Frmacil

Frmacil

Acil Sorunlara Acil Çözüm




Geri git   Frmacil >
(¯`·.(¯`·.Hayat Ve Yaşam ·´¯).·´¯)
> Sağlık > Gebelik ve Annelik

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

.Filistine Destek İsraile Tepki .

Kadın Hastalıkları ve Doğum (Geniş bilgi) | Gebeliğin Gelişimi (ResimLi)
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-11-2007   #51
Profil Bilgileri
Devamlı Üye
 
Sevinç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 332
Üye No: 48
Tecrübe Puanı: 4
Rep Puanı : 354
Rep Derecesi
Sevinç is just really niceSevinç is just really niceSevinç is just really niceSevinç is just really nice
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: Gebelik & Sorunları

Biyolojik ve hormonal nedenlerden dolayı kadınlar bazı hastalıklara, erkeklere oranla daha sık yakalanıyorlar Kadın olarak, yaşamımız boyunca önümüze çıkacak hastalıkların ve sağlık problemlerinin neler olduğunu bilirsek, bunlara karşı gerekli önlemleri de zamanında alabiliriz

Kadınlarda yaş dağılımına göre sık görülen önemli hastalıkları, kısaca şöyle tanıtabiliriz:

12-21 Yaş genç kızlık dönemi

Yeme Bozuklukları (Anoreksia ve Blumia) : Özellikle genç kızlar arasında görülen en yaygın yeme bozuklukları "anoraksia" ve "bulimia" dır Anoraksia, kişinin normal ve normalin üstünde bir ağırlıkta olmayı reddetmesidir

Kişi zayıf olsa bile, kilo almak ve şişman olmakla ilgili yoğun korkusu vardır Bu hastalık bayanlarda daha çok, adet öncesi ergenlik döneminde rastlanmaktadır İleri yaşlarda ise, birey aylarca adet görmediğinden anoreksi'anın varlığından söz edilebilir

Bulmia'da ise, psikolojik kökenli bir hastalıktır Anormal yeme alışkanlığı ile kendini gösterir Aynı zaman dilimi içinde, aynı şartlarda çoğu insanın yiyeceğinden daha fazla yeme alışkanlığı vardır Bu dönemde hasta yeme kontrolünü kaybeder Daha sonra kilo almayı önlemek için uygunsuz davranışlar gösterir

Hasta kusar, laksatif ve diüretik ilaçlar alıp lavman yaparak ya da kusarak yediği yiyecekleri çıkarır Aç kalırlar ya da aşırı egzersiz yaparlar Her iki hastalığın da tedavisi için psikiterapiye ihtiyaç vardır

Kansızlık (Anemi) : Kandaki hemoglobin değerinin azalmasından kaynaklanan anemi, kadınlarda genellikle demir eksikliğine bağlı olarak oluşur Yetersiz demir alınması; normal beslenme sırasında gıdalar yoluyla alınan demirin yetersizliğinde görülür

Sosyo-ekonomik düzeyi düşük toplumlarda, beslenme alışkanlıkları yanlış olan insanlarda daha sık görülmektedir Yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi, çabuk yorulma, çalışma kapasitesinde azalma, sık hastalanma, iştahsızlık, bulantı, üşüme ve konsantrasyon bozukluğu gibi belirtiler gösterir Kansızlık tedavisinde, uygun demir ilaçlarının hekiminiziniz önerdiği doz ve sürede kullanılması yeterlidir

Depresyon : Depresyon, bir duygu durum bozukluğudur Başlı başına bir hastalık olarak görülebildiği gibi, alkol, uyuşturucu, uyarıcı madde kullanımı, tedavi amaçlı ilaçların kullanımı, metabolik hastalıklar ve kanser gibi hastalıklara ikincil olarak da gerçekleşebilir

Sürekli olarak kendini üzgün ya da boş hissetme, umutsuzluk, çaresizlik, değersizlik duyguları, sinirlilik, kolayca ağlama, halsizlik, günlük işlere karşı ilgide azalma, cinsel isteksizlik, uyku bozuklukları, intihar isteği, aşırı kaygı ve zihinsel faaliyetlerde yavaşlama gibi belirtilerle kendini gösteren depresyon, psikoterapi ya da ilaç tedavisiyle son bulabiliyor

Kadınların daha fazla risk altında olmasının sebepleri arasında hormonal ve biyolojik etkenler yer alıyor

Ağrılı Adet : Üreme çağındaki kadınların yarısından fazlasının problemi olan ağrılı adet, daha sık 16-22 yaşları arasında görülüyor Bacaklara ya da bele vuran ağrı, bazen bulantı ve kusmaya da neden olabiliyor Doktora danışılarak alınan bazı ağrı kesiciler, bitkisel ilaçlar, egzersiz gibi çeşitli çözümler öneriliyor

İdrar Yolu Enfeksiyonları : Kadınlarda, oldukça sık görülen idrar yolu enfeksiyonları idrar torbasının (mesane) basit iltihaplanması veya diğer idrar sistemi organlarının (örneğin böbrekler) daha ileri düzeyde iltihaplanması şeklinde olabilir

Alt üriner sistem ağrılarına yol açan sebepler arasında özellikle az su içme, seksüel ilişki, depresyon, hormonların etkisi sayılabilir İdrar yanması, acil idrar yapma hissi, sık idrara çıkma gibi belirtileri olan idrar yolu enfeksiyonları ise, yine en çok kadınları vuruyor Bunun tedavisi genellikle antibiyotiklerle sağlanıyor

Hassas Bağırsak Sendromu (IBS) : Karın ağrısı, şişkinlik ve dışkılamada problemi olarak kendisini gösteren hastalık, kadınlarda erkeklere oranla üç kat daha sık rastlanan bir bağırsak hastalığıdır Rahatsızlığınızı artırdığını düşündüğünüz yiyeceklerden uzak durmanız, sık sık ama az yemek yemeniz, bol su içmeniz, çok egzersiz yapmanız ve gaz yapan yiyecekleri az yemeniz tüketmeniz önerilebilir

25-50 Yaş doğurganlık ve olgunluk çağı

Jinekolojik Problemler : Adet kanamaları, rahim, yumurtalık hastalıkları, myom, over kistleri, kısırlık, kürtaj, rahim ağzı hastalıkları, dış gebelik, düşükler, doğum sonrası problemler, jinekolojik kanser türleri, endometriozis en yaygın kadın hastalıkları arasında Tüm bu belirtiler, düzenli olarak yaptıracak tetkiklerle ve kontrollerle zamanında önlem alınarak tedavi edilebilir

Meme Hastalıkları : Kadınlarda rastlanan tüm kanser türleri arasında yüzde 41 gibi yüksek bir oranı oluşturan meme kanserinin belirtileri özellikle 40 yaşından sonra başlıyor Kadınların bu yaştan sonra gerekli tetkikleri yaptırması gerekiyor

Meme hastalıklarının belirtilerini şöyle sıralamak mümkün: Meme iltihabı, meme başı akıntısı, meme başının asimetrik bozukluğu, ele gelen ağrısız ağrılı kitleler, meme üstünde yaralar ortaya çıkması, meme cildinde damarlarda meydana gelen belirginleşmeler, koltuk altında ele gelen kistler Meme hastalıkları, diyet yanlışları, sigara, kafein, uzun dönem ostrojen kullanımı gibi sebeplerden oluşabiliyor

Tiroid Hastalıkları : Dünyada yaklaşık 200 milyon insanda tiroid hastalığı bulunmaktadır İyot yetersizliğinin neden olduğu "basit guatr", kadınlarda en çok rastlanan tiroid hastalıkları arasında gelir

Tiroidin çok çalışması halinde (Hipertiroidizm); çarpıntı, kilo kaybı, sıcağa tahammülsüzlük, aşırı terleme, ishal, sinirlilik, titreme gibi belirtiler görülür Yine tiroidin az çalışması halinde ise (Hipotiroidizm); soğuğa karşı tahammülsüzlük, halsizlik, yorgunluk, kabızlık, hatırlama güçlüğü, yorgun ve zayıflamış kalp hızı, ciltte kuruma, saç ve kaş dökülmesi, kas güçsüzlüğü ve adet düzensizlikleri gibi belirtiler kendini gösterir

Gebelik durumu tiroidin yüzde 30 oranında büyümesini sağlayabiliyor Özellikle 45-55 yaş üstü kadınlarda tarama testi yapılmalı, özellikle ailede tiroid hastalığı varsa daha yakın takip edilmelidir

Bel Ağrıları : Bel ağrısı, tüm dünya nüfusunun yüzde 85'e varan oranlarda, hayatlarında en az bir defa geçirdikleri ve tıpta çok sık rastladığımız bir sendromdur Kadınlarda bel ağrıları erkeklere oranla daha fazla görülür Bunun sebepleri arasında, kemik erimesi, doğum ve gebelik, obezite gibi durumlar sayılabilir Bel ağrılarının ancak yüzde 2'si bel fıtığıdır Bir kadın erken menopoza girmişse, önlem alması şarttır Bel ağrılarında hareketli yaşam ve düzenli egzersiz çok önemlidir Kilo verme konusunda aşırıya kaçmamak, sigarayı bırakmak daha erken taramaya girmek gerekiyor

Hassas Bağırsak Sendromu : Kadınlarda erkeklere oranla 4 kat daha sık rastlanan bir bağırsak hastalığı olan "Hassas Bağırsak Sendromu", karın ağrısı, şişkinlik, bağırsak hareketleriyle ilgili alışkanlıklarda görülen değişmeler, bazen kabızlık, gibi belirtilerle kendini gösterir Bu şikayeti olan hastalar, sık sık ama az yemek yemeli, taze meyve ve sebze lifli yiyecekler yemeli, uyku saatine yakın bir şey yememeli, bol su içmeli ve gaz yapan yiyeceklerden uzak durmalıdır Hassas bağırsak sendromu kronik bir olaydır Yaşamınız boyunca arada sırada tekrarlayabilir Hastanın belirtileri azaltmak için bir doktora görünmesi şarttır

Multipl Skleroz (MS) : Multipl Skleroz (MS), beyin ve omurilikten oluşan merkezi sinir sistemine ait bir hastalıktır Omurilikte "miyelin" adı verilen sıvının giderek azalmasından kaynaklanır MS, kadınlarda neredeyse erkeklerin iki katı bir oranda gözükür Beynin konuşma, yürüme, görme gibi fonksiyonları üzerinde kontrolünü kaybetmesine neden olan hastalık, ileri dönemde tekerlekli sandalyeye mahkum olmaya kadar götürebiliyor Görme bozukluğu, vücudun kısmen ya da tamamen güç kaybına uğraması, sendeleme, denge kaybı, dilde pelteleşme, aşırı halsizlik ve yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterir Türkiye'de 35 bin kadar MS hastası olduğu tahmin ediliyor

50 yaş üstü menopoz ve yaşlılık

Osteoporoz : Halk arasında "kemik erimesi" olarak tanınan bu hastalık, genellikle kırıklar oluşana kadar sessiz seyreder Gebelik, kötü beslenme, egzersiz yapmama, erken menopoz gibi sebeplerden dolayı, sadece kadınları ilgilendiren bir hastalıktır 50 yaş üstü zayıf kadınlarda görülme sıklığı diğer kadınlara göre daha fazla

Hastalığın seyrinde, bel ve sırt ağrıları, boyda kısalma, kemik ağrıları ve kamburlaşma görülebiliyor Osteoporoz hastaları, kalsiyum alımına dikkat etmeli, sigara içmemeli ve bol bol egzersiz yapmalıdır

Kalp Hastalıkları : Kroner kalp hastalıkları, gelişmiş ülkelerde kadın ölümlerinin en sık sebeplerindendir Hipertansiyon, diyabet, sigara kullanımı, aşırı şişmanlık, doğum kontrol hapı kullanımı, psikolojik faktörler, evlilik problemleri kadınlarda koroner kalp hastalıklarına yol açabiliyor B12 vitamini kullanımı, sigarayı bırakmak, egzersiz ve diyet başlıca önlemler

Biz kadınlar, hayatımızın hangi döneminde olursak olalım kendimizle barışık olursak, vücudumuzdaki bazı değişiklikleri erken fark edip, bunlar için önlem alabiliriz

 

Sevinç isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Sponsored Links

Google'a ekle
Yudumla   Mumsema   Derya Gibi   Oya
Alt 09-11-2007   #52
Profil Bilgileri
Devamlı Üye
 
Sevinç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 332
Üye No: 48
Tecrübe Puanı: 4
Rep Puanı : 354
Rep Derecesi
Sevinç is just really niceSevinç is just really niceSevinç is just really niceSevinç is just really nice
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: Gebelik & Sorunları

Hamilelikte röntgen ne kadar tehlikeli?"

Hastane ve kliniklerde röntgen odasının kapısında hamilelerin girmemesi için uyarı yazısı bulunur ama aslında hamilelikte röntgen çektirmenin sakıncalarını tam olarak bilmeyiz

Hamilelik döneminde röntgen çektirmenin sakıncalı olduğunu herkes bilir ama tehlikenin boyutları pek bilinmez MR konusunda da anne adaylarının çekinceleri vardır
Radyasyon nedir?

Radyasyon, düşük dalga boyu ve yüksek enerji özelliği taşıyan X ve gamma ışınları şeklindeki iyonize ışınlar için kullanılan terimdir X ışınları biyolojik olarak elektrokimyasal reaksiyonla doku hasarına yol açmaktadır Yüksek dozda X ışınları hücre ölümü, hücre değişikliği, kanser ve gelişimsel bozukluklara sebep olabilmektedir

Hamilelikte radyasyona maruz kalmanın zararları nelerdir?

Yüksek dozda radyasyona maruz kalmak embriyonun rahim duvarına yerleşiminden önceyse öldürücü etki yapmaktadır Organ gelişiminin gerçekleştiği ilk 8 haftada da benzer şekilde embriyoda öldürücü, teratojenik (embriyoda kalıcı hasar) ya da büyümeyi sınırlayan etkiler gösterebilmektedir Gebeliğin 10 haftasından sonra yüksek doz radyasyona maruz kalmak ise büyüme geriliği ve beyinde anormal gelişime sebep olabilmektedir

Hamilelikten kısa bir süre önce röntgen çektirmek sakınca yaratır mı? Hamilelikte çok zorunlu hallerde röntgen çektirilebilir mi? Hamile olduğunu bilen bir anne adayı röntgen çektirirse ne yapılmalıdır?

Tanısal bir radyolojik işlem uygulaması nedeniyle gebeliği sonlandırmak gerekmemektedir Aynı şekilde hamilelik esnasında da çok zorunlu hallerde röntgen çekilebilmektedir Amerikan Radyoloji Birliğinin açıklamasına göre hiçbir tanısal radyolojik işlem gelişmekte olan embriyo ve fetüse zarar verecek yüksek doz radyasyon içermemektedir

MR çektirmek mümkün müdür?
Gebelikde MR çekimi oldukça yararlıdır, çünkü bebek üzerinde zararlı etkileri bulunan iyonize radyasyon kullanılmamaktadır MR'ın insan üzerinde herhangi bir zararlı etkisi rapor edilmemektedir MR tetkiki gerekli görülmüşse gebeliğin herhangi bir evresinde uygulanabilmektedir

Ultrason neden sakıncalı değildir?
Tanısal ultrasonda değişik frekanslarda ses dalgaları kullanılmaktadır Ultrasonda termal indeks adı verilen ses dalgalarının ısı arttırcı etkisi önemlidir ve 10'in altında olduğu sürece potansiyel risk taşımamaktadır Tanısal ultrasonda düşük yoğunlukta dalgaların 35 yıldan fazla süreli kullanımı ile fetüs üzerinde herhangi bir risk gösterilmemiştir

 

Sevinç isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-11-2007   #53
Profil Bilgileri
Devamlı Üye
 
Sevinç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 332
Üye No: 48
Tecrübe Puanı: 4
Rep Puanı : 354
Rep Derecesi
Sevinç is just really niceSevinç is just really niceSevinç is just really niceSevinç is just really nice
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: Gebelik & Sorunları

Hamilelikte ağız sağlığına dikkat!

Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) Genel Başkanı Celal Korkut Yıldırım, toplumda,

"Hamilelik döneminde bebeğin annenin dişlerindeki kalsiyum miktarını azalttığı, bu nedenle her bebeğin anneye bir diş kaybettireceği" şeklindeki inancın kesinlikle doğru olmadığını belirtti

Vücutta pek çok değişikliğin meydana geldiği hamilelikten ağız ve diş sağlığının da etkilendiği bildirildi

Hamilelikte görülen kalsiyum kaybı ya da diş sorunlarının nedenlerinin farklı olduğunu ifade eden Yıldırım, hamilelik sırasında tüm vücutta olduğu gibi ağızda da bazı değişikliklerin olduğunu, ağız sağlığında yaşanan en önemli değişikliğin östrojen ve progesteron hormon düzeylerindeki artıştan kaynaklandığını söyledi

Yıldırım, artan hormon düzeyiyle birlikte dişler üzerindeki plak birikiminin de arttığını belirterek, plakların tedavi edilmemesi halinde bunun dişeti iltihabına neden olduğunu kaydetti

"Hamilelik gingivitesi" adı verilen bu durumda, dişetlerinin kırmızı, hacim olarak artmış, hassas ve kanamalı hale geldiğine değinen Yıldırım, gingivit (dişeti yangısı) olan bir kadının hamilelik sırasında bu rahatsızlığının şiddetinin artabileceğini vurguladı

Hamilelikte diş aralarının hergün diş ipiyle temizlenmesi gerektiğini dile getiren Yıldırım, şunları söyledi:

"Hamilelik döneminde vücuttaki dengenin bozulması dişlerin çabuk çürümesine uygun ortam yaratır

Dengeli beslenmeyle birlikte C ve B12 vitamin destekleri, ağız sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir

Hamilelik planlanıyorsa veya hamile olunduğundan şüpheleniliyorsa dişhekimi ziyaret edilmelidir İlk 3 aylık dönemde diş temizliği yaptırılması uygundur"

Yıldırım, hamilelikte dişlerin daha çabuk çürümesinin bir nedeninin de, hamilelerin tatlıya, "abur cubur" olarak nitelendirilen gıdaları aşırı tüketmeleri, daha sonra da dişlerini fırçalamayı ihmal etmeleri olduğunu savundu

 

Sevinç isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-11-2007   #54
Profil Bilgileri
Devamlı Üye
 
Sevinç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 332
Üye No: 48
Tecrübe Puanı: 4
Rep Puanı : 354
Rep Derecesi
Sevinç is just really niceSevinç is just really niceSevinç is just really niceSevinç is just really nice
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: Gebelik & Sorunları

Hamilelikte Son 3 Aylık Dönem Önemli


- Uyumakta güçlük çekiyorum, ne yapmalıyım?

Arka arkaya geçen uykusuz geceler kendinizi giderek daha yorgun hissetmenize neden olabilir Gündüz uyumamanız, akşam yemeğini erken yemeniz, ılık bir banyo ve ılık süt içmeniz daha rahat uyumanıza yardımcı olabilir Gebelik döneminde uyku ilaçlarının kullanılması kesinlikle uygun değildir

- Sadece 28 haftalık hamile olmama rağmen göğüslerimden süt geliyor Bu durum normal mi?

Bu gebelikte sık görülen bir durumdur, memeleri emzirmeye hazırlayan hormonlar doğumdan önce süt salınmasına ve göğüslerden süt gelmesine neden olabilir Bu ilk önce sadece cinsel ilişki sırasında olabilir Sıvı beyaz ve temiz görünümlüdür Kanlı ve koyu renkli akıntılar hemen değerlendirilmelidir Doğumdan önce göğüslerinden süt gelen gebelerin bu sütü sağmaması gerekir, çünkü bu işlem erken doğum eylemine neden olabilir Göğüs ucuna koyacağınız pedler ile giysilerinizi koruyabilirsiniz

- Cinsel ilişkide bulunmam bebeğime zarar verir mi?

Gebeliğin son dönemlerinde çiftlerin % 50'si cinsel ilişkide bulunmayı durdurur Eğer eşiniz enfeksiyon taşımıyorsa, cinsel ilişkide bulunmak bebeğin enfeksiyon kapmasına neden olmaz ve bebeğe zarar vermez Erken doğum tehdidi ile istirahat önerilen gebelerin cinsel ilişkide bulunmamaları gerekir

- 28 haftalık gebeyim ve lekelenmem oluyor, normal mi?

Hayır normal değildir Bu doktorunuza hemen haber vermenizi gerektiren bir durumdur Plasentanın (bebeğin eşinin) öne yerleşimli olmasına veya lekelenmeye ağrı da eşlik ediyorsa plasentanın rahim duvarından ayrılmasına bağlı olabilir

Hamileliğin son aylarında bebeğin hareketlerinde azalma ve lekelenme en önemli uyarıcı işaretleridir Mutlaka doktora haber verilip incelenmesi gerekir

- Bebeğimin ara sıra ritmik olarak sıçradığını hissediyorum, normal mi?

Bunlar hıçkırıklardır Diaframın kasılmasına bağlı olarak oluşan hıçkırıklar akciğerlerin gelişimi için önemli olabilir Başladıktan bir süre sonra kendiliğinden kaybolur

- Doğum derslerine katılmalı mıyım?

Bu iyi bir fikir olabilir Böyle dersler süresince bilgi ve deneyimler de paylaşılacağı için kendinizi doğuma daha kolay hazır hissedebilirsiniz

- Non-stres test nedir?

Non-stres test yarım saat kadar süren ve bebeğin incelendiği bir testtir Bu test süresince bebeğin kalp atışları ve rahmin tonusu kaydedilir Reaktif test bebeğin sağlığının iyi olduğunu gösterir Bu test hipertansiyon veya şeker hastalığı olan annelerde, bebekte büyüme geriliği olduğu durumlarda ve miyadı geçen gebeliklerde sık sık tekrarlanır

- Kaç haftadan sonra doğan bebekler yaşayabilir?

Gebeliklerin %10'u erken doğum ile sonlanır Yeni doğanlar için yoğun bakım ünitelerinin olduğu merkezlerde 26 haftalık doğan bebekler yaşabilir 28 haftadan sonra doğan bebeklerin yaşama şansı daha yüksektir

- Erken doğumun başladığını nasıl anlayabilirim?

Bir saat içinde dörtten fazla kasılmanız oluyorsa ve bu durum bir saatten fazla devam ediyorsa erken doğum eyleminin başlamasından şüphelenilir Vajinal akıntı miktarında artma ve sırt ağrısı da erken doğumun habercisi olabilir Bu bulguların varlığında hemen doktorunuza başvurmanız gerekir

- Hemoroidler için ne yapabilirim?

Hemoroidler gebelik döneminde artar, şiddetli ağrı ve kanamaya neden olabilir Gebelik döneminde pelvik bölgede kanın göllenmesine bağlı olarak hemoroidler büyür

Fazla su içmek, erik suyu gibi sulu gıdalar almak, lifli besinlerden zengin beslenmek, bol taze sebze ve meyve yemek yakınmaları azaltabilir Çok şiddetli ağrı olduğu durumlarda ağrı kesici özelliği olan pomadlar kullanılabilir

- Bu güne kadar suçiçeği geçirmemiştim Suçiçeği geçiren bir çocuk ile aynı yerde bulundum Ne yapabilirim?

Suçiçeği enfeksiyonları herhangi bir bulgu vermeden de geçirilebildiğinden birçok kadın enfeksiyonu önceden geçirdiğini bilmez Gebelerin % 95'i enfeksiyonu önceden geçirerek doğal yoldan bağışıklanmıştır Enfeksiyonu geçirmemiş % 5 'lik grup için risk vardır Suçiçeği geçiren biriyle temas edildiğinde hemen bir kan testi yapılarak enfeksiyonun önceden geçirilip geçirilmediği doğrulanmalıdır Bu testler 24 saat içinde sonuç verir Enfeksiyonu önceden geçirmediğiniz tespit edilirse bu virüse karşı immunglobulin (antikorlar) verilerek hastalığı hafif geçirmeniz sağlanır

Hastalığı geçirirseniz bebeğinizin etkilenme şansı % 2'dir En sık görülen problem de bebeğin kol ve bacaklarının normal gelişmemesidir

- Otuzdört haftalık hamileyim Şiddetli sırt ağrılarım var Ne yapmalıyım?

Gebelik döneminde sağlıklı duruş çok önemlidir Hatalı duruş gebelikten dolayı sırta binen yükü arttırarak sırt ağrılarına neden olur Gebeliğin son dönemlerinde bebeğin aşağı yerleşmesi ile siatik ağrısı da başlayabilir Sağlıklı duruş ve sert zeminde yatmak ağrıyı azaltabilir Doğumdan sonra sırt ağrıları azalır

- Aniden bebeğimin aşağıya indiğini hissettim Daha rahat nefes almama rağmen kasıklarımda basınç hissediyorum Bu durum normal mi?

Bu 36 haftadan sonra birçok gebede görülen bir durumdur Bebeğin aşağıya yerleşmesi sizin daha rahat nefes alabilmenizi sağlar fakat daha sık idrara gitme ihtiyacı hissedersiniz Önceden doğum yapmış kişilerde bebeğin aşağı yerleşmesi doğuma kadar gerçekleşmeyebilir

- Doğum sırasında bebeğimin monitörize edilmesine gerek var mı?

Bebeğin sağlıklı olduğunu doğrulayabilmek için monitörize edilmesi gerekir Doğum sırasındaki monitörizasyonun sürekli olmasına gerek yoktur Ancak gebenin şeker veya kalp hastası olduğu durumlarda ve bebekte gelişme geriliği görüldüğünde monitörizasyonun sürekli olması gerekir Bebeğin kalp atışlarında herhangi bir bozulma saptanırsa monitörizasyona sürekli devam edilir

- Nişanenin atıldığını nasıl hissederim?

Hamilelik boyunca rahim ağzında biriken salgılardan oluşan nişane rahim ağzı yumuşamaya ve dilate olmaya (gevşemeye) başladığında atılır Gebeler hafif kasılmalar ve ardından jelatinimsi, kalın bir sıvının vajinadan geldiğini hisseder Bazı gebelerde ise gebeliğin son bir iki haftasında vajinal akıntıda artış olur, bu rahim ağzındaki salgılardan oluşan nişanenin yavaş yavaş gevşeyerek incelmesine bağlıdır Nişanenin atılması doğumun başladığını gösterir

- Gerçek doğum sancılarıyla yalancı doğum sancılarını nasıl ayırırım?

Karnın alt kısmında hissedilen ve genellikle ağrısız olan kasılmalara Braxton-Hicks kontraksiyonları (kasılmaları) adı verilir Bunlara nişanenin atılması ve sırt ağrıları eşlik etmez Doğum sancıları ise giderek daha az aralıklarla, şiddetlenerek ve düzenli olarak gelen ve bir-iki dakika süren ağrılardır Bu ağrılar her beş dakikada bir gelmeye başladığında hastaneye başvurmanız gerekir

- Stres testini neden yaptırmalıyım?

Bu testte rahim kasılması sağlanarak bebeğin bu kasılmalara nasıl cevap verdiği incelenir Meme uçları uyarılarak veya ilaç verilerek rahmin kasılması sağlanır Rahmin her kasılması ile bebeğe giden kan akımında bir miktar azalma olur Sağlıklı bebekler bunu iyi tolere eder Eğer kasılmadan sonra bebeğin kalp atışlarında yavaşlama oluyorsa test pozitif olarak değerlendirilir bu da bebeğin streste olduğunu gösterir Bu durumda bebek hemen doğurtulmalıdır

- Amniyon sıvısı nedir ve ne işe yarar?

Bebeğin içinde yüzdüğü sıvıya amniyon sıvısı denir ve bu sıvının büyük bölümünü bebeğin idrarı oluşturur Bebek nefes aldığında bu sıvıyı yutar ve bu sıvı akciğerlerin gelişmesi için önemlidir Böbreklerinde problem olan bebeklerde bu sıvının miktarı az olabilir Amniyon sıvının miktarı plasentanın durumu hakkında bilgi verir Plasentanın yaşlandığı ve bebeği besleyemediği durumlarda amniyon sıvının miktarı azalır

- İdrarımda şeker bulundu, ne olabilir?

Gebelerin bir çoğunda özellikle yemeklerden 1-2 saat sonra idrarda az miktarda şeker bulunması normaldir Fakat bu durum gebeliğe bağlı gelişen şeker hastalığında da görülür Gebeliğin 24-28 haftaları arasında oral glukoz tolerans testi yapılarak gebeliğe bağlı şeker hastalığı tespit edilebilir Gebeliğe bağlı şeker hastalığı tespit edilirse özel diet uygulanır

- Bacağıma kramp giriyor ne yapabilirim?

Gebeliğin son döneminde çok sık görülen bir yakınmadır Yeterli kalsiyum ve potasyum aldığınızdan emin olun Kalsiyum süt ve süt ürünlerinde, potasyum ise muz ve turunçgillerde bulunur Yatmadan 10-15 dakika önce bacaklarınızı germeniz krampları azaltabilir

- Çok sık midem ekşiyor, ne yapabilirim?

Yemek borusunun alt kısmında tonus azalmasına bağlı olarak midedeki asit yemek borusuna geri kaçar Az ve sık yemek, acı ve baharatlı yiyeceklerden kaçınmak ve yatmadan önce kesinlikle yemek yememek şikayetinizi biraz azaltabilir Antiasit ilaçlar kullanılabilir

- Doğum için ne zaman hastaneye gitmeliyim?

Önceden doğum yapmamış gebelerin sancıları 5-10 dakika aralıklar ile düzenli olarak gelmeye başladığında hastaneye başvurmaları önerilir Önceden doğum yapmış gebelerde doğum daha hızlı gerçekleşir Sancılar 10 dakika ara ile gelmeye başladığında hastaneye gidilmelidir

- Rahim ağzı silinmesi ne demek?

Gebeliğin son döneminde rahim ağzı yumuşamaya başlar, buna rahim ağzı silinmesi denir Rahim ağzı açılmaya uygun hale gelir

- Doğumda poşun (zarların) açılması ne demektir?

Doğum eylemini başlatmak için poş açılabilir Bununla birlikte prostaglandin olarak adlandırılan maddelerin salınması ile kasılmalar başlar ya da şiddetlenir

- Suni sancı ne demektir?

Damardan verilen ilaçlar ile kasılmalar başlatılabilir İlaç verilerek başlatılan doğumlar genellikle uzun sürer

Vajinal yoldan uygulanan prostaglandin içeren jeller de rahim ağzının silinmesini ve doğumun başlamasını sağlar Bu jeller genellikle damardan ilaç verilmeden önce uygulanır

- Bebek kordonu bebeğin boynuna dolanınca ne yapmalı?

Bu durum yeni doğanların %15'inde görülebilir Genellikle bebeğin başı çıkarılırken düzeltilir veya kordon hemen kesilir Eğer doğum sırasında kordon çok sıkışırsa bebeğin kalp atışlarında düzensizliğe neden olur

- Mekonyum nedir?

Doğumdan önce bebeğin sindirim sistemi mekonyum ile doludur Bebeğin bağırsak hareketleri ile mekonyum amniyon sıvısına karışır Bu özellikle miyadı geçmiş gebelerde görülür Bebeğin nefes alması ile mekonyum akciğerlere gidebilir ve mekonyum aspirasyonu olarak adlandırılan tehlikeli durum oluşur

- Vajinal yoldan doğum yapıp yapamayacağımı nasıl anlarım?

Genellikle doğum eylemi başlayana dek vajinal doğum yapılıp yapılamayacağı belli olmaz Günümüzde doğumların % 20'si sezaryen ile gerçekleşmektedir

- Doğum sırasındaki sancıyı azaltmak için ne yapabilirim?

Ağrıyı azaltmak ve kasılmalar arasında gebenin dinlenmesini sağlamak için narkotik ilaçlar damardan kullanılabilir Genelde bu ilaçlar düşük dozda kullanıldıkları için doğumun uzamasına neden olmazlar Epidural anestezi de doğumdaki ağrıyı azaltmak için kullanılabilir Sırta yerleştirilen ince bir kateter aracılığı ile verilen anestezik maddeler ağrıyı azaltır

Bu tip anestezi bazen doğumu yavaşlatabilir Epidural anestezi rahim ağzı açıklığı 4 cm'den fazla olduğunda ve bebek pelvise yerleştikten sonra verilirse doğum eylemi uzamaz

- Epizyotomi nedir?

Bebeğin başının çıkışını ve doğumu kolaylaştırmak amacı ile vajinal kanalın alt kısmında yapılan kesiye epizyotomi denir Epizyotomi açılmadığı zaman özellikle doğum hızlı olursa yırtıklar oluşabilir

- Forseps ve vakum uygulamaları zararlı mıdır?

Tecrübeli ellerde zararlı değildir Her ikisi de bebeğin çıkışını kolaylaştırmak için uygulanır Bebeğin kafasında bir süre sonra kaybolan izler bırakır

DOĞUM SONRASI DÖNEM

- Doğumdan sonra hastanede ne kadar kalmalıyım?

Doğumdan sonra hastanede kalış süreleri giderek kısalmaktadır Bundan 30 yıl önce doğumdan sonra hastanede 1 hafta kalınırken günümüzde en fazla 2-3 gün kalınmaktadır Bebeğin ve annenin sağlığı açısından doğum sonrası hastanede 48 saat kalınması genellikle yeterlidir

- Bebeğimi emzirmeli miyim?

Yeni doğanın beslenmesinde en güzel yol anne sütü verilmesidir Anne sütü hem ucuz, hem besleyici hem de anne ile bebek arasındaki yakın bağın kurulmasında önemlidir Anne sütündeki antikor dediğimiz maddeler bebeğe geçerek bebeğin hastalıklardan korunmasını sağlar Birçok kadın doğumdan hemen sonra bebeğini emzirmek ister, fakat annenin ve bebeğin emzirmeye alışması birkaç gün veya daha uzun sürebilir Birçok anne ilk günlerde bebeğinin yeterli besini alamadığı ve aç kaldığı endişesine kapılır Bebeğin günde 8-12 kez altını ıslatması yeteri kadar sıvı aldığını gösterir

İlk 10-14 günden sonra emzirme ile ilgili problemlerin birçoğu ortadan kalkar ve emzirme zevkli hale gelir

Göğüsleri küçük olan kadınların endişelenmesine hiç gerek yoktur Süt üretimi göğüslerin büyüklüğü ile ilgili değildir Hormonal uyarılar ve bebeğinizin emmesi genellikle yeterli sütün üretilmesini sağlar

- Emzirmek için göğüslerimi nasıl hazırlamalıyım?

Emzirmek için göğüslerin hazırlanmasının gerekli ve yararlı olduğu tartışmalıdır Eğer meme uçları içe dönük ise yararlı olabilir Doğuma 6-8 hafta kaldığında meme uçlarının parmaklar arasında birkaç dakika süre ile döndürülmesi ve bu işlemin günde 4-6 kez tekrarlanması yararlı olur Her banyodan sonra meme uçlarının sert bir havlu ile sert bir şekilde kurulanması da meme uçlarının emzirmenin başladığı ilk dönemlerde çatlamaya karşı daha dayanıklı olmasını sağlar

- Doğum sırasında tüplerimi bağlatabilir miyim?

İstedikleri kadar çocuk sahibi olan çiftlere cerrahi sterilizasyon yani tüplerin bağlanması önerilebilir Gelişmiş ülkelerde üreme çağındaki çiftlerin yaklaşık %17'si doğum kontrol yöntemi olarak tubal sterilizasyonu (tüplerin bağlatılması) seçmektedir Güvenilirliği %998 olan tubal sterilizasyonun kadının cinsel yaşamına ve ruh sağlığına olumsuz hiçbir etkisi yoktur Doğum sezaryen ile gerçekleşiyorsa aynı anda, eğer normal yoldan gerçekleşmişse basit bir cerrahi girişim ile gerçekleştirilebilir

- Hastaneden çıktıktan sonra hangi aktivitelerimi kısıtlamalıyım?

Günlük yaşamınızı çok fazla kısıtlamadan belli aktivitelerden kaçınmanız yeterli olur Ağır kaldırmaktan iyileşene kadar kaçınmanız gerekir Hamilelik döneminde kadının duruşu ve sırt kuvvetinde azalma olur, ağır kaldırdığınızda sırtınıza zarar vermeniz çok kolaylaşır Cinsel ilişkide bulunmaktan da 4-6 hafta süresince kaçınılmalıdır Genital organlarınız tamamı ile iyileştikten sonra cinsel ilişkide bulunabilirsiniz

- Doğum sonrası kontrol için ne zaman gitmeliyim?

Doğumdan altı hafta sonra kontrole gitmeniz gerekir Bu dönemde genital organlarınız gebelik öncesi haline döner

- Doğum kontrol haplarını kullanmaya ne zaman başlamalıyım?

Bebeğinizi emziriyorsanız doğumdan iki hafta sonra başlayabilirsiniz Bir çok kadın doğumdan 4 hafta sonra cinsel ilişkiye girmeye başlar ve hemen tekrar gebe kalabilir Cinsel ilişkiye girmeye başladığınız andan itibaren korunmanız gerekir Emziren annelerin doğum kontrol hapı kullanmasının bebek açısından herhangi bir sakıncası olmadığı düşünülmektedir Fakat doğum kontrol hapları içerdikleri östrojene bağlı olarak sütün azalmasına hatta kesilmesine neden olabilir

 

Sevinç isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-11-2007   #55
Profil Bilgileri
Devamlı Üye
 
Sevinç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 332
Üye No: 48
Tecrübe Puanı: 4
Rep Puanı : 354
Rep Derecesi
Sevinç is just really niceSevinç is just really niceSevinç is just really niceSevinç is just really nice
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: Gebelik & Sorunları

Sezeryan İle Doğum

Günümüzde anestezi yöntemlerinin iyileşmesi, sterilite ve enfeksiyon problemlerine karşı güçlü antibiyotiklerin bulunması, ameliyat dikiş materyallerindeki gelişmeler ve cerrahi tekniklerin ilerlemesi sonucunda sezaryen ameliyatları son derecede güvenli ve kolay bir işlem haline gelmişlerdir Sezaryen hastanın isteğine bağlı yapılabileceği gibi bazı tıbbi zorunluluklar karşısında da yapılabilir Bu tıbbi zorunluluklar, anne veya bebeğe bağlı olabileceği gibi gebeliğin kendine has özel durumlarına da bağlı olabilir Yine yapılacak olan sezaryen ameliyatı, gebeliğin seyrine göre değişik gebelik haftalarında olabilir Genel olarak amaç anne ve bebek açısından en uygun zamanı yakalamaktır İsteğe bağlı (elektif) sezaryen: Ülkemizde, özellikle son senelerde hastanelerdeki isteğe bağlı sezaryen oranları gün geçtikçe artmaktadır Burada herhangi bir tıbbi gereklilik olmaksızın, anne-baba adaylarının tercihleriyle, bebek gününü doldurduktan sonra (38 hafta sonrası), kararlaştırılan bir günde sezaryenin uygulanmaktadır İsteğe bağlı sezaryenlerde en sık karşılaşılan neden anne adayının normal doğumdan korkması, uzun sürebilecek olan eylemi çekmek istememesi, bebeğini en ufak bir risk altına sokmak istememesi ile normal doğumun uzun dönem sonrası olumsuz etkilerinden (rahim ve mesane sarkmaları gibi) kaçınma isteğidir Bebeğin rahim kanalına başla ilerlememesi: Bebeğin doğum kanalına yan, makat veya çapraz olarak gelmesi normal doğumda problemler yaratabilir Normalde tüm gebeliklerin %95’inde bebek başla ilerlerken, diğer durumlar %5 oranında görülür Bu tür durumlarda bebeği riske atmamak için pek çok hekim tarafından sezaryen uygulanmaktadır Plasenta (eş) kısmının rahim ağzını tamamen kapatması: Bu durumda bebeğin doğum kanalında ilerlemesi kanamaya bağlı problemler yaratacak ve hem anne hem de bebek hayatını riske atacaktır Plasentanın (eş kısmının) erken ayrılması: Plasentanın bebeğin doğumundan önce rahim duvarından ayrılmasına “ablasyo plasenta” ya da “plasental dekolman” adı verilir Böyle bir durumda bebeğe oksijen ve besin kaynaklarının akışı bozulur Kanamaya bağlı anne ve bebek hayatının riske girdiği için bu durumda acil olarak bebek doğurtulmalıdır Makrozomi (İri Bebek): Ultrasonda bebeğin tahmini ağırlığının normalden fazla olması durumudur Özellikle ilk gebeliklerde, doğuma yakın zaman içinde bebeğin tahimi ağırlığının 4000 gramdan fazla olarak saptanması durumunda, bebek normal doğum riskine atılmayarak direkt olarak sezaryen planlanabilir Bebeğin kafası ile anne adayının kemik yapıları arasında uyumsuzluk (Sefalopelvik uygunsuzluk): Bu durum halk arasında ‘çatının dar olması’ olarak adlandırılmaktadır Annenin kalça kemiğinin anatomik yapısı ve bebeğin başının bu bölgeye uygunluğu doğum şeklinin kararını etkiler Kalça kemik çatısının dar olduğu veya çatının normal olmasına rağmen bebeğin kafa çapının geniş olduğu durumlarda yine seçilecek olan yöntem sezaryendir Çoğul gebelikler: Şart olmamakla bu tür gebeliklerde sezaryen tercih edilir Özellikle üç ya da daha fazla sayıda bebek varsa vajinal doğumdan kaçınılır İkiz gebeliklerde ise önde gelen bebeğin makat geliş arkadakinin ise baş geliş olması durumunda ilk bebeğin gövdesi doğduktan sonra arkadaki bebek ile kafaları kilitlenebileceğinden bu durum mutlak bir sezaryen gerekliliğidir Bebekle ilgili bazı anormallikler: Bebeğin doğum kanalından geçmesini olanaksız kılan yapısal bazı anormalliklerin varlığında da sezaryen gerekliliği olabilir Bu durumun en önemli örneği bebeğin karın duvarının kapanmadığı ve iç organlarının dışarıda olduğu “gastroşizis” ve “omfalosel” durumlarıdır Vajinal doğum olduğunda bu organlarda ciddi zedelenmeler meydana gelir Bazı iskelet sistemi hastalıkları ile nöral tüp defekti gibi durumlarda da sezaryen gereklidir Yapışık ikiz (siyam ikizleri) varlığında da sezaryen uygulanır Rahimdeki myomlar: Doğum kanalını daraltarak vajinal doğumu olanaksız hale getirebilirler Dev kondilom (genital siğil) varlığında da vajinal doğumdan kaçınılır Ikınmanın riskli olduğu durumlar: Bazı durumlarda anne adayının doğum sırasında ıkınması kendi sağlığını tehlikeye atabilir İleri derecede kalp hastalıkları bu durumun en güzel örneğidir Benzer şekilde beyin anevrizması gibi problemlerde de ıkınma sakıca yaratacağından sezaryen tercih edilir Annede herpes enfekiyonu: Anne adayında aktif genital herpes enfeksiyonu varlığında bebek doğum kanalından geçerken enfeksiyonu kapabilir Bu oldukça riskli bir durumdur Aktif genital herpes varlığında vajinal doğum asla düşünülmez Annenin önceden geçirdiği bazı ameliyatlar: Daha önceden geçirilen sezaryen, myomektomi (rahimden myom alınması), bel fıtığı veya vajinal ameliyatlar nedeni ile sezeryen gerekebilir Vajinismus veya doğum korkuları: Vaginismus cinsel ilişki sırasında vajenin istemsiz kasılmaları ile karakterize bir durumdur Genelde histerik yapıdaki bu kadınlarda vajinal muayene ile doğumu izlemek mümkün değildir Anne adayının normal doğumdan aşırı korktuğu veya muayeneyi tolere edemediği durumlarda da hiçbir tıbbi gereklilik olmaksızın sezaryen yapılabilir Bebeğin sıkıntıya girmesi: Doğum eylemi (travay) izlemi sırasında veya daha öncesinde yapılan NST incelemelerinde bebeğin sıkıntıda olduğunu düşündüren bulguların varlığında acil sezaryen gerekli olabilir Bebeğin rahim içinde gelişme geriliği durumunda sıkı gebelik izlemine gerek vardır Bebeğin sıkıntısının daha da artması acil sezaryeni gerektirebilir Amniyon sıvısının mekonyumlu olması : Bebeğin barsak içeriğine (dışkısına) “mekonyum” denir Bebeğin doğum eylemi (travay) sırasında mekonyumunu yapması sıkıntıda olduğunu gösterir Eğer bebek mekonyumunu yutarsa doğum sonrası akciğer enfeksiyonu gelişebilir Bu nedenle amniyon sıvısında mekonyum saptandığında şart olmamakla birlikte sezaryen tercih edilebilir Doğum eyleminin (travayın) ilerlememesi: Rahim kasılmaları düzenli ve güçlü olmasına rağmen rahim ağzının açılmaması veya bebeğin kafasının aşağıya inmemesi durumlarında sezaryen gerekliliği ortaya çıkar Eylemin ilerlememesinde en önemli neden bebeğin kafasının doğum kanalına uygun şekilde girememesidir Zaman zaman eylem normal olması gereken şekliyle ilerlerken bebeğin kafası doğum kanalının ortasında takılabilir Bu durumda da sezaryen gerekir Kordon sarkması veya kordonun önde gelmesi: Amniyon kesesi açıldığında bebeğin göbek kordonu rahim ağzından dışarıya sarkabilir, bu duruma “kordon sarkması” denilir Son derece acil olan bu durumda kordon sıkışarak bebeğe giden kanın kesilmesine ve bebeğin ölmesine neden olabilir Kordon sarkması varlığında bir kişi elini annenin vajenine sokarak kordonu rahim içine iter ve bu vaziyette ameliyat odasına gidilir Bebek tamamen doğana kadar kişi elini vajinadan çıkarmaz Kordon, su kesesi açılmadan elle muayenede önde geliyorsa bu duruma “kordonun önde gelmesi” denir Yine yapılacak işlem sezaryen operasyonudur Bazı durumlarda ise doktor anne adayına özellikle sezeryen önerebilir Gebeliğin çok zor elde edildiği ya da ikinci bir gebelik şansının düşük olduğu ileri anne yaşı, gebeliğin tüp bebek sonrası oluşması gibi durumlarda normal doğumun bebeğe yüklediği risklerden kaçınmak ve bebeğin sağ olarak dünyaya gelmesini garanti altına almak için sezaryen tercih edilebilir Eskiden literatürümüzde "kıymetli bebek" olarak geçen bu durum, daha sonra bu terimin anlamsızlığı nedeniyle terk edilmiştir Her ne olursa olsun tüm bebekler kıymetlidir kıymetsiz tek bir bebek bile olamaz

 

Sevinç isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-11-2007   #56
Profil Bilgileri
Devamlı Üye
 
Sevinç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 332
Üye No: 48
Tecrübe Puanı: 4
Rep Puanı : 354
Rep Derecesi
Sevinç is just really niceSevinç is just really niceSevinç is just really niceSevinç is just really nice
Reklam
www.dantel-orgu.com
Standart --->: Gebelik & Sorunları

Sezaryan nedir?
· Sezaryan oranı neden artıyor?
· Sezaryanın riskleri
· NEDEN SEZARYAN ILE DOĞUM?
· Isteğe Bağlı Sezaryan

Anne doğum için hastaneye yatalı 6 saat olmuştu Sancılar oldukça şiddetli geliyordu Başlangıçta herşey yolundaydı Doğum ilerliyordu Ancak son 2 saattir bazı şeyler ters gidiyor gibiydi Kuvvetli sancılara rağmen Can'ın pozisyonunda bir değişiklik olmamıştı Aynı yerde duruyordu Sonunda Anne'nın hekimi kararını verdi Kemik çatı yeterince geniş değildi ve bebeğin kalp sesleri sıkıntı belirtileri gösteriyordu Doğumu sezaryan ile sonuçlandıracaktı Bu durum Anne'nin ve Baba'nın pek hazırlıklı olmadığı bir karardı Kendilerini hep normal vajinal doğuma hazırlamışlardı Aylarca nefes egzersizleri yapmışlar, konu ile ilgili birçok kitap okumuşlardı Acaba başka çare yok muydu?
Evet her doğum eyleminin sezaryan ile sonlanma olasılığı vardır Hamileliğin son günlerinde en çok merak edilen konu doğumun ne şekilde olacağıdır Genelde normal doğum istenir
Normal Doğum Nedir?
Normal doğum Can'nın başının önde olarak vajinal yoldan olduğu doğumdur Bir vajinal doğumun normal olup olmayacağı Can doğana kadar kesin olarak kestirilemez Son anda bile bazı şeyler ters gidebilir Ancak önceden yapılan muayenelerle doğumun normal olma şansı hakkında hekim bir kanı edinebilir
Özellikle Ülkemizde sezaryana karşı bir korku vardır Sezaryanla doğan kadınların yarım kalacağı ( O'da ne demekse?), iyileşmesinin çok güç olacağı, karnının şiş kalacağı söylentileri dolaşır durur Bunların hiçbiri gerçekleri yansıtmaz


Sezaryan nedir?
Sezaryan ile doğum Can'ın ve sonunun , Anne'nin karnından uterusu açarak çıkartılmasıdır Can'ın ve Anne'nin sağlığını tehdit eden her durumda ya da vajinal yolla doğumun imkansız olduğu durumlarda sezaryan yapılır
Sezaryan ameliyatı dünyanın bildiği en eski ameliyatlardandır Tıbbın ve teknolojinin ilerlemesiyle ameliyat tekniği çok gelişmiştir Ameliyatların mikropsuz koşullarda yapılması, kan verilebilmesi, kuvvetli mikrop kırıcı ilaçlar, modern cerrahi malzeme ve genel anestezi vermeden belden yapılan uyuşturma sayesinde ameliyatın tehlikesi çok azalmış, nerdeyse normal doğum kadar tehlikesiz olmuştur
Normal koşullarda ameliyat 45 dakika kadar sürer Can ameliyat başladıktan yaklaşık 10 dakika sonra çıkarılır Sonra kesilen katlar dikilir Can'a ulaşmak için cildden başlayarak 8 kat tabaka kesilmekte ve sonra dikilmektedir
Bu tabakalar sırasıyla
- Cilt,
- Cilt altı yağ dokusu
- Kasların koruyucu kılıfı