekrar bebeğinize ulaştığında bebeğinizin Rh (+) kan hücrelerini yok edeceklerdir Bu nedenle eğer siz Rh (-),bebeğiniz de Rh (+) kan grubuna sahipseniz,bebeğinize karşı ne kadar antikor ürettiğinizi anlamak için, doktorunuz, gebeliğiniz boyunca belirli aralıklarla bunu kontrol edecektir Rh uyumsuzluğu ilk gebelikte çoğunlukla tehlike arzetmez, çünkü genellikle Rh (+) bir bebeğe ilk kez gebe kalan bir anne adayı, yeteri kadar antikor üretene kadar doğum gerçekleşmiş ve dolayısıyla da ilk bebek bu durumdan etkilenmemiş olur Ancak aynı anne sonraki hamileliklerinden birinde tekrar bir Rh (+) bebeğe gebe kalacak olursa bu bebek için gerçek ve önemli bir tehlike söz konusudur, çünkü; bu sefer annenin koruyucu antikorları yeterli sayıda ve saldırıya hazırdırlar Rh uyumsuzluğu olan tüm gebeliklerde,gebeliğin 28 haftasında ve doğumdan sonraki ilk 72 saat içinde, Rh immunglobini denen iğnenin anneye yapılmasıyla, oluşabilecek komplikasyonlardan korunulmuş olunur Bu enjeksiyon antikor oluşma riskini büyük oranda azaltacaktır Böylece sonraki gebeliklerinizde Rh uyumsuzluğuna bağlı bir problem yaşamanız engellenmiş olacaktır Rh (-) kan grubundan olan bir kadın dış gebeliğe maruz kalmış veya düşük yapmış olsa bile,ya da gebeliği devam ederken koryonik villus örneklemesi, perkütan umblikal kord örneklemesi veya amniyosentez gibi bir takım ileri tetkiklerin uygulaması altına giriyorsa mutlaka Rhogam (Rh immunglobini) alması gerekir Eğer bu konuda aklınıza takılan herhengi bir şey varsa mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız Hemoglobin kontrolü ![]() ![]() Gebelikte çok yaygın olarak görülebilen anemi (kansızlık) ya da kırmızı kan hücrelerinde azalma gibi durumları anlamak için hemoglobin seviyeniz kontrol edilmiş olması gerekir Gerçi bu kontrolde herhengi bir eksiklik tesbit edilmese de, gebelikte demir ihtiyacı artacağı için, doktorunuz mutlaka size bir demir ilacı ya da demir de içeren bir vitamin verecektir Bu demir ilaçları dışkınızı koyu renge (siyaha yakın) boyayacaktır Ayrıca verilen bu prenatal vitamin ilaçları kabızlığa da neden olabilir Kabızlıktan , sıvı gıdalara ağırlık vererek,kepek,meyve ve sebze gibi lifli besinlerle beslenerek ve egzersiz yaparak korunabilirsiniz Eğer kabızlığınız bunlara rağmen devam ederse ek tedavi yöntemleri için doktorunuzla görüşünüz Gonore ve Klamidya testleri ![]() ![]() Seks yoluyla geçen bu hastalıklar kısırlığa, körlüğe, eklem iltihabına ve çeşitli üriner ( idrar yolları ) hastalıklara neden olabilirler Aynı zamanda doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilecek olan gonore enfeksiyonu gonokokkal konjunktivit denilen ve tadavi edilmediğinde bebekte körlükle sonuçlanacak bir hastalığa da neden olabilir Gonore ya da klamidya enfeksiyonu bulunan bir kadın antibiyotikler kullanılarak daima güvenli bir şekilde tedavi edilebilir Yeni doğan bebeklerin gözleri de doğumdan hemen sonra rutin olarak gözlerine gerekli antibiyotikler damlatılmak suretiyle bu tip komplikasyonlardan korunmuş olur Sfiliz testi ![]() ![]() Bu da her gebe kadının yaptırması gereken testlerden biridir Sfiliz; cinsel yolla bulaşan ve tüm vücuda yayılarak,kalp hastalıklarına, nörolojik arazlara ve hatta ölüme neden olabilecek bir hastalıktır Gebelik sırasında düşüklere ya da erken doğuma neden olabildiği gibi doğan bebeklerde de anemi,sinir sistemi arazları, kemik ve diş yapısında bozukluklar ve karaciğer hastalıklarına neden olabilir Eğer hastalık gebeliğin erken dönemlerinde teşhis edilir ve tedavi yoluna gidilirse sifilizin bu tip komplikasyonlarından da korunulmuş olur Klamidya testi ![]() ![]() Amerika’da seks yoluyla en sık geçen hastalıktır Tedavi edilmediği taktirde, serviksten uterus yoluyla tüplere ve overlere yayılarak kısırlıkla sonuçlanabilecek olan PID’e (pelvic infammatory disease : pelvik inlamatuar hastalık) neden olabilir Gebelik sırasında ise erken doğumlara,düşük ve ölü doğumlara neden olabilir Enfekte olan anneden doğan bebeklerde ise, pnömoni ( zatürre ), kulak enfeksiyonları ve körlüğe kadar gidebilen göz enfeksiyonlarına neden olabilirler Klamidya servikal muayene ve serviksten alınan hücre örneklerinin incelenmesi ile teşhis edilebilir ve daima antibiyotiklerle kolayca tedavi edilebilir Rubella testi ![]() ![]() Rubella (kızamık) testi, kızamık virüsüne karşı bağışık olup olmadığınızı gösterir Çocukluğunda hemen her kadın aşılandığı için genellikle herkes bağışıktır Eğer bağışık değilseniz doktorunuz size, gebeliğiniz boyunca kızamıklı kişilerden uzak kalmanızı önerecektir Bu çok zor olmaz, çünkü rutin kızamık aşılamasından dolayı kızamık enfeksiyonlu kişiye rastlamak oldukça zordur Yine de enfekte bir kişiyle karşılaşmak her zaman enfeksiyonu kapmak demek değildir,fakat,eğer gebeliğinizin ilk 3 ayı içinde enfekte olmuşsanız bebeğinizde doğumsal bir anomali gelişme ihtimali vardır Eğer kızamığa karşı korunmanız yoksa doktorunuz muhtemelen size gebeliğinizden hemen sonra,gelece gebeliklerinizde problem olmaması için aşılama önerecektir Bu aşılama sizi kızamıktan koruyacaktır Aşılamadan en az 3-4 hafta sonrasına kadar yeni bir gebelikten korunmanız gerekmekle birlikte, gebe iken aşılanmanın zararlı olduğuna dair bir kanıt da yoktur HIV (AIDS) testi ![]() ![]() HIV (Human Immundefency Virus = İnsan bağışıklık yetmezlik virüsü), AIDS e (Acquired Immun Defency Syndrom = Kazanılmış bağışıklık yetmezliği sendromu) neden olan virüstür AIDS, vücudun enfeksiyon hastalıklarına karşı savaşma kabiliyetini yok eder HIV ya da AIDS için kesin tedavi olamamakla birlikte, uygulanacak tedaviler yaşam uzatıcı ve koruyucu olacaktır HIV,enfekte vücut sıvıları (meni, kan ve vajinal salgı) ile bulaşır Doktorunuz siznle risk faktörleri konusunda konuşacak ve HIV kan testi yaptırıp yaptımadığınızı soracaktır Aslında her gebe kadının, riskli olup olmadığında ya da daha önce HIV testi yapılıp yapılmadığına bakmaksızın bu testi yaptırması gereklidir HIV virüsü taşıyan bir anne adayı virusu mutlaka bebeğine de geçireceği için bu testi yaptırmış olması çok önemlidir Eğer test pozitif çıkarsa, doktorunuz, bunun bebeğe geçişini engellemeye çalışacak veya enfekte olan bebekte virusun etkilerini yavaşlatacak bir takım ilaçlar verebilir Bu ilaçlar virüsün bebeğinize bulaşma riskini oldukça azaltabilecektir Hepatit B virus taraması ![]() ![]() Hepatit B virüsü karaciğeri tutar ve hasarlanmasına yol açar Enfekte kan, meni, vajinal salgı ve tükrük gibi vücut sıvıları ile bulaşır Hepatit B virüsü açısından risk alyındaki kişiler; sağlık çalışanları,birden fazla seks partneri olanlar, daha önce seks yoluyla bualaşan bir hastalık geçirmiş olanlar, damardan uyuşturucu kullananlar,kan nakli yaptıranlar veya diyaliz tedavisi görenlerdir Gebe kadınlar basit bir kan testiyle hastalıklı olup olmadıklarını anlayabilirler Eğer daha önce hepatit geçirmediyseniz,fakat virüsle karşılaşma riskinizin yüksek olduğunu düşünüyorsanız, gebelik sırasında bile buna karşı güvenli bir şekilde aşılanabilirsiniz Eğer testiniz pozitif ise, bebeğinizi enfeksiyondan korumak için, doğumdan hemen sonra HBV immunglobini ve aşısı yapılmalıdır Glukoz (şeker) tolerans testi ![]() ![]() Glukoz tolerans testi (GGT), gebeliğinin 24 – 28 haftalarında her gebe kadına uygulanmalıdır Bu test, aslında diabet ( şeker ) hastalığı gibi olamamakla birlikte, gestasyonel diabet denilen ve gebelikte hormonların etkisiyle ortaya çıkan klinik durumun tesbit edilmesinden ibarettir Gebelikleri sırasında yapılan bu testte kan şekeri yüksek çıkan gebelerin bebekleri çoğunlukla normalden daha iri olurlar ve doğduktan sonra,hayatları boyunca da diabet hastalığı açısından yüksek risk taşırlar Bu test için size,önce şekrli,standart bir içecek verilir Sonra, kısa bir zaman sonra kan şekerinin seviyesi tesbit edilir Kan şekerinizin yüksek çıkması her zaman gestasyonel diabet demek değildir ve sadece daha ileri tetkiklerin yapılmasına neden olur Toksoplazmozis testi ![]() ![]() Toksoplazmozis enfeksiyonu, çiğ et yemekle ve özellikle kedi gibi çiğ et yiyen hayvanların dışkılarına temasla bulaşır Gebelikte bu enfeksiyona maruz kalmak,bebekte bir takım doğumsal arazlara neden olabilir Herkes bu teste maruz kalmak zorunda değildir,faka ,özellikle kontrol altında olmayan kedilerle teması olanlar yaptırmalıdırlar Gebe kadınların tümü kedilere dokunmaktan kaçınmalı ve çiğ et içeren besinlerden uzak kalmalıdırlar Ultrason ![]() ![]() Ultrason ya da sonografi (usg), ses dalgalarını kullanarak fetüsün temsili bir resmini elde etmeye yarayan bir görüntüleme metodudur Gebeliğin erken dönemlerinde yapılan usg,gebeliği teyid etmek, gebeliğin gerçek yaşını ve uterus içindeki lokalizasyonunu tesbit etmek ve fetus sayısını belirlemek için uygulanır Daha sonraki usg kontrolleri ise, bebeğin zamanla uyumlu olarak gelişip gelişmediğini ve bebeğin merkezi sinir sistemi ile diğer organlarını takip etmek için uygulanır Bir kısım doğumsal defektleri tesbit edebilmekle birlikte bütün doğumsal defektleri tesbit etmek mümkün değildir Rutin ultrason takibinin yararları tartışmalı olsa da çoğu gebe bir güvence olarak bunu yaptırmak istemektedir Non-stres testi ![]() ![]() Non-stres testi (NST), fetal kalp atımlarını takip etmeye yarayan elektronik bir monitörizasyon sistemidir Sonuçları, fetüsün sağlığı konusunda sizi ve doktrounuzu yeterince rahatlatacak güvenliktedir Genellikle diabetli ya da yüksek tansiyonlu gebelerde, çoğul gebeliklerde veya diğer gebelik komplikasyonlarında gerek duyulur Ayrıca beklenen doğum tarihiniz geçmesine rağmen doğum başlamamış ise de uygulanır Biyofizik profil ![]() ![]() Biofizik profil (BFP),ultrason kullanılarak, bazen NST nin de eklenmesiyle birlikte fetusun gelişim parametrelerini değerlendirmek için uygulanan bir testtir Bu test ile fetal solunum,vücut hareketleri,kas yonusu ve amniyotik sıvı miktarı değerlendirilir Biyofizik profil de NST ile aynı gereklilik hallerinde kullanılır Doktorunuz, gerekli olduğu durumlarda hangi testi ve niçin tercih ettiğini size açıklayacaktır![]()
|
| |